Boru çalan biri tarafından uyandırılmak istemiyordum. Arkadaşlık edip çarşı izinlerinde birlikte içki içeceğim, ranzamda sırt üstü uzanıp gülünç olmayan, aşikar ve belden aşağı fıkralarını dinlemek zorunda kalacağım bir grup gürbüz abaza amerikan futbolu hastası besili otuzbirci sevimli korkak pembe tenli osurukçu Amerikalı ile aynı barakada yatmak istemiyordum. Askeriyenin insana batan battaniyelerini, üniformalarını ve insanlığını istemiyordum. Onlarla aynı yere sıçmak, aynı yere işemek, aynı orospuyu paylaşmak istemiyordum. Ayak tırnaklarına bakmak veya eve yazdıkları mektupları okumak istemiyordum. Tek sıra yürürken önümde kıçlarını görmek istemiyordum. Arkadaşlık kurmak istemiyordum, düşman edinmek istemiyordum. İstemiyordum işte, ne onları, ne de yollarını. Öldürmenin veya ölmenin fazlaca bir önemi yoktu./ charles bukowski