okur/yazar arıyoruz

etilen nedir sorusunun cevabında her daim ön planda olan kolektif hareket maalesef son dönemde bireyselliğe kaydı. gündelik yaşam kaygılarının da etkisiyle uzun uzun yazamaz olduk. belki de çok fazla görüşe yer vermedik. ee bu duruma ne gerek var ki düşüncesinden hareketle ve ortamlara hareket gelsin diyerek okur/yazar alımlarına başlıyoruz. paylaşmanın getirdiği güzellikler ve aynı dili konuştuğunuz insanlarla bir araya gelmenin keyfinden başka faydaları da var bu işin. katıldıktan sonra farkedeceksiniz.

iletişim kanallarını kullanarak başlayabilirsiniz. kimsiniz, niye böyle bir şey isterseniz sorularını cevaplamanızda fayda var. çekinmeyin siz de yapabilirsiniz. bekleriz.

34 yanıt: “ okur/yazar arıyoruz ”
  1. Ben denedim, iletişim kanalı çalışıyor. 2018’de bile hala tüm yazıyı okumadan yorumlarda “ben de yazmak istiyorum” diyen bi’ 5-10 kişi çıkarsa gerçekten Etilen’i ziyaret eden sizlerin veya bizlerin okuma/yazma bildiğinden şüphe edeceğim. Kızmayın, şu durumda siz de etmez misiniz?

  2. Toparlayacak olursak bir ölmenin en samimi yanı, ölüm haberi alanların kısa süreliğine de olsa yaşadığı, o ilk sarsıcı şaşkınlık ve kabullenememe halidir. İnsanın istese de kirletemediği ender anlardan. Bu hal, ölümü bir başkasıyla konuşup teyit ettirdikten sonra sonlanır. Hayat tekrardan aceleyle araya girer ve herkesi teselli etmeye koyulur. Cenaze evine gitmek üzere yola koyulup otobüste telaşla arka tarafa seğirttiğinde, şu an nereye gittiğin, neyle yaşadığın umurumda değil tonu kolunu tutabilir. Böyle bir durumda, bu anı daha evvel birçok kez deneyimlemiş, gerekli tüm hazırlıklarını önceden yapmış ve bu an için özel olarak otobüs içerisindeki en stratejik koltuğa oturmuş birtakım kişilerle cenaze evine yolculuk, Douglas Adams’a ithafen. Bakiyesi yetersiz olanların imdadına yetişme ihtimali üzerinde günlük pratiğini kurgulayan dolayısıyla kartında fazladan para bulundurmayı alışkanlık haline getirmiş kadrolu yerine basayımcılar. Onlarla muhatap olurken diğer yandan zihninde ölü evinin önünde diğer erkeklerle dikeldiğin o tuhaf fotoğraf birileri tarafından çoktan tab edilmiş, çamaşır ipine asılmış. Hayat seni bu vesileyle teselli ediyor oracıkta. Teselli de iğrenç bir şey, yeri gelmişken söylemek gerek. Bir taş gibi konuşmadan duranlarla göğüslemek parlıyor zihnimde her ölüm haberini.
    neyse, karışırsın hayata işte, ölüme rağmen karışırsın. Sonraki süreçte ise hemen her şey bir köy pikniği gibi programa sadık bir biçimde cereyan eder. İnsanların, hiç şüphe yok, içine girmekten garip hazlar aldığı küçük rolleri (başrol rol ölenindir her zaman) şuursuz bir halde birbirlerine beğendirme/inandırma yarışından başka bir şey göremeyeceğiniz uzun sessizlikler, yenen etli yemekler. Herkes merhumeden rol çalar giderayak. Ve evet, hayat çok çabuk dirilir tekrardan.
    Cenaze törenleri ise sıkıcıdır.

  3. Bana lagaluga yaptırmayın!
    Objektif gerçekliğin keşfini yaparken daktilo kullanacak halim yok, 21. Yüzyıldayız yalnızca bu durumu değerlendireceğim. Animizmi felsefen kurtarıp dogmalaştırırken birinin ona suni teneffüs yapması gerekir.

  4. Hissettiklerim, hissizleştirenlermiş. İçimden geçenler, içimde kalanlar, içimi benden uzaklaştıranlarmış. Kin, sevgi, nefret karışıklarmış, kafamın karışıklığı da bundanmış. Keşke çiçekler açtırmasaymışım-larmış, solduran, kopartanlarmış çünkü. Göremeyip çiçeğe kızmışım, sebebiymiş-ler. Kalbimi verip acılarını almışım sonra dönüp kalbimi suçlamışım oysa acıymış zaten onlar ben verdiğime benzer beklemişim ya da beklememişim onlar vermek istemiş, acıymış onlar, verebildikleri buymuş. Güzellikleri siyaha boyamışlar, hep öyle olur sanmışım, vazgeçmişim güzelliklerden, vazgeçmişim vermekten. Güç sanmışım bunu, gitgide zayıf düşmüşüm aslında cılız kalmışım farketmemişim. Sonra anlaşılıyormuş ama er geç anlıyormuş insan bende anlamışım. Aldıklarım değil verdiklerimmiş beni ben yapan. Aldıklarımın beni benden uzaklaştırmasına izin verip onlara benzemişim, ne büyük yanlış. Aldıklarım canımı acıtsa da çirkinlikleri affedince iyi olurum sanmışım, en büyük yanılgım olmuş, insan verdikleri için kendini affetmeliymiş. En büyük vazgeçişim olmuş bu nokta geri dönmüşüm kendime, ben olmuşum, insan kendini özler mi? En çok kendimi özlemişim.

  5. İçimde hiç durmayan bir ses duydum bir gün. Benim sesime mi benziyordu bilmiyordum, ama içimde kendi sesimle konuşmayı delilik zannedeceğimi biliyordum. Baktım ben bu sese iyice kaptırdım kendimi. Kendi sesim ona karışıyor ama ayırt etme konusunda ustalaşıyorum, sürekli anlatıyorum, karşılık bekliyorum. Tüm her şeyimi paylaştığım bir ses olmuş. Bazı zamanlarda içine kapandı, bazı zamanlarda ise hiç durmadan acımasızca konuştu. Şu sıralar içimdeki sesi duyamıyorum. O yüzden de her zamankinden fazla yazmaya ihtiyacım var. Belki rüyalarımı, rüyalarımızı yazmaya çalışırım.

  6. hoppala hayattaki kardeşler hala orda mısınız burda mısınız yada her ne cehennemse herhalukarda var olmanız yeterli nerde olduğunuzun önemi yok ama şayet ki ruhunuzla burdaysanız varsınız olmuşsunuz olacaksınız varlığı bulan insan az iyi ki varsınız ben de ruhum kadar varım ruhum kadar yazarım

  7. +Allah belanı versin, allahından bul..
    -Allah değil de insanlar belamı sikiyor. O ise sesli, sesiz haykırışlarımı kulak arkası etti. Artık sikimde değil; niye bela okuduğun da..
    Anlayamıyorum insanları. Hele kadınları hiç. Her türlü piçliğe maruz kaldığı erkekler ve kadınlar ile sadece onlara sarılan, birkaç güzel söz eden sonrasında giden Od’a neden aynı küfürleri ederler? Sonun önceden belirli oluşunda daha az yıkıcı olduğunu bilmezler mi? Geleceği nasıl anlamlandırdığımı, sonu nasıl yaşanmadan getirebildiğime şaşırıyorlar. Oysa ki ben birden, iki olmadan bütün güzellikleri ve acı tebessümleri içimde yaşatıp öldürüyorum. Bilmiyorlar ki; anlamıyorlar. Ben de anlamlandıramıyorum! Her şeyin bir isminin olmasını ve insanların bu ortak lugatta, ortak kültürde, ortak bir kafada, ortak bir histeride nasıl bilinçsiz bir şekilde yaşadıklarını anlamlandıramıyorum! Ufak ayrıntılarda takılanlar mı daha net görür bütünü? Yoksa az önce bahsettiğim özellikte olanlar mı?
    .REDDEDİŞ VAROLUŞTUR.
    Düşünen bir zihnin ve hisseden bir kalbin intiharı tedavülden kalkması gereken bir eylem değildir. Saygı duyulması gerekir. İçindeki dünyayı gerçekleştirmek için çabalayan, fiile yüklenen bireyin eğer toplumun gelir geçer doğrularıyla alakalı bir dünyası yoksa eninde sonunda kayıplar vereceği açıktır. Düşüncelerinden ve hislerinden belki yaptığı eylemden ötürü toplumsal statüsünden. Eninde sonunda ütopyasını gerçekleştiremeyen, gerçekleştiremeyeceğini anlayan, işin daha da kötüsü ütopyasını içinde bulunduğu zamanın, mekanın ve insanların doğruları içinde varolabilmek adına öldüren bireyin bunu yapmak yerine intiharı seçmesi gayet haklı ve saygı duyulması gereken bir harekettir.
    İnsan nefes almaktan, yemek yemekten, düşünmekten, hayal kurmaktan ve yahut herhangi bir eylemden içten bir şekilde zevk almıyorsa yaşaması içinde bir gayesi yoksa neden nefes alsın ki?
    İsmail öldü, Od’u yarattım.
    Od öldü. Od kendi içinde de çok kere öldü. Lügatımda farklı manalara ev sahipliği yaptı. Ama işte Od da tamamen öldü. Aileme katlanamıyorum, arkadaşlarıma da, yaşayışıma da. Farklı şeyler deniyorum zihnimi meşgul etmek için ama tutarlılığı yakalayamadım.
    Nefes alırken ölmek nasıldır bilir misiniz?
    Yaşarken varoluşunu reddetmektir.
    Herhangi bir zamana, mekana, insana, düşünceye isteyerek ait olmamaktır.
    Yaşamı algıladığımız kadar düşünmektir. Bunun farkına varıp, herhangi bir doğruyu kabul etmemektir.
    Bunu yaparken de aslında farklı bir yanılsamanın içine sıkıştığını farketmektir.
    Herhangi bir çıkış yolum kalmıyor. Ne libido, ne sevgi, ne felsefe, ne bilim, ne edebiyat.
    Kontrolümü kaybettiğim bir an saygı duyulması gereken bir eylemi gerçekleştireceğim.
    Çok sevdim hepinizi, her şeyi ama eskidendi.
    Her bir kapı ardı ardına kapanınca insan bir kere karanlıkta kalınca, bir kere o aşılmaması gereken noktayı aşınca geri aydınlığa kavuşsa da manalar yitiyor. Annemi yersiz yere çok üzdüm. O da benim gibi çok hassas ama işte aşılmaması gereken noktayı aşmamış. Ailesi her şeyi. Annemi üzmek istemiyorum çünkü bir tek o seviyor beni. Varoluşumu reddedersem tek pişman olacağım husus annemdir.

    //Belki de aradığım kan buradadır. Yalnızlığa dayanırım da bir başınalığa asla. Kalemimle barışmak istiyorum, varoluşumla ve insanlıkla. Etilen beni sever mi?

  8. İşsizim. Şu an için. Yazıyorum. Geceleri. Yani gece ayakta kalabildiğim güzel zamanlardayım. Bir işe yarasınlar bari. Yarayabilme yetileri varsa tabii.

  9. Benim hiç aklıma gelmemiş bir fikrin başka bir kimse tarafından düşünülmüş hatta yazılmış olması her zaman hayret verici gelmiştir bana. Ve dev bir kartopu gibi Ay ‘ın gökyüzüne asılı durması.Olan biteni bir şaşkınlık içinde izlemenin dışında içimde, bir yolculuğa çıkmadan önce yaşanan ince bir huzursuzluk hissediyorum daima .Neden ?

  10. Yazın okuyalım bakalım, eğlenceli genç bir ekşpsiniz belli ki . Okurunuz olurım seve seve. Tatlı mısınız nesiniz etilen sosyete?

  11. yemek tarifleri verebilirim. ama benden iletişime geçmemi istemeyin . sıkıntılarım var o konuda.

  12. Neden olmasındı ki? Zihnimde yazmaya programlanmış bi bölüm olduğunu keşfettim. Okumak bir denizde dalış yapmak gibi yazmaksa tüm dalışlarını bi araya getirip kesit kesit okuyucuya sunmak. Bu keyifli işi yapan olmak için gereken her şeye sahibim. Tutkumu paylaşmama izin verin. Yaratıcı dünyamın anahtarını size sunuyorum çünkü.

  13. ben iletişim kanalından yazdım ama errrror verdii anlamadım gerekli her yeri de doldurdum işlemi anlattım gidiş yolundan puan verirsiniz diye olmadı mı yine ? neyse neden olmadı*?

    1. Ayni sorunu ben de yasadim. O kadar uzun uzun yazip da gonderememek de varmis e-mail. Lutfen iletisim kanalinizi kontrol edin.

  14. ben kimim tam olarak bilemiyorum aslında bu karmaşık bir soru ama yakınlarım kendi çaplarında tasvir ederler niçin yazmak istiyorum kısmına gelir isek içimde ki hayata karşı olan anksiyete bu şekilde azalıyor daha da açmam gerekir ise bunu bir seri katil nasıl içindeki dıyguların belirsizliğini doyumsuzluk olarak yaşıyor ve bunun mağduru oluyorsa ben de hayata karşı o şekilde mağdurum yada çoğumuz mağduruz hem çok suçluyuz hem de olabildiğine mağduruz belki bunları yazıp gün yüzüne çıkarabilirsek bir ihtimal belirsizlik ve anksiyetelerimiz geçer geçmesi dileği ile.

  15. Felsefe, psikoloji ve edebiyatla bile hayatı anlamlandıramadım.
    Belki yazarsam biraz anlam bulurum.

    1. Anlamlandıramamak aslında anlamlar arasından bize uyanı bulamamak değil midir ? Sanki sizi tamamlayan anlamı bulamamış gibisiniz.Bulmya teşebbüs etmek için aranan şeyin olduğuna inanmanız gerekir.Ve siz inanıyorsunuz.

  16. Merhabalar. İsmim Hande. Yazı yazıyorum. Roman yazıyorum bir turlu bitemese de. Eskiden bir yazı blogum vardı. Cok şey yazdım çok şey sildim. Yazmam için herhangi bir kategori yok. Geçenlerde evinin güneşliğini düğümlemiş bir arkadaşımın evinde oturup perdeye atılan düğümler konulu bir şeyler yazdım. Bilinçakışı hoşuma gidiyor. Bir de Virginia Woolf. Bu mesajı kim okuyor bilemiyorum ama etilen’in kurucularından biri hatta belki de kurucusu beni tanıyor. Birazcık :) Yazmak isterim sizin için. Teşekkürler.

  17. Egzistansiyalizm,din,hedonizm gibi konular üzerine kafa yoran bir kişiyim.
    Kitaplar üzerine eleştiri yazıları kaleme almışlığım vardır. Eğer sosyete kabul ederse yazar olmak istiyorum:)

  18. ..Çünkü şehrin büyümüş bebekleri vardı ve her günü olduğu gibi, olması gerektiğini düşündüğü gibi yaşadıktan sonra zihinlerinin kurutulmasını, temizlenip yerine tekrar konulmasını isterlerdi aksi türlüsünde huysuzlanır çığlık atarcasına ağlarlardı gözleriyle. Bu uygarlığın temelinde var olan bir şeydi, bireylerin birbirlerinin ihtiyaçlarını karşıladığı ölçüde diğer hayatlarda var olabilmesi ile alakalıydı, karşılıklı bir anlaşmaydı, uzun susuşlara öykünen boş konuşmalar bütünüydü. Çünküsü olmayan başlangıçlara giden bir konvoyumuz olur belki, belki birlikte kaçarız… Kendi(mize)ne ait bir şey olur bu hatta, formüle dökülmemiş onaylanmamış bir huzur hali. Maneviyat kadar öğretilmiş maddiyat kadar hissedilmiş değil belkide.
    Selam..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir