hey
hişt Adam!

– 1 –

dinle,
ben kendimi seslendiriyorum
sen
palyaçoyu seslendir
sakın bana ölü palyaçolar konuşamaz deme
zaten bunu sen de bilmiyorsun

kokuyu duydun mu?
palyaço cesetleri,
kuru
portakal kabuğu gibi kokar
üzerine zaman çentilmiş
kırmızı burun değil;
kırmızı lastik top durur yanında
zaman serilir kutuda
uçsuz bucaksız bekler zaman

hişt Adam!

-2-

dinle,
küçük kızlar ceylanları sever
gözlerinde ırmaklar akan ve bal parlağı kahveleri
gergin alnı
müstehcen şakağı
sokak lambasında aydınlanan üzüm karası saçları
omuza düşer
yüze düşer
küçük kızın içine düşer

hey Adam!

– 3 –

dinle,
küçük kızlar kadın olur
palyaçolar ölür
portakal kokusu kalır küçük kızların elinde
kokular unutturmaz
kokular döner gelir kalabalık
dönüşür dünler
dirilir palyaçolar

hey
hişt Adam!

– 4 –

dinle,
ben kendimi seslendiriyorum
sen
palyaçoyu seslendir
sakın bana ölü palyaçolar konuşamaz deme
bunu sen de bilmiyorsun

bir ceylan
bir ay altında su içiyor hala
hala yanına yanaşılmıyor o bal parlağının
ve öfkeyi aşıyor içinden geçen gün batımı sarısı

konuş!
söyle!

Uçsuz bucaksız bekleyen zamandan
tebessümlü hatırlayışlardan

kıpırdasın yapraklar
avuçlarıma eğilsin ceylan
soluk alsın eski eski
portakal kokulu ellerimi suya daldırıyorum…