Bunu aynı zamanda bir estetik kuralı olarak da görebiliriz.  Gerçek sanat yapıtı her zaman insansal ölçüdedir. Her şeyden önce “daha az” söyleyendir. Bir sanatçının toplu deneyimiyle onu yansıtan yapıt arasında, Wilhelm Meister ile Goethe’nin olgunluğu arasında belirli bir ilişki vardır. Yapıt bir açıklama yazınının süslü kâğıdına tüm deneyimi geçirdiğini ileri sürdü mü bu ilişki kötüdür. Yapıt yalnızca deneyimden yontulmuş bir parça, iç parıltının sınırlanmadan özetlendiği bir elmas yüzeyi olduğu zaman iyidir bu ilişki. Birinci durumda, fazlalık vardır, ölümsüzlük savı vardır. İkincisinde, zenginliği sezilen tüm bir deneyimin söylenmeden anlatılışı dolayısıyla yapıt verimlilik kazanır. Uyumsuz sanatçı için soran “yapabilme”yi aşan bir “yaşayabilme” kazanmaktır. Sözün kısası, burada yaşamanın düşünmek olduğu kadar da duymak olduğu anlaşıldığına göre, bu iklimde büyük sanatçı bir büyük yaşayıcıdır. Yapıt bir düşünce dramını cisimlendirir. Uyumsuz yapıt düşüncenin üstün etkilerinden vazgeçişini, artık yalnız görünüşleri işleyen ve ussal dayanağı olmayanı imgelerle örten us olmaya boyun eğişini gösterir. Dünya apaçık olsaydı, sanat olmazdı.

camus

01. Thee Oh Sees – Jammed Entrance
02. Oh Sees – Nite Expo
03. The Young Shaven – Raise A Laugh
04. Adamlar – Hikaye
05. Flower Room – Perception
06. Khruangbin – August 10
07. ELZ AND THE CULT – Nightmares In Their Brightest Colors
08. Hayri Okçu – In The Moonlight
09. Hayri Okçu – İstasyon
10. Supereich – Chapter IV: Backyards, Sands and Crown Caps
11. Supereich – Chapter VIII: Doch
12. Kalaha – Norsk Khat
13. Aphex Twin – T69 Collapse