türkiye’de yıllardır konuşulan futbolda şike olayının resmiyet kazanması sonrasında her kafadan bir ses çıkmaya devam ederken olaya romantik tarafından yaklaşıp ultras hareketi ile yol alalım diyoruz. ultras hareketinin başlangıcı 1950’lere dayanıyor, daha ziyade italya’da yoğunlaşan bu hareket flamalar ve diğer grup ürünleri ile birlikte tribün çocuklarının grup olarak hareket etmeye başlaması olarak özetlenebilir. 2000’lerde endüstriyel futbola karşı mücadele üzerine yoğunlaşan bu grupların  futbol endüstrisi karşısında hükmen mağlup olduğu apaçık ortadayken bana göre artık nostaljik olan geri dönülemeyecek günlere ağıt tadındaki ultras manifestoyu unutmamakta yarar var. bu arada bir dönem kaliteli ürünler üretip ardından umbro ile birlikte çalışmaya başlayan mentalita ultras geçen yıl tarihe karışmış, ben yeni farkına vardım. ek olarak “endüstriyel futbola karşı tribün kültürü” mottosu altında yayın yapan tribündergi de bir kaç yıldır “tribün kültürü ve futbol üzerine her şey” olarak yoluna devam ediyor. örnekleri artırmak mümkün. tribünlerin romantik çocukları “no al calcio moderno” derken ne demek istiyordu olayını aşağıda okuyabilirsiniz. mevcut durumu zaten hepiniz biliyorsunuz. manifesto sonundaki videoları da izlemeniz tavsiye edilir.

artık tüm taraftarların uefa, fifa, tv kuruluşları ve ulusal lig federasyonları arasında neler olduğunu anlaması gerekmektedir. futbolu yönetenlerin amacı, her ülkenin en büyük kulüplerinden meydana gelen bir avrupa ligi oluşturmaktır. böyle bir yapılanma, tv yayın hakları ve tamamen dolu statlar sayesinde bu gruba çok büyük bir para girdisi sağlayacaktır. küçük takımlarsa, statları küçük olduğu ve tv’ye seyirce çekecek potansiyelleri olmadığı için bu ligin dışında bırakılacaktır.

sürekli artmakta olan tv izleyicisi ile stadyumlardaki azalan seyirci arasındaki rekabet gün geçtikçe azalarak stadyumdaki taraftarı kulvar dışında bırakacaktır! birkaç yıl sonra oyun sahası bile sponsorlarla işgal edilecek ve reklamların görünmesine engel olunur diye tribünlere pankart asmak yasaklanacak (ajax-arena stadı’nda olduğu gibi).

taraftarların yanlarında büyük bayrak, pankart ve meşale gibi şeyleri getirmesi engellemek için tribünlerde binlerce görevli olacak. ve bu yaptırımlar en küçük taraftar olayını abartarak manşetten veren büyük medya kuruluşlarının desteğiyle olacak. ayrıca yine birkaç yıl sonra takım formalarımız (sahip olduğumuz son şey) tıpkı formula 1 arabaları gibi sponsorların reklamlarıyla dolu olacak. senaryo hazır ve uygulama başladı: ılımlı, uslu taraftar! artık ultras’a yer yok. tüm taraftarların oturarak maç seyretmesi gerektiğini söyleyen bir uefa bildirisi var.

sinema ve tiyatro seyreder gibi maç seyreden, tezahürat yapmayan taraftar istiyorlar. takımlarımızın bizler için bir din, bir inanç olduğunu anlayamıyorlar. takım logolarını kollarımıza dövmeletip formalarını giyerek biz şehirlerimizi temsil ediyoruz. bu yapay fabrika futboluna karşı, sadece bir kereliğine de olsa, tüm curva’lar (kale arkaları) birleşmelidir!

manifesto

gerçek taraftar bu kuralları benimsemelidir:

  1. oyuncu alışverişi sadece sezon öncesi olmalı, lig devam ederken değil.
  2. gol sevinci yaşam özgürlüğüdür: gol sevincine müdahale edilmemelidir.
  3. tüm maçlar aynı gün, aynı saatte oynanmalı.
  4. yabancı sınırlaması getirilmeli, altyapıdan gelen geçlerin önü kesilmemeli.
  5. kendi kulubüyle sözleşme imzaladıktan sonra daha fazla para teklif edilince başka bir kulübe gitmek isteyen futbolcuya bir yıl futboldan men cezası verilmeli.
  6. bir kulüp başkanının, başkan veya yönetici olarak başka bir kulüpte aktif görevler alması engellenmeli.
  7. eski şampiyon kulüpler kupası formatına dönülmeli: ülkesinde hiç şampiyon olmamış bir takım şampiyonlar ligi ne katılıp kazanabiliyor.
  8. forma numaraları 1 den 11 e kadar olmalı.
  9. kulüplerin deplasman taraftarları için ayrılan biletleri turizm acentelerine vermeleri yasaklanmalı.
  10. futbol kulüpleri her sene aynı formayla mücadele etmeli.
  11. forma arkalarına isim yazılmamalı.

ultras;

  1. kulüpten her türlü yardım ve iletişimi reddetmeli.
  2. polisten yardım almamalı. polis düzeni sağlamalı, yardım etmemeli.
  3. tribünlerde değişik gruplar olmasını desteklemeli.
  4. deplasmana kendi imkanlarıyla gitmeli.
  5. diğer takımların ultras’larıyla birlikte tv kuruluşlarına karşı mücadele etmeli.
  6. yapılan tüm sınırlamalara karşı gelmeli. eğer deplasmana gitmesi yasaklanıyorsa, oraya gidip rakip takım tarafında bilet alıp oturulmalı.