Menü Kapat

mizahın sömürüsü

İçinde biraz bile mizah olmayan her şey fazlasıyla sıkıcı geliyor. İnsanlar gülmeyi unuttukça, mizah hayat endişelerimizle yosun tuttukça, büründüğümüz roller gibi yalanlarımıza karıştıkça mahvolma eşiğindeki bir neslin son çaresini de bozmuş oluyoruz bihaber. Mizah dünyaya yavaşça yayılan yersiz bir ciddiyet virüsünün tek tedavisidir. Mizahın ciddiyete olan öfkeli mesafesi konformist sınırlayıcılardan ziyade insanlık hallerimizden olsa gerek. Mizahı bir başkaldırı olarak tanımlarmışçasına anlatmak istemem. Daha doğrusu bunu fikirlerime karıştırmak da istemem. Kimsenin fikirlerine köle etmesini de istemem. Çünkü mizah insanların yüzünü bir an olsun güldürmekten öte bir amaca büründüğünde boktan meselelerimize kapılır ve gerçek anlamını yitirip biraz daha kendimize benzettiklerimize benzeyen biri olur çıkar. Oysa mizah tüm tartışmalardan ve teşkilatlı hareketlerden, yersiz beklentilerden, en önemlisi ise samimiyetsiz ciddiyetimizden çok uzakta, bir amaç uğruna var olanlara ise ancak bir insanın tebessümü kadar yakında bir mutluluk kaynağıdır. Öyle de kalmalıdır.

Mizahin sömürüsünü, toplum algısıyla bağını, serbest piyasa ekonomisine karıştırılmasını ya da herhangi bir eleştirisel sorgulamasını ve ardından alınabilecek muhtemel ya da absürt cevapları bir kenara koymalı. Gülmek düşüncelerin ötesinde kutsal bir eylemdir. Mizah belki de tanrının insanlığa sunduğu bir huzur kaynağıdır ve bir çıkış yoludur. Anlamsal derinliğinin sınırlarını zorlamaktan genelde çekindiğimiz bu kavram belki de çok daha ulvi değerler taşıyordur. Buna bizzat inandığımdan olsa gerek; mizahı başka büyük(!) meselelerimizle birlikte ele almak istemiyorum. En azından gülmeyi unuttuğumuz yönündeki karamsar düşüncelerimi değiştirecek kadar yersiz bir kahkaha kopana kadar dünyada…

İnsanlığın her yapıtaşına kadar işlemiş bir acı çekme eğilimi vardır ya hani. Her insan acı çekmekten çok hoşlanmadığı öngörüsü altında acının edebi tasvirlerine ya da insana kazandırdığı(!?!) her bilgiye ve duyguya bağımlıyızdır. İnsan olmanın kurallarındandır ya hani bu… Hatta duymuşsundur ‘‘olgunluk’’ diye de seslenirler bu canavara. İşte tam bu hezimetin ortasında dahi mizah olmalıdır aslında. İnsanlar duygularına değil alıştırıldığı duygulara yenilmiştir ve bu modern trajikomedi perdelerimizden sadece biri olarak gülmeye karşı bir eylemdir. Boş verin bu anlamsız yazıya bile gülüp geçmeli sadece.

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.

paylaşım