metis yayınlarına açık mektup

Sayın yetkili

https://etilen.net/john-berger-adan-xe/ adresli sitenizde 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine aykırı olarak şirketimize ait lisanslı ürünlere yer verildiği saptanmıştır. Listelediğiniz eserin ve şirketimize ait varsa diğer eserlerin 72 saat içerisinde kaldırılmasını, kaldırıldığının tarafımıza bildirilmesini ve haklarımızın gelecekte benzer şekilde ihlal edilmemesini rica ederiz. Aksi takdirde yasal yollara başvuracağımızı bildiririz.

öncelikle bu mektubun bize gelen üstte aynen kopyaladığımız üslup dolayısıyla yazıldığını belirtmek isteriz. talep “insani” bir şekilde – 1983’te yazılmış  bir kanun bildirimine ve üstüne tehdit mesajı yazmaya gerek kalmadan – yapılsa idi, tercihiniz olarak görüp linki kaldırırdık.

ikinci olarak kendisine pek saygı duyduğumuz  aaron swartz’ın (huzur içinde uyusun) gerilla açık erişim manifestosunun bir savunucusu olduğumuzu belirtmek isteriz. kendisinin de adının ve konuşmasının geçtiği julian assange’in “şifrepunk” kitabının sizin yayınevinizden basılmış olmasını da devasa bir ironi olarak gördüğümüzü de eklemek isteriz.

üçüncü olarak “metis yayıncılık ltd.” altında, kar amacı güden ticari bir şirket olduğunuzun farkındayız. bu kitapları basmak için çeşitli kişi ve kuruluşlara telif hakkı ödediğinizi, çevirmenlere ve diğer yayınevi çalışanlarına maaş ödemek zorunda olduğunuzu, tasarım-baskı-dağıtım gibi giderlerinizin yanında binanızın ve diğer operasyonel giderlerinizin olduğunun ve dolayısıyla bu işten para kazanmak zorunda olduğunuzun farkındayız. topluma bir amme hizmeti yapmıyorsunuz ve para kazanma iştahınız ve ihtiyacınız oldukça rasyonel.

etilen olarak biz yaklaşık 13 yıldır (ugh 13 yıl olmuş şimdi farkettik) ücretsiz bir şekilde bilginin özgürleştirilmesi ve paylaşılması adına çalışıyoruz. bu süre zarfında en ufak bir para kazanmaktan ziyade, gittikçe artan masrafları dahi kendimizin karşıladığını ve herhangi bir reklam geliri olmadan yayında olduğumuzu, kendi yayınlarımızın tamamını kendi imkanlarımız dahilinde çoğaltıp ücretsiz dağıttığımızı hatırlatmak isteriz. bundan da gurur duyuyor ve bu yapı ile devam edeceğimizi belirtmek istiyoruz. yazı görselinde anlattığımız gibi yaptığımız da hırsızlık olarak görmüyoruz ve gönül rahatlığıyla paylaşıma devam ediyoruz ve edeceğiz.

eğer dikkat ederseniz, alın size 1500 e-kitap bedavaya okuyun gibi bir yaklaşımımız yok. okuduğumuz, beğendiğimiz, paylaşılmaya değer gördüğümüz eserleri seçmece olarak tanıtıyor, mümkün mertebe .pdf kopyası ile paylaşıyoruz. burada amacımız kesinlikle para vermeyin – digital kopyasını okuyun değil (ki zaten o .pdf’lerden okuyan olduğunu sanmıyoruz) aksine, buyrun bakın pişman olmamanız için göz atın ve  beğenirseniz  satın alın düsturunu teşvik etmeye yönelik. oturma imkanı veren (veya vermeyen) kitapevlerinde kitabınızı okuyup, satınalmadan ayrılan bir okuyucu da gözünüzde hırsız veya korsan mıdır?

muhakkak ki “bedavaya kaçanlar”  ya da “parası olmayanlar” olacaktır ama yine de onlara kitap okutmanın mutluluğunu yaşarız. hem siz yıllardır insanlara kitap okutuyoruz kampanyaları yapmıyor musunuz? yoksa biz mi okuduklarımızı anlayamıyoruz? fakat kitabın farkına varan, çevresine öneren, satın alan kesimin çoğunluk olduğuna eminiz (yani bu durum sizin kar amacınıza hizmet ediyor). şikayetçi olduğunuz içerik 6.500’den fazla gösterim almış gözüküyor, bu içeriğin teşvikiyle satınalanlar olduğu düşünüldüğünde 2378472348 sayılı kanunumuz hükümleri çerçevesinde sizden reklam bedeli istemeli miyiz?

yine belirtmiş olduğunuz içeriğin sanal aleme sürümünü yapan oluşum biz değiliz. (geçmişte bir çok eseri dijitalleştirdiğimizi, bir çok eseri çevirdiğimizi ve ücretsiz dolaşıma soktuğumuzu gururla sunarız.) bizim linkimizi engellemiş olmanız, bu kitabın kopyalarının dağıtımını engellemeyecek. basit bir kaç aramayla hala herkes için erişebilir durumda olduğunu hatırlatmak isteriz. emin olun, arkasına sığındığınız kanun ile korkutamayacağınız ya da muhattabını bulamayacağınız birçok server’da kitabınızın kopyası an itibariyle bulunuyor. çabanız değerlendirmemiz çerçevesinde oldukça boş.

bir diğer ilgimizi çeken nokta sıradan bir insanın “72 saat” içerisinde kesinlikle e-postalarını okumak zorunda olması. 3 günden fazla sanal alemden uzak kalamazsınız dostlar bilgilerinize – aksi takdirde hakkınızda yasal işlem uygulanabilir, eğer websiteniz varsa kapatılıp engellenebilir ya da para cezalarına çarptırılabilirsiniz.

sonuç olarak yayınladığınız kitaplarınız, bastığınız o şirin “banksy” kapaklı “yaratıcı direniş” ajandalarınızın içeriğine tekrar göz atmanızı isteriz sevgili metis. aksi takdirde eylemleriniz ile yayınladıklarınız arasında okkalı bir ironi olduğunu göreceksiniz. bizim gibi kendi halinde, kendi çapında paylaşımları olan oluşumlara harcayacağınız emeği ve mesaiyi, kârınızın büyük kısmını götüren dağıtım şirketlerine yönlendirseniz bizce daha karlı çıkarsınız.

bu mektuba 72 saat içerisinde herhangi bir cevap vermenizi rica ederiz. aksi takdirde duygusal yollara başvuracağımızı belirtmek isteriz. zira arada başarılı kitaplar basıyordunuz.

etilen sosyete yetkisizi

gelen anlam veremediğimiz yorumlar sonrasında zorunlu ekleme

  • etilen metis’in ya da herhangi bir yayınevinin emeği üzerinden bir gelir elde etmemiştir. etilen’de para alışverişi yoktur. etilen siz ne derseniz deyin çalmamıştır, etilen sadece paylaşmıştır.
  • etilen resmi bir kurum, şirket ya da yasalar çerçevesinde hareket eden bir oluşum değildir. öncelikle kolektif bir üründür ve herhangi bir siyasi görüş, ideoloji, parti, örgüt yanlısı değildir. kendi halinde paylaşımlar yapmaktadır.
41 yanıt: “ metis yayınlarına açık mektup ”
  1. Ben yazarların, aslında görebildiğim kadarıyla “popi” yazar tayfa dışında bunu çok dert edeni de yok, yayınevlerinin bu tavrını komik buluyorum biraz.

    Bundan çok değil 15 sene önce mp3, korsan diye 10 sene önce de youtube “bizim emeğimizi çalıyor, vergi de vermiyür ühühü :(” diye kanal kanal, gazete gazete dolaşan bi’ cenah vardı. Sahip oldukları ilişkiler sayesinde de periyodik aralıklarla bol kamera, muhabir ve Ladin’in peşindeymişçesine pozlar kesen polislerle bi’ yerler basılırdı.

    N’oldu da şimdi “İnternet emeğimizi çalıyor :( Vergi vermiyor :( ” diye ağlayan kitle bugün youtube da orada burada daha fazla tık almak için illegal yollara başvuruyor, youtube dan siktir yiyor?
    Nasıl oluyor da albümler, klipler çıkmadan youtube a soundcloud a düşüyor?

    youtube ya da stream mecraları daha mı çok telif ödüyor? Yoö, işin içinde olmasak neyse de.

    Emek denmiş, hırsızlık denmiş, denmiş de denmiş bi’ kamyon beylik laf edilmiş.

    Çevirmenlerin, dizgicilerin, tasarımcıların neredeyse yayınevlerinin kapısında yatarak aylar yıllar sonra pek yüce yayınevlerimizin vermemek için 9874321874 yol denediği üç kuruş parayı görmüyoruz niyeyse. Onlar emek değil mi telif hakkı cengaverleri?

    Nasıl oluyor da oluyor, “korsan”la “orijinal” kitaplar aynı matbaadan çıkıyor, aynı kamyonla taşınıyor hatta yeri geliyor aynı mekanda satılıyor da biri diğerinden daha “kutsal” oluyor?
    Bir yayınevi ve/veya yazar nasıl oluyor da hem bandrollü satışın hem de “emek hırsızı” korsanlığın satışını nokta atışı bilebiliyor?

    Emekmiş, siktirsinler.

  2. Burada sorun, etilen’in hırsızlık yapması, birilerinin hırsızlık sonucu ortaya çıkan bu ürünü indirip okuması değil. Sorun, etilen’in de, hırsızlığı yapanın da bundan zerre miskal utanmaması bilakis savunması.

    “Yazarlar da para kazanmak istiyorsa yanlış işe girmişler keh keh,” diye yazabilecek ve insanların bir kitabı ortaya koymak için verdiği ayları, yılları beş para etmez görecek kadar ahlaksızlaşıldığını görmek can sıkıcı.

    “Bilginin serbest dolaşımı,” gibi laflar ilk bakışta güzel görünebilir, buna katılanın da kendi bilgisini, yaratısını serbestçe dolaştırmasında hiçbir sakınca yok. Ama bilgi ve sanat serbest dolaşmalı diye düşündüğün için bütün dünya aynı şekilde düşünmek zorunda mı? Kimsin sen, kimsiniz siz? Sadece yaynevlerinin ürünlerini çalmakla kalmayıp yüzde 99.9999’unu tanımadığınız ve asla tanımayacağınız yazarların, yayıncıların, çevirmenlerin iradesine ne hakla ipotek koyuyorsunuz?

    “Bilgi serbest dolaşmalı, romanlar, şiirler, araştırmalar herkese açık olmalı.” E iyi, öyle düşünüyorsan yaz romanını, şiirini, yap yıllarını verip araştırmanı (ve en zevklisi geliyor) git bir yazarın ajanıyla yap anlaşmanı, cebinden paranı verip çeviri haklarını satın al, otur çevir, ondan sonra ne bok yiyorsan ye, Bilginin ve bu bilgiyle şekillendireceğin sanatının satsan zaten para etmeyeceği ortada, başkalarının işlerine niye salça oluyorsun?

    Metis yanlış yapmış, fazlasıyla iyi niyetli davranmış. Doğru olanı, artık yayıncısı da bu ürünün 6500 kere paylaşıldığını itiraf ettiğine göre doğrudan bu zararı tazmin etmek üzere harekete geçmesiydi. “Ay indirenler hepsini okumamıştır, ay gidenlerin hepsi indirmemiştir, ay ama indirenler gidip kitabı da almıştır, reklam olmuştur” Bunları (zaten hiçbir anlamı olmasalar da) mahkemede kanıtlamaya çalışmakta başarılar diler, hiç olmazsa bir “yavuz hırsızın” cezalandırıldığını görürdük.

    Ama yok, evinden milyonlarca dolar çıkan siyasetçileri “hakkıdır alacak tabii” diye savunanlar gibi iştahla savunun yaptığınız işi.

    Son kez bir noktanın altını çiziyorum. Burada sorun “hırsızlık” değil, artık bu hırsızlığı, ahlaksızlığı, şerefsizliği bayrak sallayarak, gurur duyarak, kendine hak görerek yapmak. Yaptığınızdan utansanız bir şey demeyeceğim ama bu küstahlık ve kendini bilmezliği gördükten sonra karşınızda keşke Metis değil de Elsevier olsaymış da donunuza kadar almakla kalmayıp, hayatınızın geri kalanına da ipotek koysaymış diyorum.

    1. Sorun senin bakış açınla sorundur.

      Etilen’in yazarlar para kazanmak istiyorsa yanlış işe girmişler gibi bir yorumu yoktur.

      Sen kimsin? Sizi kim gönderiyor? Çoğunluk senin gibi düşünüyor diye ben niye aynı düşünmek zorundayım? Nerede kimin için ipotek koymuşuz? Ne hakla bunu iddia ediyorsun?

      bilgi serbest dolaşmalı diye düşünenin ürettiği ürünün beş para etmeyeceğine hangi hakla karar veriyorsun? maddi değeri tanımlanmayan bilgiler değersiz midir?

      bravo zekice bir hareket, senin mantığın ile youtube’a verilmesi gereken cezayı hesaplayabilir misin? google için hesaplama şansın var mı? dosyanın bizim sunucularımızda tutulmamasının anlamanı bilir misin?

      siyasetçiler üzerinden verdiğiniz örneği durum ile uzaktan yakından alakalı görmüyoruz.

      son kez vurguluyoruz. hırsızlık senin yorumundur. ahlaksızlık, şerefsizlik, küstahlık gibi eklemelerin ise doğrudan hakarettir ve savunduğun kurallar çerçevesinde hakaret suçu gibi bir kavram olduğunu da hatırlatırız. seviyenizle açıkça muhattap olmadığımızı da belirtmek isteriz.

  3. gidin banka soyun sisteme karşıysanız burda neyin anarşistliğini yapıyorsunuz iki büklüm ayakta duran yayın evlerine

    1. bu sözünüzü çerçeveletip duvarımıza asacağız.

      aramızda sistem karşıtı olup banka soymayan kalmasın arkadaşlar.

      ayrıca metis’ten “çaldığımızı düşündüğünüz” miktarı belirtebilirseniz gidip kendilerine elden teslim edeceğim.

  4. Yorumlar 2016 yılına ait. Hukuk devleti, yasalar vs denilmiş. Kullanılan dil, üslup ve referanslar Türkiye’yi işaret ediyor, başka bir coğrafyayı değil. Hmm. Nerede bu hukuk devleti? Nerede, hangi yasalar bunlar? Ben mi başka realitede yaşıyorum?

  5. Hukuki bir çerçeve içerisinde yapılan bir uyarıya, hafif ukala bir tavırla verilen ve asıl amacı ortaya çıkmış çatışmayı çözmeye ya da haklı olduğunu destekli bir argümanla kanıtlamaya çalışmak yerine, karşı tarafın ideolojilerine üstü kapalı bir saldırı yapmak amacıyla yazılmış bir yazı okuduğumu düşünüyorum.

    Herşeyden önce hiçbir kuruluşa yasal hakkını savunduğu için herhangi bir saldırı yapmanın kimsenin hakkı yoktur. Yasaların özgür bilgi paylaşımının önüne geçtiğini düşünüyorsanız, eleştirinizin hedefi yasaların kendisi olmalıdır, bu yasaların sınırları içinde zorunlu çalışan kuruluşlar değil. Aksi takdirde tüm eleştiriniz çocukça ve amaçsız gözükür.

    Ayrıca kopyalamanın çalmak ile aynı şey olmadığını ve izinsiz dijital dağıtımın şirkete aslında bir zarar vermediğini söylemek ise sadece bir yorumdur. Sizin gibi milyonlarca insanın da bu konu hakkında her biri farklı yorumu olabilir, önemsizdir, son söz yasanındır. İdeolojim doğrultusunda ben de yarın çıkıp diyebilirim ki; eşit olmayan sosyal haklar doğrultusunda mağdur olmuş fakir bir vatandaşın, kendinden daha varlıklı başka bir vatandaşın arabasını çalması hakkıdır, zengine zarar vermez ve yasal olarak hakkını araması eleştirilmelidir. Bu benim yorumumdur, arabası çalınan kişiyi mağdur eder, sosyal sistemin fakir adamı mağdur ettiği gibi, çözüme gitmez ve en nihayetinde hiçbir anlamı yoktur, çünkü son söz yasanındır.

    Ayrıca eklemek istiyorum, siz sitede bu kitabın bedava pdf’sini dağıttınız diye karşılığında ödeme talep edebilecek bir durumda bu ürünün reklamını yapmış olmuyorsunuz, yanlış ve boş bir örnek. Ama espri niyetinde yapıldığını düşünüp üstünde durmak istemiyorum.

    Sonuç olarak anlamışsınızdır ki konunun içeriği ile ilgilenmiyorum, (kitap pdf’lerinin bilgiyi yaymak amacı ile bedavaya dağıtılması doğru mudur yanlış mıdır?) eleştirim konuya yaklaşımınız ve tavrınız. Yasalar her ne kadar yozlaşmış olsa da (bu konuda öyle olduğunu düşünmüyorum) eleştiri yasayı kullanana değil, yasayı koyana yapılmalıdır. Eğer ki herkes bir konu üzerinde kendi yorumu doğrultusunda kendine tanıdığı hakları uygulamak isteseydi, hukuk devletinin tam tersi, anarşi hüküm sürerdi. Eğer ki ideolojiniz bu doğrultuda ise, alt metinlerde bunu hissettirmek yerine bunu açıkça belirterek yazmanız da kafa karışıklığını önleyebilir.

    Bir dahaki sefere daha ciddi ve üzerine daha çok düşünülmüş bir yazı yazarsanız, insanlarda bunu ciddiye alır ve üzerine düşünür.

    1. hoşgeldiniz. öncelikle bizi ciddiye almamanıza sevindik. çünkü bizi ciddiye alacak kadar anlamadığınızı düşünüyoruz. anlamak istediğinizi de sanmıyorum ama dilerseniz https://etilen.net/arsiv/ bölümde yazılan yazılara göz atabilirsiniz. ya da siz daha ciddi bir kaynak arzu edebilirsiniz https://en.wikipedia.org/wiki/Fanzine bu link işinizi görecektir.

      sanırım tekrar belirtmemiz gerekiyor – etilen – kar amacı gütmeyen, bu paylaşımlar üzerinden bir şeyler kazanmayan hatta paylaşmak için kendi cebinden koyan ve vakit harcayan bir oluşumdur. paylaşmaktan öte de bir gayesi olmamıştır, olmayacaktır. dolayısıyla sizin belirttiğiniz yasalar ve kanunlar kapsamında tanımı olmadığını düşündüğümüz bir harekettir dolayısıyla da savunduğunuz yasalarınızla “kendi görüşümüz dahilinde” yargılanmamalıdır. duruşumuzu ve tavrımızı daha ne kadar açıkça belirtebiliriz bilmiyorum ama okuduğunuz tek bir yazıdan etilen’i bu şekilde yargılamanız kanımızca sizin “saldırgan” tutumunuzdur.

      ayrıca üslubumuz sizin standartlarınızda olmak zorunda değildir. etilen durup dururken metis’e sizin tabiriniz ile saldırmamıştır, aksine yaptıkları işleri takdir edip paylaşımlarını yapmaktadır. kendilerinden gelen bildirimi de istediği gibi yorumlayıp, istediği gibi cevap verme hakkına sahiptir. bu bizim açımızdan bir saldırıdan ziyade yoruma açık bir savunmadır.

      sizin gibi ciddiye almayan insanlar olduğu gibi alan ve bizi anladığını düşündüğümüz insanların da olduğunun farkına varmanız dileğiyle. düşünme düzlemi hukuk devleti (bizim ülkemizde bu kelime grubunu kullanırken gülme geliyor) kuralları çerçevesinde olmak zorunda değildir. böyle insanlar olduğunun da farkına varmanız dileğiyle.

      1. Metis yayınları yazınızı yüksek ihtimalle ciddiye alıp cevap vermeyecektir, bana kalırsa olması gerekende budur.

        Doğrusunu söylemek gerekirse ”O” nam zat, güzel bir yazı yazmış katılmamak elde değil. Bununla beraber yazınız, tek bir düşünce yapısına kanalize edilmiş ve burada eleştirilere verilen cevaplar vs. tamamen işi ”benim düşüncem doğru tamam mı?” ”biz haklıyız onlar haksız ağbi” durumuna sokmakta. Verilen alakasız cevaplar ve eleştiri karşısında kılıçları çekip saçma argümanlarla rakibi alt etmeye çalışmanızda yaptığınız işe tuz biber ekmiş vaziyette.

        1. metis yayınları cevap vermezse çok alınacağımızı ve kalbimizin kırılacağını ilk metnimizde belirtmiştik.

          tek bir düşünce yapısına kanalize etmemizin sebebi, doğru olduğuna inandığımız şeyleri savunduğumuzdandır. benim düşüncem benim için doğrudur, senin için doğru olmayabilir. kendileri (y ada sizin) açısından neyin doğru olduğunu da yeterince anladığımızı ve bunu belirttiğimizi düşünüyoruz.

          alakasız cevaplar – saçma argümanlar kısmı görecelidir. sizin herhangi bir argümanınız olmadan alakasız ve saçma demeniz ise ayrı bir ironidir. bize katılmayabilirsiniz pek tabii saygı duyarız. ama saçma-anlamsız-tü-kaka diyerek görüşünüzü sınırlarsanız kendinizle çelişirsiniz. adam smith’i yanınıza alıp gelmiş olmanızda belki bunun göstergesidir. illa biz de pierre-joseph proudhon’u mu çağıralım?

    2. Bilgi ve kitaplar insanlığındır. Bundan para kazanmak zorunda olan aracı kurum yayıncılar kitap hırsızlarına pay ve finansman ayırmak zorundadırlar. Yazara gelince bu işi para için yapıyorlarsa yanlış işteler. Biz okuyucular kitap korsanı değiliz sadece okuyoruz. Yani yazar yada yayıncı üzerinden bir rant elde etmiyoruz. Ve okuduğumuzda paylaşıyor ve tanıtıyoruz, sosyaliz işte … Telif hakları RANT ve bu rantın paylaşımı için var. Bize hırsız bile denmez çünkü rant, kazanım yok. Tüm yayıncılar basılan kitapları tanıtmak için tüm medyanın peşinde kapı kapı dolaşır bedava kitap dağıtır, çoğu atılır okunmaz bile. Medya ile ilişkileri iyi tutmaya çalışırlar. Medya, reklam olmasa Metis’in hangi kitabı bastığından uzman bir okuyucu değilsem nereden bileceğim? Müneccim miyim? Evet ETİLEN”e para ödeyin bence. Mücadelenizi bu işten sırtınızdan para kazanan KORSAN kitapa çevirin. İnternet okuyucu sayınızı arttırır. Biz okuyucuyuz. METİS ve tüm yayınevleri biz okuyucularla aralarını iyi tutsunlar. Çünkü Metis sadece bir – iki kitap basmıyor değil mi? Saatın alınacak çok değerli kitaplarınız var Örneğin “Hacker Etiği” Siz okudunuz mu? Ben okudum. Sonra Saroz’un desteklediği Mehmed’in El Kitabı var . Sıfır noktasındaki Kadın var. Daha sayayım mı?

    3. Hah bu yorum Metis’in kesin. Ismini yazmamis ama hukuken yazmış hep. Noter aracılığıyla olmayan, internet uzerinden gonderilen uyari nasıl 72 saatte kanun haline geliyor? Daha düzgün yaziverin o zaman okuruz (valla aynen sizin kadar hukuki sizin kadar ciddi yazdım yeminlen)

  6. Sizin taptığınız benim ayaklarımın altındadır demiş çok sevdiğim bilgenin biri, hakikatin bekçileri olduğunuzu bir kere daha gösterdiniz, umarım bir özür dileyerek, bastıkları kitaplarla kazandıkları saygınlığı yitirmezler. Samimiyet bildiğiniz en güzel doğru, ondan sapmayacağınıza inançla, teşekkürler etilen.

  7. Sevgili etilen yetkilileri, sizi okuyan ve yukarıdaki meselenin de çoğu kısmında sizi destekleyen biri olarak ufak bir bilgilendirmeyi borç hissettim üzerimde. Belirtilen kanunun hükümlerine aykırı bir şey yaptınız diye böyle bir uyarıda bulunulması tehdit değildir. Hukukî bir üsluptur diyebiliriz buna. Size sadece falanca şeyleri kaldırın deselerdi, siz de neden kaldıralım diyecektiniz. O yüzden onlar da taleplerini dile getirirken neye dayandıklarını ne gerekçeyle bunu istediklerini söylemişler. Tehdit olarak nitelendirmeyin. Yukarıda bir yorumda da söylendiği gibi yaptıkları rutin işlerden biri gibi görünüyor bu. Haksız değiller sanırım mevzuya detaylıca bakmadığımdan kesin konuşmayayım. Bunu siz haksızsınız diye demiyorum, tavrınız olması gereken(bence). Fakat pratikte kanuna aykırı davranmışsanız öngörülen cezayı alırsınız. İnsanlar misal kaçak saraylar vs yaparken hukuk işlemez fakat böyle ufak şeylerde biz Joseph K. misali eziliriz. Yasal prosedüre tâbi oluruz en ince yerleriyle.

    Sevgiler…

  8. bir kere bu konuyu bazı arkadaşlar yanlış yerden ele alıyorlar. Şimdi ilk örnek sinema filmlerinden; sinema film yapımcıları şu teknoloji çağında filmlerinin dvdsi çıktığında online ortama düştüğünü bilmiyor mu tabiki biliyor. Ancak onlar zaten hasılatı gişeden yapıyor dvd çıkana kadar. Yada müzikleri ele alalım; bir şarkıcı şarkı piyasaya sürdüğünde o şarkının dvdden mp3 e çevrilebileceğini bilmiyor mu sanıyorsunuz. Ancak onlar paralarını konserlerden, canlı müziklerden ve bir takım telif haklarından kazanmaktadır. Örnek vermek gerekirse, cuzi bir aidatla deezer, spotify gibi sitelerden neredeyse her şarkıya erişim sağlanabilir. Yasaların ne dediği benim için o kadar önemli değildir, ne olması gerektiğidir önemli olan. Çünkü bugün olmasa yarın değişecektir bu yönde. Çünkü yasalar tarihsel olarak ele alındığında her zaman toplumun yaşayışından alışkanlıklarından doğru yanlışlarından beslenerek oluşturulur. Şahsi görüşüm; bir edebi yada sanat eseri herkesin erişimine uygun ortamlarda yayınladığı sürece bu işten kaçış yoktur, ki olmamalıdır da. Sığ insanlar farkında olmasalar da sanat ve edebiyat para kazanma dürtüsünde bağımsız ele alınır. Zaten bu maksatla ürün çıkaranlar ancak kabız ürünler sunabilir. Özet olarak bilgi, sanat, edebiyat paylaşıldıkça çoğalır. Güzel insanlar oluruz hepimiz.

  9. Muhtemelen rutin işlemler içinde yaptıkları bir şeydi ve şimdi şok olmuş durumdadırlar. Cesaretinize ve kararlılığınıza sağlık. Yalnız, eleştirenler tarafında değil, bu sıradan görülen sürece farklı yaklaşıp tepki koyuyor olmanıza saygı duyan tarafta olmakla beraber, eleştiri mesajlarına verilen saldırgan cevaplar çok dikkatimi çekti. Gerek var mı diye düşündüm. Sizin kararınız elbette. Yüreğinizin her daim böyle mangal gibi olması ve yılgınlık içine düşenlere cesaret vermesi dileklerimle…

    1. teşekkürler güzel dilekleriniz için. saldırganlık gibi bir derdimiz olmadığını, sadece gelen eleştirelere aynı standartta yanıt verdiğimizi düşünüyoruz (ne kadar becerebiliyorsak) şurada birbirimizi anlayabilen kaç kişi kaldık gerçeğinin bilinciyle, selamlar olsun!

  10. Ben bu yazılanlara katılmıyorum.Başta yazıdğınız gibi yayınevinin harcadığı masraflar ne olacak?tercüme baskı yayına hazırlama?Madem mülkiyet hırsızlıktır siz neden yapmıyorsunuz bu kitap işini.hayrına yapıp millete dağıtabilirsiniz.Bugün e-kitap okuyucusu diye bir alet var(bendede var) istediğin pdf vb. dosyayı indirip kolayca kitap okuyabiliyorsunuz.hadi baskı yok niye para istiyo diyeceksiniz,metis bu saydığım işleri(tercüme düzenleme vs.)yapmasa sizin o bilgiden haberiniz olacakmı?telifin amacı emek hırsızlığını önlemek değilmidir?bu işten de reklamınızı yaptımızı farzedin demekle sıyrılınmaz.biraz mantıklı olalım bilgi paylaştıkça çoğalır gibi şeyleri bırakalım.Not;ekitap okuyucumla kimsenin hakkına girmemek telifini çiğnememek için bulduğum kitapları ayıklayarak eleyerek okuyorum.bu siteye tesadüfen girdim düşünce yapısını felan bilmiyorum komünist bir yapıya sahipse sözlerim havada kalacaktır bunuda biliyorum.

    1. “düşünce yapısı komunist yapı” kısmını başa yazsaydın keşke de kalanını okumasaydık :) kendi kendini çürütmüşsün ama birkaç nokta;
      – insanlar önerdiğimiz kitapları satınaldığında yayınevleri masraflarını karşılıyor bir nebze de olsa.
      – kitap işini yapmadığımızı nereden biliyorsun?
      – ülke sınırları içerisinde yabancı dil konuşabilen ve dünya gündemini yurtdışındaki kaynaklardan takip edebilen tek oluşum “metis” değil.
      – “biraz mantıklı olalım bilgi paylaştıkça çoğalır gibi şeyleri bırakalım” bu cümle şakaydı sanırım?
      – “ekitap okuyucumla kimsenin hakkına girmemek telifini çiğnememek için bulduğum kitapları ayıklayarak eleyerek okuyorum” şaka olmayacak kadar gerçeksiniz sanırım.

      1. Ben söylediklerimin arkasındayım siz benim yazdıklarıma cevap vermemişsiniz aşağılamaya çalışmıssınız.şaka felan yapmıyorum işini yapan insanlara saygı duyuyorum.bir yayınevi bir kitap için emek ve para harcayıp o kitabı yayına sokup satışa sunacak sende bunu fotokopi çekip internet üzerinden milyonlarca insana ücretsiz bir şekilde sunacaksın ve bunun için saygı bekleyeceksin esas siz şaka yapıyor olmalısınız.yayınevlerinin masraflarını başka kaynaktan”bir nebze” karşılayıp karşılamamsına sizmi karar vereceksiniz?hırsızlık buna denmiyorsa neye deniyor?gerçekten masraflarını karşılamadan kitap işini yapıyormusunuz inanayımmı buna?kitaplar için istenen fahiş fiyatlardan bahsetsenin gerçekten size canıgönülden katılırım ama ortaya konan bir ürünün “çalınarak”farklı mecralarda yayınlanmasına saygı beklemeniz abesle iştigalden öteye geçmiyor.

        1. aşağılamaya çalıştığımızı düşünmüyoruz. yazdıklarınıza cevap vermediğimizi de düşünmüyoruz. saygı duymasak yorumunuzu da yayınlamazdık. neyse konumuza gelelim.
          – öncelikli olarak sitenin yıllardır ne amaçla varolduğunu ve katkıda bulunanların neler yaptığını anladıktan sonra yorum yapmanızda fayda var diye düşünüyorum.
          – işini yapan insanlara saygı duymadığımız kanısına nereden vardınız? yazdıklarımızı okursanız daha mektubun ilk cümlesi insani bir şekilde talep etseydiniz kaldırırız yönündeydi.
          – biz karar vermiyoruz, yorum yapıyoruz. herkes kadar bizimde yorum yapma hakkımız olduğunu düşünüyoruz.
          – hırsızlığın tanımını yukarıda yaptık. kültürel hafıza ve paylaşım üzerine hırsızlık tanımımız aynı olmayabilir. biz hırsızlık demiyoruz, siz diyor olabilirsiniz.
          – kitap işi için çalışmalarımıza inanıp inanmamak size kalmış, ne yaptığımızı bilmeden yorum yapıyorsunuz.
          – ekitap okuyunucuzla “bulduğunuz” kitapları ayıklayıp eleyerek okuyarak sizin tanımınızla hırsızlık yapmış olmuyor musunuz?
          – bilginin paylaşmadan nasıl çoğaldığını örneklerle açıklayabilir misiniz?
          – saygıdan bahsederken bu sitede yapılan paylaşımlar için emek harcayan insanlara da saygı duymanız dileğiyle.

    2. Bu tartışma olmasa benim METİS neyi bastı ondan haberim mi olacaktı? Herkes İstanbul da mı yaşıyor?
      Hırsızlık kar güder rant güder gelir kazanır.

      Metis’in tüm kitapları mı İnternette. Yüzde kaçı ücretsiz yüzde bir için mi bu tartışmaları yapıyorsunuz.

      Şimdi Metşis genel müdürü yada finans müdürü buradaki tıklamaya bakıp hesap yapıyor. O hesap öyle değil efendim. Özel okuyucunuz yoksa internetten kitap okumak o kadar kolay değil. Her yiğidin harcı değil. Yani film gibi müzik gibi değil. Çok özel çaba harcamanız gerekiyor. Okumak zaten zor iş. Bide siz zorlaştırmayın. Yüzde birler peşinde koşmayın . her tıklamayı bir kitap satışına eşitleyerek ancak internetin o mucizevi matematiğine ölçülebilirliğine kanmayın. Bu işler öyle olsaydı gazetelerin hepsinin iflas etmesi yada sadece sanalda olmaları gerekirdi.
      ben birilerinin sırtından bir kene gibi hiçbir şey üretmeden geçiniyor para kazanıyorsam o zaman hırsızım. Ben sadece okuyorum. Okuduklarımı paylaşıyorum.

  11. Yahu bu saçma mantık o zaman bütün kütüphanelere de bu mesajı yollasın “bizim kitaplarımızı kütüphanenizden ‘para vermeden’ okuyorlar. Lütfen 72 saat içinde yakın” diye.

  12. Yeni anayasa falan deniyor tanıdık yok mu şu mülkiyet işlerinde kolaylık sağlayacak iki üç şey sıkıştırsak.

  13. yaptığınız iş takdire şayan. bu tür kar amacı güden kuruluşlardan her zaman böyle mektuplar alacağınızı sizlerde biliyorsunuzdur. bunun içim sisteminizi anonimleştirip tamamen kendinizi yaptığınız işe verebilirsiniz.

  14. Nayman her kimse, ‘ayıp’tır bu konuşması. ya bu sayfadan hiç haberdar değil, okumuyor, dolayısıyla özgürlükçü bakış adına hiç konuşamayacağı bir yerde duruyor, ya bir kelime ve bir isim tamlaması kurabildiği için söz kurabildiğini sanıyor – yine bundan da bu sitenin uğrayanı olmadığını anlıyoruz; ya da yazının kendisini bile okumayan bu yazı sahibinin sırf bu tür bi yazıyı buraya koymuş olması bile gereklidir de ondan yazmıştır bunu – yani kötü niyet. dördüncü şık, etileni üzecek bir şey olduğu için yazmıyorum. viva etilen

    1. Öncelikle Türkçeyi güzel ve anlaşılır bir şekilde kullanarak kişisel devriminizi gerçekleştiriniz ardından daha büyük devrim hülyalarına dalarsınız.

  15. Her ne olursa olsun, yapılan iş korsandır, emek hırsızlığıdır, yayınevi haklıdır.

      1. Maalesef yayınladığınız yazıyı deriiin mi derin bir şekilde analiz etmek zaman kaybı olacaktır ve farkına vardığınız gibi ortak bir düşünsel temel de buluşmamızın imkanı yok.

        1. saygı duyuyoruz. umuyoruz emeğe saygı hassasiyetinizi bütün emekçilere karşı yapıyor, kullandığınız, öğrendiğiniz her türlü bilginin yaratıcısına hakkını ve anlayışınız doğrultusunda parasını veriyorsunuzdur. özellikle internet üzerinde tükettiğiniz içeriklerin ortamlarındaki bütün reklamlara tıklamanız dileğiyle.

          1. O konuda hiç şüpheniz olmasın, aynı dilekler canı gönülden sizin içinde geçerlidir.

          2. ben emeğe saygıyı çocuklarımın her doğum gününde büyükşehir kessin diye ağaç dikerek göstermeye çalışıyorum. En emekçi olarak da doğayı görüy0r ondan ne kadar çok şey çalıp para kazandığımızı görüyorum. Ve reklam engelleyici yazılım kullanıyorum. Doğanın bana verdiğini parayla satın alacak kadar baskı altında kalmış ve ezilmiş olabilirim ama reklamlara tıklayıp kazandıracak kadar da aptal değilim

    1. Bilgi meta değildir, satılamaz. Herkesin alabileceği makul bir ücrete konu olmayan her kitap kamulaştırılmaya tabidir.

    2. Halbuki bana göre ise mülkiyet hırsızlıktır! kopirayt zırvası haramdır falan!

  16. Onca basılan kitaptan sonra ” efendim bilmem kaç sayılı kanunun bilmem kaç sayılı maddesine istinaden hakkınızda yasal işlem başlatılacaktır ” vari söylemler ne kadar doğru olur bilemiyorum.
    Bir ara ” Akedemisyenlerin arkasındayız diyen kitapevleri ” bu yasal işlem baslatılacaktır konusunu resmen curutuyor. Yasal islem baslatacak olanlar hem de islerine geldikce devlet basina kafa tutuyorlar.
    Bu isler cok garip vesselam.

adam smith için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir