Menü Kapat

Ne için yaşadım?

Aşağıdaki fotoğrafta orijinal şeklini görebileceğiniz, Bertrand Russell’ın ‘What I have lived for’ yazısının Türkçe’sini internette bulamayınca çevirmeye karar verdim. Geçmişte Aylaklığa Övgü kitabını okuduğumda da, anlamak ve anlatmak için çırpındığım birçok konuyu, onun yalın dilinden dinleyince baya etkilenmiştim. Aynı durum belli aralıklarla açıp okuduğum bu kısacık yazı için de geçerli. Düşünceleri mevcut sistemin yaratıcıları ve destekleyicilerine göre ütopik ve hayalperest; devrimci ve değişiklik isteyen çoğu kişiye göre yumuşak ve iyimser kalmıştır. Matematikçi ve filozof kimliğinin yanında 2. Dünya Savaşı’na karşı çıkması, cinsiyetçi geleneği eleştirmesi, 89 yaşında nükleer silah karşıtı gösteri sebebiyle hapis yatması her biri ayrı ayrı hayranlığımı uyandırsa da, galiba beni en çok etkileyen tarafı, yapmak istediği her ama her değişikliği insanlara anlatıp onları ikna ederek yapmak istemesiydi. Sanırım bu, ikimizin de bir miktar ‘korkak’ olmasından kaynaklanıyor. Yazının başlığı olan soru üzerine en uzun süre kafa yorduğum zaman, bir arkadaşımın isteği üzerine oldu. İstek gayet basitti. Etrafındaki insanların bir listesini yap ve yanlarına iki kelime ile sana göre hayatlarını ne için sürdürdüklerini yaz. Kendimi ve isteği yapan arkadaşımı dışarıda bırakıp 20 kadar kişiden oluşan bir liste yaptım. Başlık olarak ‘Purpose of Visit’ koyup gönderdim. Her zaman yaptığım gibi, diğer insanlar konusunda ahkam kesip karar vermek çok basitken, kendim için hala bir cevap veremediğimi görüyorum. Kim bilir belki de üst fotoğraftaki alıntı gibi, kişi ne için yaşadığına ölüm yatağından önce kendini tatmin eden bir cevap veremiyordur.

Basit ama büyük ölçüde kuvvetli üç tutku benim hayatımı yönetti: aşk arzusu, bilgi arayışı ve insanlığın ıstırabına duyulan dayanılmaz acıma. Bu tutkular beni, güçlü rüzgârlar misali, düzensiz bir rotada oraya buraya sürüklerken, devasa keder okyanusunun üzerinden umutsuzluğun sınırlarına ulaştırdı.

Aşkı aradım çünkü aşk, birkaç saati için diğer tüm hayatımı feda edebileceğim, muhteşem coşkuyu getirdi. Aşkı aradım çünkü o, dünyanın kenarından soğuk, dipsiz, ölü uçuruma doğru, titreyen bilinçsiz bakışa benzeyen, korkunç yalnızlık duygusunu giderdi. Son olarak, aşkı aradım çünkü esrarengiz bir minyatürde, aşk birliğinin, aziz ve şairlerin hayal ettikleri cennete delalet ettiğini gördüm. Bu, insan hayatı için çok iyi görünse de, benim aradığım ve sonunda bulduğumdur.

Aynı tutku ile bilgiyi aradım. İnsanların kalbini anlamak istedim. Neden yıldızların parladığını bilmeyi diledim. Ve akışın ötesinde tutan sayılarla Pisagor’un gücünü kavramaya çalıştım*. Fazlasını değil ama bunun birazını başardım.

Mümkün oldukları müddetçe, aşk ve bilgi, cennete doğru önderlik yaptılar. Fakat acıma beni her zaman dünyaya geri döndürdü. Acı haykırışların yankısı yüreğime aksetti. Açlık çeken çocuklar, zalimlerden işkence gören mazlumlar, evlatlarına yük olan aciz yaşlılar ve tüm yalnızlık, yoksulluk ve acı dünyası, insan hayatının olması gereken şekliyle dalga geçti. Bu şeytanı yatıştırmayı çok istedim ancak başaramadım ve ben de acı çektim.

Bu benim hayatımdı. Yaşamaya değer buldum ve şans verilseydi seve seve ikinci kez yaşardım.

Bertrand Russell (1872-1970) History of Western Philosophy yazarlığı ve Principia Mathematica ortak yazarlığı ile 1950 Nobel Edebiyat ödülünü kazandı.

* Pisagor felsefesinin tüm tabiatı ‘sayılarla’ ifade eden anlayışı ve Herakleitos felsefesinin ‘akış’ kuramına gönderme.

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.

paylaşım