RE

Kalabalık şehirler, özellikle de İstanbul, gözlem yapmayı sevenler için biçilmiş kaftan. Her semtinde, her sokağında başka başka insanlar, başka başka hikayeler…

Ben, gözlediğim insanları, kendimce kahramanlaştırırım; kimisi masalımın iyi adamı kimisi ise kötü adamı olur.

Bugün öyle güzel bir kahramanla karşılaştım ki… Ben onu masalımın kahramanı haline getirmedim. O, direk geldi kondu başrole.

Velhasıl; iki saatlik İstanbul trafiğinin ardından Kadıköy Rıhtım’a attım kendimi. Eminönü vapur iskelesi önünde beş genç yerde oturuyordu. Önlerinde pankartlar, baretler ve karanfiller vardı. Sessiz çığlıktı o oturuş.

Bir sokak çocuğu yanaştı bisiklet ile içlerinden birinin yanına. Biraz sohbet ettiler, sonra kahramanımız şapkasını çıkarıp çocuğun kafasına taktı; hava sıcaktı, güneş geçmesindi başına. Omzunu sıvazladı çocuğun ve gülümseyerek ayrıldı yanından.

Kahraman sıfatını alacak ne yaptı ki diyorsun ya içinden hani; GÜLÜMSEDİ. Sadece sıcak bir gülümseme ve minik bir hediye.

İnsanları kahraman ilan etmemiz için fazla sebebe gerek yok bence, böylesine içten bir dokunuş ve gülümseyişle bir kahramana sahip oldu çocuk.

Nice çocukların nice kahramanlara ihtiyacı var hep.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir