samizdat

wikileaks is the first global samizdat movement. the truth will surface even in the face of total annihilation.

wikileaks twitter üzerinden böyle buyurmuştu kendini ki yalan söylemediği gayette söylenebilir. nedir samizdat olayı bunu anlatalım dedik. samizdat rusça bir kelime. sam (kendi, kendi ile) ve izdat (yayımcı) kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuş. kişisel yayım, kendi basım bir nevi “do it yourself ” demek oluyor. kapsama alanında ise 1950lerde sovyet bloğunu oluşturan ülkelerdeki kaçak yayınlar ve bunların el altından dağıtılması bulunuyor. komünist rejim tarafından sansürlenen yayınların kopyaları kısa sürede basılır ve bu kopyaları alanlar el yazısı ya da daktilo ile yeni kopyalar üretip dağıtmaya devam ederlermiş. içerikleri pek tabii ki sovyet hükümetinin politikalarını eleştirmek üzerine yoğunlaşmış. şiir ile başlayıp diğer bütün formlara yayılmış. en güzel tanımı vladimir bukovsky yapmış:

… ben onu kendim yarattım, düzenledim, sansürledim, yayınladım, dağıttım, ve [belki] onun için hapse girdim …

yasak edebiyat eserlerinin ve süreli yayınların çoğaltılma teknikleri, karbon kağıdı yardımıyla el yazısı olarak ya da daktiloyla birkaç kopyayla başlayıp daha büyük nicelikte yarı profesyonel baskı makineleriyle çoğaltmaya kadar değişiklik gösterirmiş. çoğaltma makineleri, baskı makineleri ve daktiloların bile kgb’nin kontrolü altında olunan bir ortamda sıkıntı yeterince ortada ama bu yayınlar baskı teknolojisinin gelişmesinin de yardımıyla 1990’ların başında sovyetler birliğinin dağılmasına kadar dağıtılmaya devam etmiş. en bilinen ve uzun süreli samizdat chronicle of current events 15 yıl boyunca 63 sayıyla sovyetlerde insan haklarını savunmaya adanmış. 1970’lerde bu yayınlar batıda pek popüler hale gelmiş; iki samizdat yazarı boris pasternak ve aleksandr solzhenitsyn nobel edebiyat ödülü almış. samizdatlar sadece sovyetlerle sınırlı kalmamış; polonya, çekoslovakya ve çin gibi diğer komünist rejimlerde de sık kullanılanlar arasındaymış. her ülke kendi politik durumuna göre ürünler çıkarsa da temel nokta ürünlerin sansürsüz bir şekilde hazırlanıp dağıtılmasıymış.

abd’de 1973-93 yılları arasında 244 sayı çıkaran the berkeley samisdat review mevcut. türkiye’de de bildiğim kadarıyla tek sayı yapmış samizdat fanzin var. samizdat lafı bir çok özgür paylaşım için kullanılan ortak bir payda haline gelmiş durumda. kitle iletişim araçlarının diktatörlüğünden kurtulmak, politikacıların ve kapitalin yarattığı tekelden uzaklaşmak ve bilgi akışının özgür bir şekilde yapılmasını sağlamak adına atılmış ilk adım olarak da sayabiliriz kendilerini ki sayıyoruz.

ayrıntılı bilgi isteyenlere her daim yolunuz açık diyoruz;