Dalgaların nereden başladığını göremem, aynı hayatımıza giren insanlar gibidirler. Nereden çıkıp gelirler! Hayatımıza hissettirmeden çarpar dururlar kendilerini…

Her insan bir dalgadır bazen. Dalgaların çatlattığı meyhane girişindeki iki ahşap basamak insanların izlerini taşır. Üstüne basan insanlara bakıp ayak izlerinden tanımaya çalışır insanları. Kaç tane dalga vurur mekanlara bilemem.  Her bir dalga zemini ezerek iz bırakır. Bu mekana girmek için önce iki basamaklık eşikten geçmek gerekir. Dalgaların iskelesidir bu mekan. Her yönden dalgaların çarptığı denizde yüzen bir iskeledir öncelikle. Yalnız başımıza iskelenin üzerinde uzunca süre yol alırız. Hiçliğin hissettirdiği bilinmezliğin ortasında (yaşam) durup bakarız. Buraya uzun dalgalar sayesinde gelmişizdir. Uzun dalgaların ardından geri dönüşün sadece batmak -yalnız kalmak- olduğunu düşünürüz. Bitişi ve durağanlığı hatırlatan her şeyden kendimizi koruruz. İskelemizde yalnız olsak bile dalgaların hiç dinmemesini isteriz. İnsanlığın tuzlu tadı bizi sürekliliğe düşürür. Her insan bir dalga kesitidir aynı zamanda. Sürekli şeylerle ileriye, geriye ve tam anlamıyla kaosun içine taşır kişiliğimizi. Kontrol altında tutup yüzdürmeye çalıştığımız iskelemiz -kişiliğimiz- nereden geldiği bilinmezlerle afallar ve karşısında güçsüz kalır. İskelenin iki basamağına basıp izini bırakan insanlar kalmadığı zaman, iskele yolunu bulmuştur. Yalnız olduğumuzu sandığımız denizde dalgalar sayesinde yüzeriz

Dalgalar bilişim sürecin yaratığıdır, cahil insanın aşacağı hiçbir şey yoktur.

Bazen de istiridyeye benzetiyorum insanları. İstiridye kabuğunun içinde yaşamını sürdürür. Dışarıdan sahili sınırlayan kayalara sığınmış sürekli çarpan dalgalara karşı durur ve korur evini. Tüm bilinci kabuğu ve kabuğunun içidir. Suyun içinde dalgalar sürekli devinip istiridyenin kabuğuna vurur. Zaman geçtikçe tutunduğu kayalar eskimeye kabuğu kalınlaşmaya başlar. İstiridye kabuğundaki izler kendisini her zaman gösterir. Çarpan her dalga belirsiz yerlerden bilgiler taşır. Dalgaların her kesitinde ayrı bilgiler vardır. Bilgiler bilinmezliğin havuzunda yüzer ve bir sonraki dalga kesitinin kendisini taşımasını bekler. Büyük bir kütüphanedir bu havuz, denizler kadardır. Zaman, mekan ve bilgi gerçeklik içinde sürekli birbirinin içine akar ve buluşur. İnsan bir midye kabuğu gibidir. Her gün biraz daha birikir insanın üzerine. Sınırsız bilgiler -etkiler- içinde bir kayaya tutunmaya çalışır insan fakat her zaman kabuğuyla bir başınadır ve dalgalara karşı koymak zorundadır.