korsanlar, punklar ve siyaset

oldukça çalkantılı bir dönemden geçiyoruz. agresif, popüler milliyetçlik ve emperyalizm dünyanın her yanına yayılırken hükümetler de giderek otoriter bir tutum takınmaya başladılar. böyle bir zamanda, fc st. pauli ve avrupa’daki diğer sol eğilimli futbol kulüplerine, faşizm karşıtı alerta network ile bir araya gelerek mültecilere ve göçmenlere karşı yapılan karalamalara tepki çekmek; milliyetçilik duygusunun nefreti ve

Toshio Saeki: Zehirli güzellik

Hayal gücünün sınır tanımaz doğası ve sanatının köklü geçmişine rağmen Saeki fazlasıyla gölgede kaldı. Fakat bu durum artık değişmek zorunda. Son bir kaç yıl içinde, Japonya dışında, Toshio Saeki’nin eserlerine eşi benzeri görülmemiş bir ilgi artışı oldu. San Francisco, Toronto, New York başta olmak üzere Londra ve Tel Aviv’de büyük kişisel sergiler düzenledi; 2010 senesinde

masana temples

lafı uzatmaya fazla gerek yok. saykodelik gündeme ve saykodelik ülkeye uygun bir müzik kanımca. japonya’dan yardıma geliyor kikagaku moyo. geometrik desenler anlamına geliyormuş grup adı diye gereksiz bilgi verelim. albümü 6 ay önce tanıtma niyetindeyken şimdi mümkün olmuş ve geçtiğimiz ay iksv’de çalmışlar ayrıca. biz dinleyemedik ama eminim dinleyer memnun kalmıştır. müzik sizin, umarım güzel

adalet

“işte, ancak böyle meşakkatli bir sürecin ta kendisi olan adalet hiçbir kuruma emanet edilemeyecek bir arayıştır; hele devlete asla. adalet, esasen felsefenin bir kavramıdır; çünkü felsefe, hakikat arayışıdır, özgürlük arayışıdır, felsefe risk alır, puslu alanlarda, ruhun karanlıklarında gezinmeye, isyankar düşünmeye teşvik eder, yavaşlığa davet eder; düşünmeyi engelleyen iletişime, olaya ve hıza karşı durur. mevcut ya da varılacak bir durum değil eylem halindeki düşünce  olan adaleti, benzer kavramlar olan özgürlük ve eşitliğin yolunu açan adaleti kurum-karşıtı, devlet-karşıtı görmek gerekir.”

Güzel Şeyler Ancak Bir Kötülükten Çıkar

Tam da, 39-38 insan yılı önce, Ankara’daki devlet’in dışında ve Anadolu’nun Avrupa yakasında, kakışmalı seslerle örülmüş logaritmalı bir şiir üzerinde kendimce duruyordum. – Evet, düşünce ve şiir iç içe geçmiştir. Birbirine kenetlenerek çırılçıplak ayakta sevişen ve çift kıçlı bir toplum olan iki insan gibi! Hangisi şiir, hangisi düşünce? Ayıramazsın! Ve, burada Çanakköy’de, bütün gün, bizim