dinamo mesken

dinamo mesken adından dolayı kapatılmış tek futbol kulübü. 70lerde bursa’nın “sol”a yakın semtinin spor kulübünün adının, dönemin sağlam takımlarından dinamo kiev’den alınmış olması 12 eylül kafaları için yeterli bir sebep olmuş tabi kapatmaya – milli değerlere açıktan saldırı olarak görülmüş. son yıllarda çıkan dinamo mesken’i diriltme çabaları haberleri sanırım bir sonuca ulaşmadı. bunun yanında kültür ve turzim bakanlığı tarafından desteklenen ege berensel’in bir belgesel çalışması vardı, onun da sanırım çekimleri sürmekte. takımın amigosu ise tanıdık bir isim, erkan can. ve kendisiyle dinamo mesken hakkında nokta dergisi tarafından yapılan röportaj;

80 döneminde gençlik yıllarınızın geçtiği bursa’da siyasi gerekçelerle kapatılmış bir kulübünüzün olduğunu söylediniz. nedir bu dinamo? bu bir espri miydi? eğer doğ­ruysa bu bir ilk. neydi mesken’in öyküsü?

– 80’€™li yıllar, amatör takımlar devri. 22 ya­şındaydım. o zamanlar yeni yeni ucuz mes­kenler kuruluyordu bursa’da. top oynayacak yerimiz çoktu. daha sonra mahallenin altına eğitim enstitüsü açılınca oradan öğrenci ağabeylerimiz geldi. mahalleli de onlarla beraber kulüpte takılmaya başladı, solcu oldu. kulüp orada doğdu. takımın adını dinamo mesken koydular. daha sonra futbol falan bitti. kimse arkasını sormadı, açılmadı.

sizin o yıllarda kalecilik de yaptığınız söy­leniyor. kaleci, argoda parasız anlamında kullanılır. nasılsın diye sorduklarında “schumacher gibiyim” diyormussunuz. ama sanırım siz takımın amigosuydunuz…

– kalecilik yapmadım. o benim jargonum. nasılsın diyorlar, kaleciyim diyorum. bekliyo­ruz, para yok, pul yok, kaleci durumu da ora­dan gelir. o benim otuz yıldır söylediğim bir durumdur yani. amigoluk yaptım tabii ki.

nasıl bağırttırıyordunuz tribünleri?

– dinamo’nun gençleri, bir elinde şişe, sa­atlerce neşe! dinamo’nun gençleri birçok menekşe!

mahalle benimsiyor muydu dinamo mesken’i?

– tabi canım, gurur duyardık! tomas or­hanlar, yakalı mehmetler, komando musta­falar, avanta kemaller, ertuğrul kanşay. bu abiler bilirler bunları.

sizin de lakabınız var mıydı?

– sarı! benim lakabım san’dır. adımı bil­mem. eskiden daha da sarıydım, sapsarıydım. kill bill!

peki derdiniz neydi, mahalleyi moskova’ya bağlamak gibi bir niyetiniz mi vardı?

– (gülüşmeler) yoo… zaten solcu bir ma­hallede büyüdüğümüz için takımın adı da böyle olacaktı. çok normaldi bu.

anladığım kadarıyla darbe öncesi mahalleler kendi kulüplerini kalkındırabiliyordu ama sonra her şey için para gerekti. bu arada o yardımlaşma durumu da darbeyle birlikte gitti.

– evet, başka bir şeyler lazımdı, yetmedi. “satıyorlar oğlum” diyor, rafet el roman’ın filmde oynadığı karakter. dar alanda kısa paslaşmalar, her şeyi anlatıyor bence. zaten hikayesi de akyazı akınspor’dur. biz onu bursa hikayeleriyle harmanladık. bursa’da çekildi film.bursa’nın spor camiasının eskilerinden birkaç kişiyi aradık. dinamo mesken’in varlığıyla ilgili sorular sorduk.

sağ cenahın eskilerinden biri sizin bunu abarttığınızı…

– sağdan yürüsün, saçak altından, cüzdan bulur belki!

hayat futbola fena halde benzer diye bir sloganı var filmin. dinamo mesken’in hikayesine baktığımızda görüyoruz, futbol da siyasete benziyor. şu anda da çarşı gru­bunun müdavimi olduğu bir mekandayız. futbolu ve siyaseti birlikte nasıl yorumlu­yorsunuz?

– stratejidir. programdır; koçluk işidir, ka­fana göre oynayamazsın. futbolun da haya­tın içindeki gibi bir ahlakı var. tek başına yapılabilen bir şey değildir. “bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.” hayatı sürdürebilmek için dört doğru pas yüz­de 90 goldür. siyasette de böyle. çarşı’yı da seviyorum tabi. iyi bir tribünü var.

dar alanda kısa paslaşmalar’da siz kaleci torba suat’ı canlandırdınız. karakterin si­zin üzerinize yazıldığı söylenir. dinamo mesken’den esinlenildi mi filmde?

– yok, ama bunları anlatmıştım, etkisi olmuştur yani.

monty python

garip, grotesk ve zevksiz şeyleri daima sevdim işte bu yüzden hollywood’dan hoşlanmıyorum. çünkü hollywood güzel, steril ve sıradan olanı bize sunmakla meşgul. ben ise hep ötekini merak ediyorum. terry gilliam

okumaya devam

çevrecinin daniskası

başbakan çevrecinin daniskasıyken, nükleer karşıtı eylem yapan çevreciler boş zamanlarında takılan tipler imiş. herhalde çevrecilik çok uluslu şirketlerin çıkarlarını korumak ve daniskanın anlamı çok farklı. tdk’nın olağanüstü toplanıp sözlükteki kelime anlamlarını düzenlemesi nizamidir. gibi.

okumaya devam

il decameron . 1971

pier paolo pasolini‘nin “yaşam üçlemesi” serisinin ilk filmi. giovanni boccaccio’nun kitabından uyarlanan sekiz ayrı öyküden oluşmakta. yine bir çok toplumsal olgunun ironik bir dille sorgulanmasını görmekteyiz. denemenizi tavsiye ederiz. hem ne demiş kendisi; Kutsal olan, gerçek olandır. Asıl gerçekçiliktir, benim ön uğraşım olan bir şeydir. Bütün eserlerim, insan varlığının kutsal olanla bağıntılarına ve gündelik yaşam

okumaya devam

manu chao . sulukule susmayacak!

manu chao, tombolatour adını verdiği turnenin avrupa ayağının son konserinde, sahneye üzerinde “sulukule susmayacak” yazılı tişörtle çıkmış. resmi sitesinden zaten desteğe devam ediyordu.saygı, sevgi, world music, reggae, insan. bianet – manu chao konserine “sulukule susmayacak” yazılı tişörtle çıktı

okumaya devam