Mısır ve dünya tarihi için oldukça önemli olan bu kadını tanıyarak Mısır tarihi hakkında önemli bilgiler edindim. Ve bu kadını tanımama vesile olan da okuduğum bir şiirdi

Daha ben ilk kazmayı vurmadan
Elime gelen karabitkili testi,
Nefertiti’nin mutfağı sayılan yerde
Koyu sır hicret yollarını kesti.

Edebiyatımızın pek mühim şairlerinden Cemal Süreya’nın pek mühim dizeleri… Daha ben adını verdiği bu şiir beni her okuduğumda farklı ve daha fazla müteessir etmiştir. Kanımca bir kadına yazılmış her şiir güzeldir tıpkı bir şiire yazılmış her kadın gibi. Bu şiirde mevzubahis bir kadın: Nefertiti…

Kimmiş bu Nefertiti, neymiş diye soranlara; M.Ö. 14. yüzyılda yaşadığı bilinen Mısır kraliçesi Nefertiti, Mısır Firavunu IV. Amenhotep’in eşi, Firavun Tutankhamun’un kayınvalidesidir. Eski Mısır tarihine ait bütün kitaplar, onun dillere destan güzelliğinden bahseder. Adının kelime anlamı; “güzellik geliyor”“güzel olan” ya da “güzelden gelen” anlamlarına  çevrilmiştir. Nefertiti’nin güzelliğini bugünkü süper model ölçüleriyle karşılaştırırsak, o bir kraliyet güzeliydi diyebiliriz. Kimi kaynaklarda Nefertiti’nin asıl adı Tadukhepa’dır. Daha sonra meşhur güzelliği sebebiyle Nefertiti ismiyle anılmaya başlandı.

Kraliçe Nefertiti’nin nerden geldiği ve kökeni tam olarak bilinmemekle birlikte bazı araştırmacılar; onun, Mısır dışından asil bir aileden geldiğini ileri sürüyorlar. Özellikle çekik gözlerinden dolayı Asya kökenli olduğunu düşünen çok sayıda araştırmacı da mevcut.

Nefertiti, yaşadığı dönemin en güçlü kadınlarından biriydi. Özellikle de Mısır’da. Çünkü Nefertiti, kocası Akhenaton yani firavunla aynı düzeyde bulunuyordu. Hatta firavunun uygulaması gereken cezaları ya da yapması gereken işleri yapabilme yetkisi vardı. Bu durumdan halk ve din adamları hiç memnun değildi; çünkü bu Mısır’da alışkın olunan bir uygulama değildi. Tahtta çok uzun süre kalamadıklarından dolayı bu memnuniyetsizlik uzun sürmedi. Akhenaton, saraya yayılan salgın bir hastalıktan  öldü. Nefertiti de bir süre tahtta kaldı ve öldü.

Baht karası saçları, kopkoyu ufak gözleri ve bronz teni en güzellerin gözlerini kamaştıracak cinstendi. Elmacık kemikleri çıkık, yüzü çiçekler gibi inceydi.

Fazıl Hüsnü diyor ki, ne diyor fazıl hüsnü?..
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Diyorum ki, şiir her bilimi kapsar.

Diyorum ki şiir mükemmeldir.