ülke olarak düzenli olarak bombaların patladığı ve tepki olarak altyazılarda geçen ölü sayılarının toplandığı bir ortadoğu ülkesi olma konusunda yerimizi sağlamlaştırmak üzereyiz. belirli bir zat ve kendisinin peşinden gelen zümrenin çıkarları ve hırsları uğruna toplum içerisinde oluşturulan kutuplaşmanın etkileri kanımca tarihte görülmemiş seviyelere yaklaşmak üzere. sosyal medya ortamlarında ve iktidar propogandası yapan basın organlarında paylaşılanlara ise akıl sır erdirmek mümkün değil. dolayısıyla bazı şeyleri tekrar hatırlatmak isteriz;

  • linç tayfası yazmaya başlamadan belirtmek isteriz ki ne pkk ve benzeri örgütlerin ne de devletin savunucusuyuz. değerlendirmemiz saf insani değerler üzerine kuruludur.
  • devlet: vatandaşın taptığı, gözünde en yüksek mertebe olarak gördüğü devlet özünde toplumun bir arada yaşarken sağlanması gereken düzenden ve topluma verilmesi gereken genel  hizmetlerden sorumlu bir tüzel varlıktır. burada hizmeti de yine toplum içerisinden seçilen bir grup insan verir. devletin en büyük gelir kaynağı yine o toplum içerisinde yaşayan kişilerin verdiği vergiler ve toplum içerisinde yer alan mülk ve topraklardan elde edilen gelirlerdir. yani devlet sizin vermiş olduğunuz para ile sizin ihtiyaçlarınızı karşılayıp huzur içinde yaşatmak ile yükümlüdür. “ekmeğini yediğin devlet” diye bir kavram yoktur. devlet vatandaşın ekmeğini yer ve her vatandaşa eşit hizmet vermek zorundadır.
  • barış: her ne kadar son dönemde barış isteyenlerin linç edildiği bir toplumda yaşasak dahi dünyanın herhangi bir bölgesinde barış kelimesi negatif olarak anılmaz genel anlamda düşmanlığın olmaması anlamında kabul görülür. vakti zamanında adı bile “barış süreci” olan ilgili parti ve örgüt görüşmeleri, akil adamlar, davullu zurnalı karşılamalar, megri megri türküsü vatanseverlik olabilirken, başkaları deyince terörist ve/veya katil olabilmektir.
  • terör: siyasal, dinsel, ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla sivillere yönelik baskı, yıldırma ve her türlü şiddet içeren yolun kullanımıdır. devletin kendi politikası ve hedefleri doğrultusunda yaptığı hareketlerde suçu ve sorumluluğu olmayan vatandaşta zarar görüyorsa bu devlet terörüdür. bir takım örgütler yine kendi hedefleri doğrultusunda sivillere şiddet uyguluyorsa da bunlar terör örgütleridir.
  • insan: taksonomik adıyla homo sapiens, homo cinsi içerisinde yaşayan tek canlı türüdür. türk halkı da aynı tür içerisinde bir gruptur, kürt halkı da aynı tür içerisinde bir gruptur. devletin “müdafaa” yaparken öldürdüğü kürt bebek de insandır, terör örgütlerinin misilleme yaparken öldürdüğü türk bebek de insandır. belirli bir ideoloji doğrultusunda masum sivilleri öldürmek insanlık dışıdır. savunulacak herhangi bir yanı yoktur.
  • savaş: bloklar ya da bir ülke içerisindeki büyük gruplar arasında gerçekleşen topyekün silahlı mücadeledir. savaş yanlısı bir grup karşı gruba saldırdığında karşı gruptaki insanların benzer ya da daha şiddetli tepki vermesi şaşırılacak bir durum değildir. savaşları grupları yöneten güçler başlatır fakat savaşan bu gruplar içerisindeki en alt kademeler ölenler ise masum insanlardır.
  • milliyetçilik: düşüncelerini ve buluşlarını her daim övdüğünüz albert einstein’ın sözleriyle “bir çocukluk hastalığıdır. insan ırkının kızamığıdır. eğer bir adam bir marşa ayak uydurup, emir altında neşe içinde yürüyebiliyorsa, benim gözümde beş para etmez. kendisine yalnızca bir omurilik yetebilecekken yanlışlıkla kocaman bir beyin sahibi olmuştur. uygarlığın bu kara lekesi en kısa sürede yok edilmelidir.”
  • çözüm: öncelikle ölen kimden diye sormamaktır. ardından son hamleyi hangi taraf yaptı ya da geçmişte kim kaç kişi öldürdü tartışmasından uzaklaşabilecek toplumsal erdeme sahip olabilmektir. fakat bu durumun güçlüğü konusunda kafka’nın yorumu da unutulmamalıdır. “bütün erdemler kişisel, bütün kötülükler toplumsaldır. toplumsal erdem gözüyle bakılan şeyler, örneğin; sevgi, bencil olmayış, hakkaniyet duygusu, özveri, gücünü şaşılacak ölçüde yitirmiş toplumsal kötülüklerdir.”