Menü Kapat

2 sayfa içinden 384

MOD 074 – 20180501

Önemli ölçüde tamamı ülkeden yakın dönem-yeni dönem grup ve sanatçılara ayrılan bir program oldu MOD 074.

Bir önceki maceradan bu yana izlediğim konserler ve hayatıma sızanlardan seçtiklerim üzerine yeni yayınlanan kayıtlardan örnekler şeklinde aktı program, günün ruhuna uyan bir MOD.

Kes grubuyla yapılan biraz gerilimli bir açılış, Replikas’tan iki deli halayı birden, Yakaza Ensemble’dan içbükeydış örnekleri… Palmiyeler ve CanGüngör gecenin yenilerinin sahipleri, Islandman, Tuğçe Şenoğul, OmA ve Heranherşeyolabilir güzellemeleri karşılaşacaklarınızdan.

İyi dinlemeler

01. Kes – Oda
02. Kes – Nevroz
03. Replikas – Deli Halayı
04. Replikas – Deli Halayı II
05. Yakaza Ensemble – Geri Dönüş
06. Yakaza Ensemble – Multan
07. Islandman – Dimitro, Sino Dimitro – Islandman Remix
08. Tuğçe Şenoğul – Bıraktığın İzler
09. Palmiyeler – Derine
10. Nejat Dimili – Sus Onlara
11. Can Güngör – Teselli
12. OmA – Ordular
13. Heranherşeyolabilir – Alarm
14. Les Georges Leningrad – Constantinople

teyit.org

teyit.org yaygın bilinen yanlışlardan, sosyal medyanın gündemine oturan şüpheli bilgilere, medyanın gündeme getirdiği iddialardan, şehir efsanelerine birçok alanda doğrulama yaparak internet kullanıcılarının doğru bilgiye ulaşmasını sağlamak için çalışıyor.

teyit.org böylece birincil haber kaynağı olarak interneti kullanan yurttaşların ve sivil toplum örgütlerinin çevrimiçi platformlarda hangi bilginin doğru, hangisinin yanlış olduğunu öğrenmesini sağlıyor. teyit.org eleştirel düşünme alışkanlığını kazandırmayı ve yeni medya okuryazarlığını artırmayı amaçlıyor.

bildiğiniz ve yaşadığınız gibi “post-truth” diye adlandırılan bir yalanlar çağında yaşıyoruz. başta siyasiler olmak üzere, medya denilen kurumların ülkede herhangi bir güvenilirliği kalmadığı ortada. bunun yanında manipülasyona oldukça açık sosyal medya kanallarında çok fazla “şakacı” ve “troll” bulunması sebebiyle gerçek ve doğru bilgiye ulaşma konusunda ülkenin ciddi derecede bir problemi var.

bu probleme çözüm amaçlı hareket eden kaynaklardan biri ise “teyit.org”. üstte kendi yazdıklarından kendilerini nasıl sınıflandırdıklarını görebilirsiniz. özellikle popüler olan konularda bizce oldukça faydalı. yalanlara cevap verirken kullanmanız ve paylaşmanız dileğiyle.

teyit.org

Keman Sesi, Elektronik Müziği Rahatsız Etti

Aşırı farkında bir birey olmadım, olmak isterdim ama artık istiyor muyum bilmiyorum. Böyle olacağını hiç bilmiyordum, bilseydim bir vatandaşın olması gerektiği gibi yapardım ve hiçbir şey yokmuş gibi devam ederdim: Arkadaşların dünyada bulunabilecek en kolay ve yakın sevgi kaynağı olduğunu düşünürdüm ve arkadaşlarıma bolca zaman ayırırdım. Sevginin ve gülümsemenin her şeyi değiştirebileceğini düşünürdüm. Önünde oturduğum ağaca bakar ve doğaya hayranlık duyardım, hem de içtenlikle. Aileme, bana yaptıkları iyilikler için büyük bir sevgi duyardım ve onları bir şeye değişmeyi teklif edemezdim kendime. Birinin bunu etmesine de tahammül edemezdim ve bu iyilikleri bilerek yok sayan insanlara yüzümü buruşturarak bakardım. Bir ideolojinin içinde bulunur ve ölünceye dek bunu taşırdım. Hatta torunlarıma da bu sözde değişmez aforizmaları aşılardım. Paramı kazanırdım ve iznimi aldığımda tatilimi yapardım. Etrafımda olan kötülükleri kontrol altına almaya çalışırdım, dışında kalanlar benim sorumluluğum olmamıştır zaten.

Romantik kitaplar okurdum, fantastik filmler izlerdim. Bilim aşığı olurdum ama onun hakkında bildiğim şeylerin arasından tek bir sayı ve formül çıkmazdı, tek bildiğim var olduğu olurdu. Sınırlarımı çizerdim ve sınırlarımın dışına çıkan her ne var ise ona sadece saygı duyardım. Sınırlarımın olduğuna inanırdım. Popüler şarkıları severdim, klasik giyinmek hoşuma giderdi. Akrabalarım ile sıkça görüşürdüm, şakalaşırdım. Yolumun düştüğü ve düşmediği şehirlerdeki ayaklanmaları ve katliamları üzülerek izlerdim. Paris’e sevgilimle giderdim.

Kendi hakkında hayaller kurarak kendini sevebilen bir insanın, daha farklı hayaller ile kendini aşağılık hissedebilmesi güzel değildir. Bu bize verilmesi gerekenden daha üst bir imkân çünkü nereye yöneleceğimizi seçemeyiz. Kesinlikle hiçbir kişisel fikrimiz olamaz çünkü önümüzden çok fazla görsel, ses, doku geçiyor ve bir tanesi kalıp “an”da olması gereken şeyi “gelecek”te de yaşamaya çalışıyor. Ardından biri çıkıp “an artık geçmiş” diyor ve yeni “an”a sırayı devrediyor.

Durduk yere penceremi kırmak istiyorum. Bu saçmalık, ne kadar empatik ve etik anlamda kabul edilebilir olmasa da, kaosa itiyor beni. Artık bir şeyler patlasın istiyorum. Sessizlik ve huzur için gezdiğim ormanda yangın çıksın istiyorum. Aynı zamanda tatilimin keyfini çıkardığım otel yıkılıp benimkinden farksız bir amaç için burada olmayan insanların, mecazı bir yana, başına yıkılsın istiyorum. Çünkü sinirliyim, sinirliyiz. Böyle bir durumda etik ve empati de pek sikimde değil.

liminal

liminal, sigur ros’u bir eko-sistemmiş gibi görüyor. bağlantıları ortaya çıkarıp yapılan ve yapılacak işlerin arasındaki sınırları ortadan kaldırıyor; 20 yıl önce yazılan şarkılar ve gelecekteki işbirlikleri arasında.

liminal, digital bir servis olarak “sonsuz” playlist formatında yaşamaya ve nefes almaya devam edecek. bu hiç bitmeyecek durmaksınızın üretim projesinin doğrusal zamanın üzerine kurulacağı anlamına geliyor. albümler yayınlanacak ve eklenecek. liminal, hem canlı hem de yerel olarak, dinleyiciyi özüne döndüren bir çalışma; “liminal” bir boşluk.

diyor sigur ros ekibi. muhakkak dinlemeniz gereken harika bir çalışma olmuş. yine mümkünse gece, yine mümkünse kulaklık ile dinleyiniz.

liminal

MOD 073 – 20180424

Hölderlin sorunu Yunan tragedyası düzeyinde ortaya atmaktadır; ve tam olarak Aiskilos’da görüldüğü haliyle Yunan tragedyasıyla Sophocles’de ve her şeyden önce Oedipus ve Antigone’de belirdiği haliyle Yunan tragedyasını karşılaştırmaktadır. Hölderlin’in geliştirdiği, ardından da Sophocles yorumcularının yeniden ele aldıkları şemanın tartıştığımız sorunun kalbinde bulunduğunu hemen görebileceksiniz. Bu belli bir Yunan trajiğinin çevrimsel zaman tragedyası olduğu anlamına geliyor. Bunu Aiskilos’ta çok rahat bulabiliyorsunuz. Zaman çevrimi nedir? Trajik zaman çevirimi kabaca eşit değerli olmayan üç çember yayı gibidir; sınırlandırma anı vardır; sınırlandırma adaletten başka bir şey değildir, herkese verilmiş olan paydır. Ve sonra sınırın çiğnenmesi gelir, çiğneyen eylem gelir.

Evet artık müziği dinlemek istediğinizi biliyoruz;

01. Oneida – The Misfit
02. Oneida – All In Due Time
03. Savage Republic – Next To Nothing
04. Kök – Düş
05. Fikret Kızılok – İnsan mıyım Mahluk muyum Ot muyum
06. Lin Pesto – Bir Düşün
07. Lin Pesto – Yazlık
08. Hayırsız Ada – Uyurkent
09. Sami Baha – Discreet (feat. Dimzy)
10. Ağaçkakan – Betamaks
11. Audiobooks – Gothenburg
12. Audiobooks – Pebbles
13. DKMD – I’m Watching You (Antoni Maiovvi’s Hello NSA Mix)
14. fïx8:sëd8 – Lynch
15. Sami Baha – Discreet (Instrumental)

YENİ GÖRKEM

“Yüzlerce harekete çalışmış adamdan korkmam fakat bir harekete yüzlerce kez çalışmış adamdan korkarım.”

Bu doğru bir tespit. Olması gereken. Fakat bu davranış özgürce değil ama doğru mu? Doğru!

Düşündükçe, çalıştıkça ve düşündüğün ve çalıştığın bu şeylere bağlandıkça özgürlüğünden uzaklaşırsın. Ama senin için iyidir. Örneklendirmesini sizlere bırakıyorum. Kariyerinizden başlayabilirsiniz mesela… Şimdi diyeceksiniz “kariyerimi kendim seçiyorum ama bu özgürlük değil mi?”  Düşünün; acaba kariyerinizi kendiniz mi seçiyorsunuz yoksa seçtiğiniz kendinizin seçtiğine mi kariyer diyorsunuz? Düşünün çünkü ikincisi özgürce değil!

Buradan da anlaşılacağı üzere bazı özgürlükler iyi değildir tıpkı bazı eşitliklikler gibi.

Her neyse… Bunlar hep paranoya.

Çağımızda da bu böyle. Fikrim şu ki; çağımızda düşünce özgürlüğü sorunu yok ‘fazla düşünce özgürlüğü’ sorunu var. Çok düşünüyorsunuz! Özgürlüğünüzden gidiyor.

Ve düşünce özgürlüğünüz, düşünce gelmesin aklınıza. Düşünürken düşebilirsiniz de düşünce düşünebilir misiniz bilinmez!

Bu kadar özgürlük dedik, Özgürlük Heykelinden bahsetmezsek ayıp olur. Ve adetimdir bir şiirle bitirmem lazım yazıyı. O zaman Özgürlük Heykeli’nin üzerinde yazan, Şair Emma Lazarus’un yanlış hatırlamıyorsam 1883 yılında kaleme aldığı ve 1903 yılında Heykelin üzerine konulan “Yeni GÖRKEM (The New Colossus)” adlı şiiriyle veda edelim.

 “Bitkin düşmüşleri,
Zavallıları ver bana.
Özgürce soluk almaya hasret,
Biçare kalabalığı getir.
Sefillere yer yok
Bereketli kıyılarında.”

#ÖGK

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.