Osurmaktan Korkan Kızlar ya da Kuşlar Sonatı

Gergin bir akşamın sonunda, sevgilisiyle yaptığı hararetli ya da küçük bir tartışmanın sonrasında ya da tat duyusuna bir gece bile olsa fazlaca teslimiyetin ardından, genç kızların yegâne korkusu olabilecek bir durumdan bahsedeceğim şimdi size.

İşten gelmiştir, paltosunu çıkarır, yemeğini hazırlamaya koyulur. Ya da daha derslikte mini mini eteğiyle bir genç kızdır. Okul kıyafetlerini çıkartır. Tuvaletini yapar yapmaz, onun en korkulu rüyalarından olan sesli bir osuruk, başında taşıdığı ve kendisini orada güvenli ve güzel hissettiği aynayı, edepsizlik sızan ince bir çatlakla doldurur. Artık o büyümüş, bir genç kadın olmuştur.

Bu kısa girizgâhtan sonra, size çeşitli osurma çeşitleri üzerinden, adeta Aristoteles’in bilim metodunun inceliğiyle Hölderlin’in şiirsel dehasını buluşturmuş kısa bir taksonometri örneği sergileyeceğim. Ayrıca belki Eco’nun çokça bahsini ettiği kayıp komedi kitabının olası içeriğine dair emareler de bulabilirsiniz.

Liste sonsuzca uzatılabilir mi, sanmıyorum. Ama yaptığım çalışmanın, psikoloji bilimine dahi temel teşkil edebilecek bir derinlik içerdiği konusunda Türkiye’dekinden çok daha saygın Bilim Kurulu üyelerinin onayı olduğunu size söyleyebilirim.

Dişilerde Osuruğun Çeşitleri

– Genç kızların fısıltılı konuşmaya benzeyen osuruğu:
Genç ve güzel kızlar, narin bedenleriyle osurma pratiğini tatbik etmek istediklerinde, güneşin ve yaşamın, kısacası libidolarının dolaştığı bütün bedensel hücrelerini osuruk kapıyı çaldığında, fısıldarken dudaklarını büzmeye çalıştıklarında olduğu gibi, göt deliklerini büzmek üzere kullanırlar. Bu sırada çıkan ıslık misali gazın sesi, ılık yaz gecelerinde kuşların cıvıldadığı bir bahçenin titrek saksağanlarının bölünmemiş uzun tümcelerini andırır.

Bu ıslık çeşidi genelde 24 yaşına kadar varlığını sürdürür ve vulvası genişleyen ve klitoral orgazmdan vajinal orgazma genç kadın, artık daha gürültülü, umursamaz ve hoyrat seslerle de olsa iletişimi sürdürmeye devam eder.

– Olgun kadınların şempanze kahkahalarına benzeyen osuruğu:

Bu kadınlar, dul veya hiç evlenmemiş olsalar bile, genç kızlık duygularını çoktan bir çeyize doldurup o çeyizi de çoktaaan denizin derinliklerine belki bir Mavi Marmara gezisi sırasında bırakmışlardır. Onlar için bikinili poz verip ağız dolusu gülümsemek neyse, osurmak da öyle doğal bir vakadır. Osuruklarıyla sevilmedikleri sürece kendilerine pek bir değer atfedilmeyeceğinin farkındadırlar.

Bu kadın türünü Nişantaşı galerilerinden Levent’teki müzelere değin süren sergi güzergâhı üzerinde, kahkahalarını yanındaki kadın arkadaşlarının omuzlarına yüklenerek bastırmaya çalışırken duyabiliriz. Duyamayacağımız şey ise, artık evde, kocasının ya da sevgilisinin yanındaki varlığıyla, genişlemiş büzüğünün üzerini örttüğü dekolteli elbiseler ya da kot pantolonlar arasında oturmuş kamusal kişiliği arasındaki geçiştir.
Bu ikisi arasındaki ayrımı, adeta bir sahne yıldızı gibi ustaca yapmış olan bu kadınların osuruğunun kokusu ise, fısıltı halinde osuran genç kadınların ince ve lavanta kokulu osuruklarının aksine damperli kamyonların arkalarında bıraktığı toz bulutu içerisinden yayılan çimento ve kuru tezek kokusuna benzer. Kimi zaman ise kesilmiş muz ağacı yaprakları gibi koktuğu da görülmüştür ancak bu bir istisnadır.

– Olgun (30-45 yaş) arası kadınların fesleğen kokulu osuruğu:
Kimi kadınlar ise olgunlaşmalarına rağmen fısıltılı olmasa bile güzel genç kızlık günlerinden kalma o mini mini elbiseleri bir kenara bırakıp, gençliği flu bir kamera filtresi gibi giyinerek osurabilirler. Bunlar, en deneyimli kadınlar arasında yer alan, genç olmasalar bile gençliğin “ruhunu” yakalamış ve olgunlaşmanın diriliğiyle dolaşan, gezen, tozan ve eğlenen, ancak hovardalıkla vurdumduymazlığı karıştırmayan, merhametli bir osuruğa sahip kadınlardır.

Merhametlidir, çünkü kokmaz, ancak fısıltı şeklinde olduğunu da söyleyemeyiz osuruklarının. Daha ziyade gürültülü bir yaz eğlencesinin arkada bıraktığı akşam güneşi gibidir onların osuruğu. Bedenlerindeki deniz tuzunu sofrada değerlendirebilseydik, şehvetle yıkandıkları denizin bütün nimetlerini 7 oğlan çocuğunun doyduğu bir ziyafete dönüştürebilirdik. Ancak onlar, cömert olmamayı da seçebilmeyi öğrenmiş varlıklar olarak, doğanın nimetlerini seçtikleri erkeklere, genç erkeklere sunmayı istediklerinden, reddetmeyi de bilirler. Yalnızca mutsuzluğu ve kederi değil, ki keder de kimi zaman gece girilen Ege denizi kadar tatlıdır, ancak hak edilmemiş neşeyi de.
Çalışkan bir osuruktur bu, çalıştığı her halinden bellidir.

– Hovarda genç kadın osuruğu:
Bu osuruk çeşidi, sanki olgun şempanze kahkahası osuruğuna sahip kadının akrabası gibi gelebilir, ancak aldanmayınız. Daha ziyade fazla sürülmüş bir pahalı parfüm kokusunu andırır, ağır, bunaltıcı ve düşünmeyi engelleyicidir. Ya tiksinir ve kaçarsınız, çünkü gerçek yüzünü size ilk anda ifşa etmiştir, ya da düşünceniz ambale olduğu için herhangi bir Sapiens erkeği olarak yargı ve yazgınıza yenik düşersiniz. Verilmemiş sadakam varmış diyeceğiniz günler ise yakındır.

Genelde Moda sahilinde özçekim yapan bu hanımlar, hanımdırlar çünkü osurukları sessiz ancak kuvvetlidir, bu tam bir hanımın osurma şeklidir, sosyal medyadaki popülerlikleri için mide ve karın kasları fazlaca çalıştığından yemek tekliflerini kolayca reddedebilirler. Pilates sonrası alınan duş, Cihangir’de bir Yoga eğitmeniyle bir yaz aşkı, osuruklarının verdiği boğucu ve asla yaşanmamışçasına ortadan kalkan tatta bu deneyimler gizlidir.

Onların büzüklerinden aldıkları eğitimin kokusunu duyabilirsiniz. Sesi ise uzaktan gelen bir davul sesini ya da iki kilometre ötedeki pahalı bir villanın arazi taksidi ödenmediği için yıkılışını andırır. Çoktan kapitalizm tarafından ıskartaya çıkartılmış koku duyumuza verdikleri hasarlı eğitimin ise tamiri zordur.

– Yetmişlik lisan bilen hanımefendi osuruğu:
Bir şimşeğin çakışı gibi ansızın parıldar, sesini çok sonradan duyarsınız. Hatırladıkça da “ben bu sesi bir yerden hatırlıyorum”, “sizi bir yerde görmüş müydüm” duygusuna kapılırsınız. Asla unutulmayacak bir yemek tarifi gibi kapıda sizi bekleyen bir sevgilinizin yokluğunda peşinizden gelir, ensenize yapışır ve travmaya dönüşebilirler.

Resmi tarihin detaylı analizlerini içeren kitaplar gibidir bu hanımefendilerin osuruğu. Önce tanıdık gelir, ancak daha yakından kokladıkça kesif içeriğin moleküllerine ve zevkine maruz kalırsınız.
Özel okullarda hocalıktan emekli olmuş, ya da sefir karısı olabilirler. Her halükarda Boğaz havası almaya çıktıklarında onları bulabilir ve duyabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir