Menü Kapat

şaibeli yurdum cinnet vatanım

yüzde doksan dokuzu “Türk”, yüzde doksan sekizi “Müslüman” ve yüzde sekseni merkez partici, cumhuriyetin 75. yılında 10. yıl marşıyla coşanların yurdu, bir yumurtayı yedi kişi taşısalar dahi kıranların yurdu, konformizmin batağında göt göbek yapan, sonra da düz karınlı, geniş omuzlu ve kaslı bedenlere sahip olmak için badi şeypırlaştırılan rating hamdi çağının susturulmuşlar yurdu, Sünnileştirilmiş, Heteroseksüel ve sapına kadar erkek, tantunili ve okeyli ve internetli kahvehaneleri olan, cafelerinde ve restoranlarında az şekerli Türk kahvesi yerine nescafe-expresso içilenlerin yurdu, oturdukları cömert sofraların kendi “seçilmişlikleri” ve alın terleriyle ilgili olduğu yalanına inanan ve o sofranın afiyet köşelerine kan ticareti yaparak oturan sömürgelerin yurdu, hüneleri avuçlarında ayupları koltuk altlarında olan maskeli iki bin yüzlüler yurdu, nasıl Osmanlı’nın kurbanlarını şehvetin ve korkunun eflatun ekranlarından izleyenlerin yurdu, bir imamın durmadan kırmızıyı anlattığı, bir güruhun ellerini kurt kafası yaparak kırmızıyı anlattığı damarları şaha kalkmışların yurdu, grekoromen cümlelerin sağanak gibi yağdığı ve eprimiş yeşil çam filmleri tecavüzcüsünden talk-showcu çıkaranların yurdu, tanrıları, Allahları ve bavullarıyla kente gelmiş, soluk kilise suratlı adamların akşamına orospu dadanan kadınlarıyla sıkıntıyı spermle, spermi parayla takaslaştıranların yurdu, soğuk istasyonlarda, parklarda, otobanlarda, apartman girişlerinde ve boşlukta sallanan, sarısı içe çökük yoksul suratlarına hüzün çökmüşlerin yurdu, “bu ülkenin bütün kanunlarını ben yapayım” diyen ve “asmayıp ta besleyelim mi” diye soran taklitçi ressam generalini 20 yıl sonra bile yargılamayanların yurdu, kitleleri ilgilendiren her şeyin önünde yerlere kapanan kitle dalkavuklarının yurdu, orada bombalanan köylere “gitmesek te görmesek te o köy bizim köyümüzdür” şarkısını mırıldananların yurdu, kırmızı hodri meydan bakışlı hilal bıyıklı ve after shave koku liboşların ve badem bıyıklı takunyalıların the aslan sosyal demokratların yurdu, bir orta yol bir denge arayışında, karşıtlıkların ince çizgisinde yürüyen dengenin peşindeki ip cambazlarının yurdu, körlerin şarkılarına bozuk paralar atarak ve sokak çocuklarından mendil satın alarak vicdanlarına masaj yapanların yurdu, temsili demokrasinin tamponlu dipçiği propagandanın ve unutmanın iplikleriyle yalan örenlerin yurdu, kiralık katillere şeref dağıtan çilli lideriyle, faili meçhul cinayetler komisyonunu bir seri katile teslim edenlerin yurdu, “ben memurun rüşvet alanını severim” diyeni başbakan, ülke kan gölüne dönmüşken “bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz” diyeni cumhurbaba yapanların yurdu, yaşamın çok çok az seyrek bulunan viskozitesini, hazzı, tutkuyu, tadı ve güvenlik ve uyum uğruna bile isteye isteye feda edenlerin yurdu, sıradışılıktan ürperen sıradanlığı kutsayanların yurdu. Uşak ruhluluğun kolektörlerinin ve kişiliksiz Sinan’larının yurdu, kültürden yoksun, sevimsiz, duyarsız ve bayağılık tutsaklarının yurdu, kendilerine duydukları sahte güvenin, kof kibrin arkasına gizlenen ve yüce erek erdem nedir bilmeyenlerin yurdu, güzelliğe tapan, onu tapılası bir gül ağacı gibi gezegenimize dikmeye çabalayanların yurdu, en iyi seyircilik oscalarını hiçbir ulusa kaptırmayanların yurdu, falaka, dayak, çarmıha germek, asmak, baş aşağı asmak, kancaya atmak, kazığa oturtmak, topa koyup uçurtmak, çivileme, boğma, gırtlak kesmek, aç köpeklere yedirtmek, kırbaçlama, çuvala sokma, mengeneye sıkıştırma, soğuk suya daldırmak, parmakları kırmak, derisini ince yüzmek, burnunu kesmek, gözlerini çıkartmak, elektrik, Filistin askısı, uçuruma sarkıtmak, az yüksek bir yerden atar gibi yapmak, göz bağlamak, boş araziye götürüp tetik çekme, çuval içine kediyle kapatmak, tırnak sökmek, tabutluğa koymak, sıcak su banyolarından sırasıyla geçirtmek, tecavüz, kardeşine, kızına ve oğluna tecavüz etmeye zorlamak, demir sandalyeye bağlayarak elektrik vermek, ıslak vücuda elektrik vermek gibi tüm işkence yöntemlerini uygulayanların yurdu, üniversiteleri önce kışlaya ardından ticarethaneye dönüştürenlerin yurdu, memleketten çok banknot sevdalılarının yurdu, bilirkişi tak fişi bitir işi tarifesinin yurdu, tapuda vergi dairesinde okulda karakolda gümrükte mahkemede postahanede hastanede bankada icra dairesinde lokma sakal payı alan memnun memurların çorba parası bahşiş veren memnunların yurdu, zehirli atıklar nükleer atıklar yayarak zehirledikleri 70 küçük gölün ekolojik dengesinin bozulması üzerine göllere kanallar vurarak kurutup toprak doldurup köylülere zehirli toprak dağıtan zehirli sömürgenlerin yurdu, “Kürk kökenli” diyerek 200 van kedisini imha eden faşist mahlukatların yurdu, Samsun’dan Erzurum’dan Sivas’tan başlayan kurtuluş yolunu Washington’a Brüksel’e Tel aviv’e çevirenlerin yurdu, tarım ve hayvancılık ülkesini et ve buğday ithalatçısına dönüştürenlerin yurdu, Sivas, Balıkesir, Sinop, Tokat, Uşak ve Zonguldak; seçmene şirin gözükelim havalimanları krizde tasarruf tedbirleriyle kapatanların yurdu, çeyiz mağazasının tanıtımını silikonlu gazeteci mankenlere yaptıranların turdu, lale devrini andıran lüks otel düğünlerinin yurdu, adam kayırma görev ve yetkiliyi kötüye kullanma cennetinin yurdu, naylon fatura keserek beslenen şirketlerin, palazlanan ticaret odalarının yurdu, gümrükleri hayali ihracat kuşatmasında kalmışların yurdu, Hollywood Türçe’siyle konuşma hayranlarının yurdu, ihanet oyunun kapalı gişe oynandığı insanların yurdu, soykırım iddiaları karşısında bazı araştırmacılar belgeleri yırtıyor gerekçesi ile Osmanlı arşivlerini açmayanların yurdu, mama firmalarından mamalanarak anne sütünü zararlı ilan edenlerin yurdu, ölüm müsteşarının partisini meclisin ikinci partisi haline getirerek yücelten derin milletin yurdu, elleri kanlı cepleri dolarlı yeşillenmiş devlet memurlarının yurdu, iş takipçişi parlementerlerin yurdu, V.I Lenin’den altıncı Lenin türeten istihbaratçıların yurdu, tenuzun tipinde hamsi cibu cilu örgüt, titrek hamsi örgütünü ele geçirenlerin yurdu, bireyler yurdu, anneleri Cumartesi anaları, şehit anneleri ve kedi anneleri olarak üçe parçalayanların yurdu, medeni hukukun şımarık çocuğu resmi evlilik ile imam nikahını bulamaç yapanların şamata yurdu, her yerde kan akıtıp her yerde kaç içenlerin yurdu, körlerin şarkılarına bozuk para atanların yurdu, “Kahrolsun İnsan Hakları” yürüyüşü düzenleyen polislerin yurdu, mobil telefonlara cep diyerek ağızlarına yerleştirenlerin yurdu, 1 Kasım 1928 tarihli 1533 sayılı yasadaki “Ke’yi altmış yıl sonra ‘KA yapıp, Ke’ye Ke diyenleri vatan haini, Ka diyenleri vatansever ilan ettikten sonra Ke’ye Ke deme hakkını anayasal hakka dönüştürenlerin yurdu, Vietnam’da on binlerce Vietkong gerillasını imha eden yeşil berelileri Bolu dağcılık okulunda yetiştirenlerin yurdu, ilaç kartellerinin araştırmalarına ve işkence araştırmalarına mecburi bilimsel katkı yapanların yurdu, pisliğin üzerini örtmek için pisliğin üzerine oturmuş, iş takipçişi, yalan vaizcisi, Mit’e yakınlaşmak içi müsteşar damadı olan yaşamını güçlü generallere ithaf etmiş, düşük yoğunluklu savaş çığırtkanı, manken düşkünü, emperyalizm işbirlikçisi, mandacı, çilli prof etekleri altında yer kapmak için izdiham yaratan, polis copunu mümkün olsa kravat olarak takabilecek, tüm polis şeflerine secde eden, kamunun bilme hakkı gaspçısı, tinercileri linç eden, hortumcu kapıcısı, Kardak krizinde şahin Kıbrıs olayında “ver kurtul”cu, Abd gezisine katılıp ayaklarını papazlara yıkatan, yükselen alçaklık değerlerinin para tapınıcıları, tek telli tek sesli iki bin yüzlü ıslak boyalı basının boyalı ve paralı kıklarının yurdu,

Güzellikleri kelimelerinin gürültüsünden, teknoloji çöplüğünden yok edilmişlerin yurdu,
Benim şaibeli yurdum cinnet vatanım.

ömer naci
Öz Anlatsam roman olur!

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.

paylaşım