Menü Kapat

“Olan olmuştur, olacak da olmuştur, olacak bir şey yoktur”

“Yalnız üstün gelmiş şeylere saldırırım, gerekirse üstün gelmelerini beklerim. İkincisi: Hiçbir bağlaşık bulmayacağım, tek başıma kalacağım ve yalnız kendi adımı tehlikeye atacağım şeylere saldırırım… (…) Üçüncüsü: Kişilere saldırmam hiç; onları genel, ama usul usul yayılan ve yakalanması güç bir tehlike durumunu görünür kılmak için bir büyüteç gibi kullanırım.” Ecce Homo, Friedrich Nietzche. Çev. Can Alkor, YKY

“O (Şeyh İsmail Maşuki/Oğlan Şeyh, bn.) dedi ki : Ey bana nasihat verenler! Doğru söylüyorsunuz; iyi ama benim dinim sizin öğütünüzden daha üstün ve daha müthiş. Ben bu Dünyaya doymuş bir insanım. Canımdan bıktım. Aşk nedir tanınmadı. Beni öldürülmekle korkutmayın. Boş bir tehdittir bu. Ben kendi kanıma susamış bir kimseyim. Aşıklar her zamançin ölüme hazırdırlar. Aşıkların ölümü’bir çeşit değildir. Onların bir değil iki yüz canı vardır. Her an onu fedaya hazırdırlar ve feda ederler de. Ben hayatı tattım ve denedim. Biraz da ölümü tadayım ve ·tecrübe edeyim; ne çıkar bundan? Dünyada kim kalacak ki ben kalayım? Beni öldürün, öldürün beni. Benim katlimde hayat vardır.Ölüm tatlı şeydir, kafes kırılınca kuş uçar. Ben aşıkım, ölüme susamışım. Nöbetim geldi mi gonk vurur.” Gönül Meyveleri, Sarı Abdullah Efendi. Çev. Yakup Kenan Necefzade, Neşriyat Yurdu

Her şey söylenmiş. Her yol yürünmüş. Her dağ çıkılmış. Her su yüzülmüş. Hazır yani halbuki her şey; dünya niye yok olmadı hala?
Ne işim var bu yeryüzünde benim? Günler. Ve geceler. Ve geceler. Ve günler. Ölüm. Zulüm. Açlık. İşkence. Haz. Coşku. Doyum. Neşe. Neden bitmiyor?
Bırakmış. Aramıyor kendini. Korkusu da kabulü, umudu da. ‘Yabancılaşma’ büyük palavra. Zaten yabandı bütün dünya. Yerlileşmek istemişti sadece biraz, olmadı o da.
Eleştiri bitirdi onu. Olan bitenin başka türlü de olup bitebileceği ümidi. ‘Bu böyle olsun, şu şöyle olsun’dan kurtulmadıysan şeyhe muhtaçsın’ diyen Ahmed Amiş, sen bunu söylemekle şeyhe muhtaç düşmedin mi?
Güneşin battığı yerden dışarı sızan kanı içti. Savaşa iştahı tümden kapandı. Bilen susar. Seven düşer. Yeter kelimeler. İki yeter. Üç fazladır. Fazlası ifrat. İfratsa günah.
Kuşlar ne düşünüyor? Askıdaki çamaşırlar? Toprağın çatlamış yüzü? Su kokusu. Dövülen köpek yavruları. Şartlı sevenler. Dünyasızlık özlemi.
Herkes benim dediğime gelse ne olurdu? Hangi tatmin, hangi doyum o an utandırmadı beni kendimden? Neden cezası yok, bir ağrıyı savmak istemenin göğsünden? Tutunamıyorum, madde dökülüyor. Toparla kendini dünya! Ve öldür beni!
Özlemiyorum hiçbir şeyi. Belki biraz şarap. Yar dudağından ama. Günbatımından öpüyorum dünyayı. Ne lezzet, ne lezzet! Hak nefestir, nefes Hak. İntihar şeklini bunu bilerek seç.
Durmuyor rüzgar. Uzaklardan gelen ıslık sesleri. Bir şiir oku bana, ki canım gelsin çay demleyeyim. Yalan bu dünya anne. Kim tembihledi ki sana da bana söylemedin? Yalandır dünya. Güneş etrafında dönmesi benim eksikliğim.
Kaybedilmiştir yaşam. Daha ilk günden kaybedilmişti. Hatta hiç başlamamıştı bile zaten mücadelesi. Hüküm, hakimi dahi öncelemişti. Ahmed Amiş Efendi söylesin gene, ‘Olan olmuştur. Olacak da olmuştur. Olacak bir şey yoktur.’

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.

paylaşım