Menü Kapat

robonima’dan – afrodeo & bigeira eternelle

hissederek, yaşayarak, tamamiyle içten ve her şeyini vererek yapılan üretimlerin kıymetini genelde o süreçlerden geçenler dışındakilerin görmezden geldiği gibi bir gerçek var. bizim ise reklamlar yerine bu tür oluşumları sürekli gözünüzün önüne koyma gayretimiz olduğunu biliyorsunuz. omuz omuza durduğumuz bu güzel oluşumlardan biri ise robonima, kendilerinden daha bahsetmiş ve kendileriyle karga’da güzel bir etkinlik yapmıştık. bir de röportaj serisine kendileriyle devam edelim dedik, onlar da kırmadılar ekipten iki gönüllü sorulara yanıt verdiler. farklı karakterler ama benzer hisler. bizim kadar keyif alacağınızı ve paylaşacağınızı umuyoruz.

afrodeo -> soundcloud | mixcloud | tumblr
bigeira eternelle -> soundcloud | mixcloud | behance | blog


Kimdir?

Bigeira Eternelle, 1995 yılında evrendeki fiziki bedenini buldu ve kavurucu Temmuz ayında Tekirdağ’da, Hilal Seven adıyla fani dünya hikâyelerine dâhil olmaya başladı. Bige ve İra isimlerinin birleşmesiyle oluşan Bigeira, arafta kalmış ruhların kavgasına son vermeyi hedefleyen ruh yamasıdır. Uzlaşmacı iyimserlikle doğa güzelliklerini ve ruhun dışavurum yardımcısı olan sanat oluşumlarını keşfetmeye çalışan, salt ruhu yakalayıp kendi ütopyasında besleyen, izafi zamanda savrulan ve sonsuz (Eternelle) gezegende, karanlığın neonlarla bezeli ormanında, iç huzur dürtüleriyle var olan pelerinli bir ruh avcısıdır.

Alfrodeo, Adım Evrim. Çeşitli medyumlarda ürettiğim deneysel çalışmaları kendi küçük çevreme yaymakla ve insanları kendi dünyamın bir parçası olmaya ikna etmekle meşgulüm. Avusturya’da sakin bir hayat sürdürüyorum.

Neden?

BE: Çoğu şeyin simülasyon ve kurmacalara dayalı olduğu evrende sona kalan en zorun; ruh oluşumu ve ruhsal temasın olduğunu düşünüyorum. Müzik benim için ruha dokunan, uzaya yolcu eden, yeni hislere gebe bırakan, her bedende farklı ruh oluşumunu başlatan, yadsınamaz yücelik vasfına sahip olandır. Her şey müziktir fakat işlenmemiştir ve müziğin oluşumunu tamamlatan şey duygu karmaları ve dürtülerle harmanlanmış hislerle buluşturan öznel ruhtur. Tabii tamamlanma süreci hiçbir zaman bitmiyor, kişi arayış halinde ve çekim yaratan diyarlar arayışında oluyor. Robonima ile  karşılaşmam ve oluşuma tanıklık etmem tam da bu arayışımın en yüksek seviyelerde olduğu süreçte oldu. Önder (Gramafonia) ile şu an zamanını tam çıkaramadığım bir zamanda iletişime geçtik, bir şeyler kuruldu, dağıldı, ufalandı, ayrıştırıldı ve sonunda yamalar tümleştirilerek Robonima kolektif ailesi oluştu. Karanlığa hapsolmuş duygularımızı törpüledik ve ruhani kamçılarla, müzikal titreşimleri kullanarak soyut terapilerimizi elde ettik.

A: Sanat eserleri için mıknatıs benzetmesi yapıyorum. Bir mıknatıs sadece bazı metalleri çeker; ancak bazı metallere ya da diğer malzemelere etki etmez. Eserlerimiz aracılığıyla kavuşmayı arzuladığımız insanlar var. Robonima’yı kurarken de aklımızda geleneksel bir plak şirketi olmaktan ziyade, bağımsız sanatçıların birbirlerine kolay ulaşabilecekleri bir ağ oluşturmak vardı. Nitekim kurucumuz Gramafonia’nın girişkenliği mesafelerin hızlıca katedilmesini sağladı. Robonima ailesi genişledikçe, her bireyin kendi manyetik alanı da genişledi.

Düşlerinde ne var?

BE: Düşlerim sonsuz düşsel denizimde taklalar atarak yoluna devam eden yunus sürüsünü takip ediyor.
2014 ten beri devam etmekte olduğum illüstrasyon ve kolaj çalışmalarımın üzerine birçok proje aklımda dönüp duruyor. Bunu yanı sıra yakın zamanda gerçekleşecek olan sergilerimde öncekilerden farklı olarak, tiyatral performans eklemeyi ve oda tiyatrosu oluşturup resimlerimde anlatmak istediğim duyguları bedensel boyuta taşımayı hedefliyorum, bu düşünce zihnimin bir köşesinde provalarını sürdürüyor.
Müzikal anlamda yaptığım alternatif  “rock”  ve “neo blues” türüne yakın gitar oluşumlu besteler ve elektronik müzikle derlediğim şiirsel müziğin yanı sıra, “dark wave” türünde synth sesleri ağırlıklı, melodramatik şiirlerden oluşan, karanlık yalnızlığı yakalayarak insanlara kendi ütopyalarındaki iç huzura ulaşmalarını öğütler nitelikte olacak gerçekleşmeyi bekleyen EP projem var.
İnandıklarım ve hissettiklerimin üzerine gitmeyi, onlarla “mutualist” ilişkiler kurmayı seviyorum. Yapmamız gereken asla pes etmemek, üzerine yürüyüp onları ehlileştirerek iç huzur ütopyasına dâhil etmek. 2013’de açmış olduğum bloğumda paylaşmış olduğum yazı ve şiirlerimde bu sürecin içsel karmaşasından oluşuyor. Hali hazırda bekleyen yazılarımı derleyip önümüzdeki yıl kitaplaştırarak sizlerle buluşturmayı umuyorum.

A: Geçenlerde morsların 84 saati uykusuz geçirebildiklerini öğrendim. Tüm ilgi alanlarıma yeteri kadar vakit ayıramadığım için, zaman zaman bir morsun uyku düzenine sahip olmayı düşlüyorum.

Ne yapmalı?

BE: Durmadan üretmeye devam etmeli. Bazen kan ter içinde kalmış hal ile ruhani cenneti düşleyerek soluklanmalı ve sonra tüm kamçıları zihne kabullendirerek zorlukları sağaltımcı bilip, kötüleri alt ederek yola devam etmeli.

A: Günlük tutmalı.

İlham verenler?

BE: Evrendeki ilk nefesten itibaren devam eden bilinçaltı beslenmeleri ve istemsizce kodlanmış rol modellerin yanı sıra bana ilham veren şeyler, doğa, sanat ve ruhsal çekimine girdiğim insanların tümü. Bu insanların başında gelen, lise dönemimde keşif için girdiğim kitapçıda kapak fotoğrafıyla beni büyüleyen “Just Kids” (Çoluk Çocuk) kitabının yazarı ve aynı zamanda punk rockın doğmasında büyük rolü olan punkın vaftiz annesi,  muazzam şiirsel ses, Patti Smith. Patti’nin iç dünyasıyla buluşmam hayatımın miladını oluşturdu diyebilirim.
Gözümün gördüğü renkler, tonlar, kulağımın işittikleri… Yapmış olduğum tüm gözlemler ve duyularımla algıladıklarım bende yer ediyor ve oluşumlarımın yardımcısı oluyor. Pazar yolunda yürürken yayılan yeni kesilmiş bal kabağının kokusu kimi insanı etkilemezken beni derin bir turuncu içine hapsediyor. Bence hissetmek ilhamın bütünüdür.

A: Goethe, Kierkegaard ve eski sevgililerim bana her zaman ilham vermiştir.

Ne okuyalım?

BE: Her ne bizi çekiyorsa ve neyin çekimine kapılmak istiyorsak, bilinçli keşiflerimizi ne üzerine geliştirmek istiyorsak onu bulmalı ve okumalı. Sonrasında etkilerini derinine hissetmeli. Ben bilinçli keşiflerimin dışında beni yeni düşüncelere, meraka ve sorgulamaya sevk edecek eserleri seviyorum.
Kaos’un Kutsal Kitabı, Böyle Buyurdu Zerdüşt ve Bulantı kitaplarını okuyup önce zihinde hiçsizliği keşfetmeli ve sonrasında hiçten var etmeye başlamalı.

A: Sevdiğimiz yazarların sevdiği yazarları.

Ne dinleyelim?

BE: Açıkçası bu benim için en zor soru J Sizleri şuraya alayım, mixcloud.com/bigeira

A: Afrodeo’nun Sovyet Montajı serisini çok beğeniyorum.

Ne izleyelim?

BE: Şuan aklıma gelmeyen olacak muhakkak, uçsuz bucaksız…
Çekmeceler, Ali’nin Sekiz Günü, Kader, Yer altı, Zenne, Baskın: Karabasan, Bir Zamanlar Anadolu’da, Kış Uykusu, Sen Aydınlatırsın Geceyi, Three Colours üçlemesi, Black Swan, Naked, Young&Beautiful, Nymphomaniac serisi, Control, Amy, Janis: Little Girl Blue, They Live, The Runaways, Philip KDick’s Electric Dreams, Black Mirror, Westworld, Mr. Robot, The Strain, True Detective, American Horror Story…

A: Michael Glawogger’in belgesellerini ve metrodaki yalnız insanları.

Kimlerle tanışmak isterdin?

BE: Barış Manço, Cem Karaca, Ayten Alpman, Sevinç Tevs, Erkin Koray, Yaşar Güvenir, Tanju Okan, Yavuz Çetin, Jim Morrison, Jimi Hendrix, Amy Winehouse, Janis Joplin, Billie Holiday, Chet Baker, Ellie Fitzgerald, Grace Slick, David Bowie, Kurt Cobain… Uzayıp giden davetliler listesiyle bir akşam yemeği harika oldu. Özetlemek gerekirse hayalim zamanda yolculuk etmek.

A: Yevgeni Zamyatin ve George Orwell ile bir pastanede oturup “Biz”-“1984” sohbetine girişmek isterdim.

<etilen>bize ne sorarsın </etilen>
Etilen’in yanında ne iyi gider?
<etilen>bira. </etilen>

<etilen>Bu soruyu kendin sorup, kendin cevaplar mısın? </etilen>
Hey Johnny, what are you rebelling against?
-Whadda you got?

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.

paylaşım