RE

Kalabalık şehirler, özellikle de İstanbul, gözlem yapmayı sevenler için biçilmiş kaftan. Her semtinde, her sokağında başka başka insanlar, başka başka hikayeler… Ben, gözlediğim insanları, kendimce kahramanlaştırırım; kimisi masalımın iyi adamı kimisi ise kötü adamı olur. Bugün öyle güzel bir kahramanla karşılaştım ki… Ben onu masalımın kahramanı haline getirmedim. O, direk geldi kondu başrole. Velhasıl; iki

MONGOL

1266 yılında Cengiz Han’ın oğlu Tulu’nun oğlu Kubilay tüm Moğol dünyasının başına geçti ve Büyük Han oldu. Ülke öylesine büyümüştü ki dünyanın 4 te 3’ü Moğol kontrolü altındaydı. Ortadoğu ve batı Asya toprakları Kubilay Han’ın abisi Hulagü Han’ın kontrolünde, Rusya toprakları Altın Ordu ismiyle Cengiz’in büyük oğlu Çuçi’nin oğlu Batu Han’ın elindeydi. Kubilay Han ise

forgotten heritage

dilimizde unutulmuş miras. avrupa birliği katklı bir çalışma. polonya, hırvatistan, estonya, belçika ve fransa kökenli avangard sanatçıların 20. yüzyılın ikinci yarısında ürettikleri eserlerin dijital ortama aktarılması amacıyla oluşturulmuş. toplamda 8 bin eser amacıyla çıkmışlar ve sanıyorum projeyi bitirdiler. bitmese bu kadarı bile gayet yeterli. sunulduğu format ise ayrıca takdiri hakediyor. size de tüketmek kalıyor. acele

Mafika Pascal Gwala-Bonk’abajahile

Ve bir zamanlar siyahların neden bu kadar hızlı yaşadıklarını sordunuz, o kadar hızlı içiyorlar ki o kadar hızlı içiyorlar ki, o kadar hızlı ölüyorlar ki Emalangeni* ile başlamıyor; Olmaz.  Evinizin kapısında ve okuldan – ya da işten – size bulaşan numaralar başlar .  bir ve iki üç ve dört bonk’abajahile Nezaket sembolü olarak benimsenen bankada memurun sert gülümsemesi: iş ve tasarruf giyim ve akıl bir

bir zamanlar bir yaşam diliminde

Saman balyalarını bağladığım tarlanın kuzeyine düşen az ilerideki alçak bir tepede başladı her şey. Bu tepede kendi kaderine bırakılmış üç armut ağacı vardı, ikisi yapraklarla kaplı, biriyse grileşmiş gövdesiyle çıplak ve ölüydü. Arkalarında kocaman, ak bulutlu mavi bir gökyüzü vardı. Daha önce hiç dikkatimi çekmemiş bu küçük görüntü, birden gözüme çarpıp mutlu etti beni. Sokakta

bir tür toprak işgali

Milyonlarca ev, milyonlarca evsizlere… İşgalin durumunu şöyle çizeyim. İçinden nehir geçen, nehri can damarı olan şehirlerin içinde,  her saati birbirinden farklı, tahmin edilemez sokakların dibinde, başıboş arsaların, arsalarımızın üzerinde, bağrımızı yakan üretim ve inşanın sesini sesini duyuyorum, duyuyoruz. Bulunduğumuz bu şehirlerde işgal durumu hiç bir zaman böyle olmamıştı ve en son işgal, topun tüfeğin sokaklarımızı,