Rüştü #1 – Joanna Hogg

Hollywood’un son yıllarda başlattığı yüzeysel günah çıkarma (arınma) denemeleri tüm dünyada küçük de olsa anlamlı değişimlere ilerlemelere yol açabiliyor. Yetenekleri üzerinden değerlendirmeksizin babasının kızı (Sofia Coppola) veya yenge (Kathryn Bigelow) kontenjanı dışında kadın yönetmenlere de kendi sinemasını özgürce yapma şansı sunulabiyor. Jane Campion, Chantal Akerman, Agnes Varda gibi insanların da çabaları ile Kelly Reichardt, Claire Denis, Chloe Zhao, Debra Granik, Anahita Ghazvinizadeh, Joanna Hogg, Lynne Ramsay, Greta Gerwig ve Maren Ade gibi kadın yönetmenler ciddi bir bütçe ve temsil şansı bulabilir hale geldiler.

Kişisel arşiv denemem olarak kendimce “en az üç” kayda değer film yapmış olduğunu düşündüğüm isimlere “rüştü” payesi veriyorum. Bu minvalde eleğimden geçen 800’ü aşkın yönetmenden henüz kitlesini bulamamış olanlarını buradan duyurmayı düşünüyorum. Başlangıç filmi olarak bir “anahtar” film ve ayırabilirsem başyapıt filmi önerimi de ekleyerek yönetmen sinemasını biyografik olarak izleme niyeti olan sinefil ruhlara seslenme niyetindeyim.

Bu güruh içinde bahsetmek istediğim ilk isim: Joanna Hogg. Stüdyo veya bağımsız fark etmeksizin özellikle başrol kadınları bir melodram kaynağı olarak kullanan yapının aksine Joanna Hogg kadınları yoğun varoluşsal dramaları sukunetle karşılamakta ustalar. Tilda Swinton’lu The Souvenir (Part One) ile izleyici-eleştirmen kitleyi yakalayan Hogg’u izlemeye başlamanın tam sırası bence. Yemek masasında, koltukta vuku bulan gerçek diyaloglar yazabilen bu kadın elbette ki herkese göre değil ancak anahtar filmimizi sevecekler için eşsiz bir anlayış içerdiğini söyleyebilirim.

Değerini bilelim.

Anahtar film: Archipelago (2010)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir