Evet yıllardır kendi kendimize veya okullarda öğretmenlerimiz sayesinde kafamızda oluşan en büyük sorulardan biri bu değil midir? Sanat sanat için midir yoksa sanat toplum için midir? Bu sorunun cevabını kendi kendimize vermemiz en doğru çözüm olabilir. Böylelikle içimizdeki sanat ruhunun neyi temsil ettiğini anlayabilir ve geleceğimize bu yönde ışık tutabiliriz değil mi?

Kitaplarda, internet sayfalarında hep sanat ürünlerine rastlarız, ama bir kere oturup düşünür müyüz acaba sanatçı bu sanatı icra ederken neyi düşünüyordu? Düşüncesi insanlar mıydı yoksa kendi fakirliği mi onu bu eseri yapmaya itmişti. Yoksa hiçbir etki altında kalmadan sanat yapmak için mi sanat yapıyordu.

Biz halk olarak sanatçıların içini boşaltmayı çok severiz ya. Sadece sanat için değildir bu tarihteki eski bir karakter veya eski bir imparator. Neyi neden yaptığından çok yanlışlarıyla yargılarız ya hani. Ama tarihi şahsiyetler başka bir konumuzun en büyük başlığı olabilir. Neyse sanatçılar.. Örneğin Nazım Hikmet. Onu şu anda o kadar kolay yargılıyoruz ki. Piraye’sini, Vera’sını düşünmeden ağzımıza dolayabiliyoruz. Oysa ki şunu bilmiyoruz: Nazım aşka aşıktı, sanatını bu aşkıyla yapıyordu. Yok şunu sevmiş bunu sevmiş, kimin kimi sevdiği ilgilendirmez bizi. Bizi o sanatçının sanatı ilgilendirir değil mi sevgili okur?

Neyse işin sanatına dönelim. Mesela Sistine Şapeli değil mi? İnanılmaz bir sanatın ürünü duvarları. Michelengelo bunları yaparken ne düşünüyordu? Sanatı mı yoksa dini insanlara böyle anlatmayı mı? Hiç baktık mı o resimlere neleri anlatıyor diye, içindeki o hava neyin ürünü diye? Günümüze ışık tutan Rönesans ressamları sadece kilise duvarlarına dini içerikli resimler yaparak kendilerini geliştirmişler, istemedikleri halde bu bir sanata ihanet midir?

Sanatçılar eserlerine farklı anlamlar katılmasını severler. Özellikle soyut ve sürrealist çalışanlar bir şeyleri doğrudan anlatmak isteselerdi realist çalışırlardı değil mi?

Sanata ihanet. Evet büyük bir yargı değil mi ama biz insanlar severiz bunu. Mesela Salvador Dali. Hastalığının son yıllarında resim çizecek gücü olmadığını farkettiğinde resimlerini asistanlarına çizdirip altına kendi imzasını atarmış. Bunlar ihanet midir sanata?

Amacımız ihanet değil ama sanatı ne için yaptıkları. Michelengelo o resimleri kilise için çizerken ne düşünüyordu. Amacı insanlık mıydı yoksa sanat mı? Yukarda dedik ya belki de o resimlerin içinde gerçek bir sanatseverin görmesini umduğu bir şey vardı. “Ben yaptım siz yapmayın” mı diyordu acaba. Bunu görebilmek kolay mı? Asla kolay değil çünkü o Michelengelo. Bu dönemden ona bakıp yargılayamayız. Büyük bir sanatçıyı 2017 kafasıyla mı sorgulayacağız.

Belki de herşey egoyla alakalıdır, belki de sanatçıların egoları sanatın ne için olduğunu belirleyendir. Sanatçı sanatını kendine saklayıp kimsenin anlamamasını istiyorsa bu onun tercihidir, ama başka bir sanatçı eserlerini herkesin bileceği şekilde halka sunuyorsa, onların bir şeyler öğrenmesini istiyorsa da bu tercih onundur. Çünkü nedir biliyor muyuz? Fazla mütevazilikte, halkı kendinden üstün tutup onlara bir şeyleri öğretmek, kendi düşüncelerini onlara yaymakta bir egodur. Her neyse biz sanatı sanat olarak görmeye devam edelim ve diyelim ki sanat, sanattır; için değildir…