daha da ileride ise barbarı ya da barbar insanı “doğa kanunlarına en yakın, onunla en uyumlu kişi” olarak tanımlar:

her şey, der platon, ya doğanın eseridir ya kaderin ya da sanatın, en büyük ve en güzel olanları ya bunlardan ilki yaratmıştır ya da ikincisi, küçük ve kusurlu olanlar ise sonuncunun elinden çıkmadır.
dolayısıyla bana öyle geliyor ki bu milletlerin barbarlığı ilahi vahiy ve düşünceden çok az nasip almış olmalarından ve ortaya çıkışlarındaki saflık ve naiflikten henüz çok uzağa düşmemiş olmalarından ötürü.
doğa kanunları onları bizim kanunlarımıza göre hala daha saf ve temiz tutabiliyor, ama bu öyle bir saflık ki onları bizden daha iyi değerlendirdiğini ileri süren kim insanlardan öğrendiklerim yüzünden canım sıkılabiliyor.

sel yayıncılık’ın red kitaplığı dizisini pek sevdiğimizi sanırım daha önce söylemiştik ama tekrarlamak bizi yormuyor ve bir sakınca görmüyoruz. karşımızda yine bir red kitaplığı güzelliği var – montaigne’den montaigne’e, devrimci bir bilim: etnografya. yazan yapısalcı antropolojinin kurucusu levi-strauss. format olarak da oldukça hoş. kendisinin 55 yıl arayla yaptığı iki konuşmanın metni (kendisi 101 yıl yaşama güzelliğine erişmiş) konuşmaların ilki 1937’de yapılmış, ikincisi 1992’de.

geleneksel topluluklar için kullanılan “ilkel”, “barbar” terimlerinin çözümlenmesi, ortodoks difüzyonizm, pek tabii montaigne ve bu süreçte yerliler ile birlikte geçirdiği süre ve uzun yıllar yaptığı çalışmaların getirmiş olduğu birikim. insanlığın yolculuğunu yeniden düşünmez için yeterli soru işaretlerini size sunuyor. ilaç niyetine tek seferde okumalıktır. zamanında kullanınız.

montaigne’den montaigne’e
claude levi-strauss
türkçesi: alev er
Sel Yayıncılık
2018, 90 sayfa