Menü Kapat

Maldoror’un Şarkıları

“Bu uslu coğrafyada işte böyle kasaba bandoları olmazsa bugünkü gibi uslu şiirler yazılır…” diyordum. Postadan Maldoror’un Şarkıları çıktı!

Lautremont? Ama ben işe Sait Faik’le başlayacağım, ne haber?Evet, Maldoror’un Şarkıları’nı 1952 ya da 1953’te Türkçede ilk gündeme getiren, -nedense bu olgu, kitabm Önsöz’ünde belirtilmemiş-,Sait Faik’tir. (Seksoloji Yıllıkları)

“Orada, çiçeklerle çevrili ağaçlıkta, çimenlerin üzerinde, kendinden geçmiş hünsa (erselik) uyumakta, yüzü gözyaşlarıyla ıslanmış…”

-Sonradan da olabilirdi ama önceden yazıyorum:- Kendimi kimseyle kıyaslamaya filan niyetim yok. Her bir şey, hele böylesi bir ortamda ve koşullarda, bence ancak bir ‘mahşer günü’nde, şeytansı bir kıyamette açıkça belli olabilir; yani ilerde!

Ve geceleri yaşayan bir insan olarak, Lautremont’un neresinde durduğumu açıklayacağım, açıklıyorum. Çünkü ben işte asıl buradayımdır!

“Ahmaklar, budalalar soyu! Pişman olacaksın böyle davrandığın için, -Mr. Hyde’lıklar ve aynı tomruktan çıkmış ‘kötülük dayanışması’cıları, ve benzerleri gibi- görürsün sen! Pişman olacaksın, görürsün sen pişman! Şiirimle, bütün olanakları kullanarak, insan denen bu yırtıcı hayvanın ve böyle ciğeri (ciğerleri) beş para etmez birini (birilerini) (Tatara Titiri’ler ya da ‘sanat şahsi ve muhteremdir’ usluları gibi) yaratmaması gereken Tanrı’nın camna okuyacağım. Kitap kitap üzerine yığılacak, taa yaşamımın sonuna kadar, ama şu anda bilincimde olan tek bir düşünce yer alacak şiirlerimde.”

Evet, görünürde ‘omnibüs’e, yani ‘atlı tramvay’a; gerçekte ‘toplum’ bile olamayan bir ‘topluluk’a alınmayan o çocuğu, yumruyu yerden kaldıran ve yaralarını saran Eskici’de, -siz bu satırları sıkılmadan okuyan okurlardan da-, daha büyük ve ne güzel bir yürek vardır. Yedi nal değil, ipleri koparmış bir ‘kötülük toplumu’nda yaşanıyor olsa da sokağa atmayacaktır onu.

Ne demek istediğimi, Maldoror’un Şarkıları kitabını pek de var sayılmayan yüreğinizin buzu eriyerek edinirseniz ve Türk yazınında yakından bir benzeri bulunmayan ‘omnibüs’ bölümünü okursanız olup biteni belki biraz anlayabilirsiniz.

(Kari Marx, Latince “De omnibus dubi tandum” sözünü, özdeyişini çok severmiş. Yani “Her şeyden kuşkulan!” Ben bunu eski arkadaşlara çok önerdim, ama artık nodul bile işe yaramıyor.)

Bu vesileyle söyleyeyim: Bir ömür boyu esnemiş olan Salâh Birsel ve sülâlesi, hiç Lautremont’lar istemediği için olsa gerek, akimca “Lautremont ile karardık ve içinden çıkılmaz bir yola düşen Fransız edebiyatı” diye yazabiliyorlar. (Burada adeta ‘susuzluktan ölen’ ve insandan ve insanın hallerinden başlıcası olan şiirden, kendisi gibi, iyice uzak kalmış Suut Kemal. Yetkin konuşuyor sanırsınız! Yani bugünkü kullanışla, geliştirirsek, İhsan Doğramacı! – Herkesin başka alanlarda aşağı yukarı bir karşılığı var: Sözgelimi, Ahmet Tarık Tekçe de Asım Bezirci’dir.)

(Bana kalırsa Salâh Birsel, gerçek şiire kanşmayıp, kendisini yaşayan bir-iki şairden biri olarak gören, -çok garip, bunların bir şey olduklarım kimseden duymadım-, Muzaffer Uyguner, Behzat Ay ile yetinmelidir.

Ve ıslah olmuş olanları da ya da sırılsıklam yeteneksizleri ya da sözünün eri olmayanları, sıradan da olsalar, kendisiyle aynı katmandan diye kollayan Enis Batur da Salâh Birsel’i (tabii bu arada Ercüment Behzat Lav’ı da) büyük şairden sayar. Kimbilir ben yanılıyorum galiba.)

Elbet Türkiye’de Lautremont ve Lautremont’lar yok, olmamıştır. -Böyleleri kara kamu adma yaşatılmaz! Zaten çağdaş ve çağcıl şiir denince genç sanatçıların bile çok büyük çoğunluğu ancak ve biraz Baudelaire’i (1821-1867) anlıyorlar. Baudelaire 122 yıl önce ölmüştür o ayrı!

Önsöz’de hadi Sait Faik atlanmış olsun diyelim. Ama Lautremont’un işveli Montevideo’da evden kaçarak horoz döğüşlerine (aklıma Türkçenin yaşayan en önemli düzyazarı olan Yusuf Atılgan geldi; hemen, şimdi) gitmesi ve o çocuk ve yeniyetme Uruguay gecelerinde çok etkilendiği Aleysius Bertrand’ın (1807-1841) Gaspard de la Nuit’sinin hiç değilse adının şöyle bir anılması iyi olurdu. Galiba derlenen-Önsöz biraz kavaf işi. -Biliyorsunuz Aleysius Bertrand’m Gaspard de la Nuit’sini Maurice Ravel bestelemiştir-

“Her ülkede değişik tanrılar var, burada timsah, orada orospu.”

“Bir kardeş, kardeşlerinin yaptıklarını görünmeden seyretmeyi sever”.

“Yapması gereken şey, bir taş alıp şu aynayı paramparça etmek”.

Bitirirken bir şey:
İşbu düz-çeviri bir ortaokul Fransızca öğretmeni için iyi, yükselebilir. Ama yine de Maldoror’un Şarkıları’m bir şair çevirseydi daha iyi olurdu gibime geliyor.

(1989)
Ece Ayhan

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.

paylaşım