köylüler sevişemez

sosyal toplumları daha doğrusu “sosyalleştirilmiş” toplumları yönlendirmenin türlü yolları vardır. hepimiz tam ortasında olduğumuz için bu geminin, söyleyeceklerimi az çok tahmin ediyorsunuz: din, edebiyat, siyaset… insanları ortak bir düşüncede birleştirip hareket ettirecek her şey.

şimdi bütün bunların özütüne, kökenine, freudvari (çok afedersiniz) olacak şekilde dalalım.

herkesin beyninin ücra taraflarında bir “aşk” algısı vardır. cinsellik meyvesinden doğal tatlı, tatlı bir algı. güdü, arzu, koku, çikolata; sen ne dersen. tutku kişiye istek, istek kişiye amaç katar. insanın mihenk taşı denebilecek bir şekilde tam içinde yer alıp ölene kadar (bilemeyeceğim) çıkmayan, patlamanın merkezinde yer alan temel güdüdür cinsellik.

gözünüzle görebildiğiniz her şey cinselliğinize hitap etmek için inşa edilmiştir. telefonunuz, pet şişeniz, anahtarlar, binalar sokaklar, televizyonlar, oradaki modeller, markalar, ikonlar, akımlar…

40 yada 50 yıl önce, içtiğiniz şarap bardağının kenarlarında parmağınızın ucunu gezdirerek karşınızdakine bakarsanız, bu onunla yatmak istediğinizi söylerdi ona. ona sahip olmak istediğinizi. bunu itiraf edelim. herkes çılgın Amerikan rüyasını yaşamak ister. 20 yıl önce barda bir insanın yanına giderek tanışılırdı. o zamanın rüyası oydu.

cinsellik bizi yönlendiriyor. insan olduğumuz ve beynimizin kapasitelerini evrimle genişletemediğimiz müddetçe bizi yönlendirecek. bunu da itiraf edelim. bu varoluşsal güdüyü gerçekleştirmek ve isteği tatmin etmek için kendimize yeni sosyeteleri, yeni modaları ve yeni kokuları yaratıyoruz ya da var olanı güncelliyoruz bir toplum olarak. yeni platformlarda seviştiriliyoruz. bunu da doğumumuzda bütün kutsal “şeylerin” bize verdiği hediyeyi, çıplak ellerinde tutup ıslak bir ısırık alman gereken elmayı sana başka bir “şey” yediriyor. beslenmen gerekenden beslendiriliyorsun.

profil fotoğraflarımız var. güncellemelerimiz, check-in lerimiz var, birbirimizi beğendiğimiz yada beğenmediğimiz siteler var.

yaşayanların sustuğu, yaşamayanların konuştuğu bir dünyayız.

müzik sustuğunda ışıkları aç.

4 yanıt: “ köylüler sevişemez ”
  1. İnsanlar reklamları izlerken kendisinin etkilenmeyeceğini düşünür. Kendisi dışındakiler ise etkilenebilir. 3. kişi algısıydı sanırım bunun adı. Her neyse etkilenip etkilenmemek elimizde değil. Buna uyup uymamak elimizde. Her ne kadar uymasak da bilincimiz ve bilinçaltımız bu duruma göre şekilleniyor. Sonuç itibariyle yazıyı beğendim ve haklılık payı var. Aman bir açık bulayım da bok atayım mantığıyla hareket etmek yanlış.

  2. “Beynimizin kapasitelerini evrimle genişletmek.” Birincisi çok kötü bir cümle, ikincisi o iş öyle olmuyor. İnsanın evrim sürecinde üreme her şeyin üstündedir; yani insanda muazzam hasara (fiziksel, akli) yol açacak bir özellik yalnızca üreme açısından fayda sağlıyorsa, örneğin, kalır. Dolayısıyla cinselliğin her şeyden önce gelmesi gayet mümkün ve normaldir. Onu – yani Thanatos’unla birlikte Eros’unu, madem freudvari – nasıl dengede tutacağını bilmek ve o gördüğün reklamlara kanmadan kendi bilincini kendi kendine istediğin yere istediğin vakit saptırabilmek, irrasyonaliteye kurban gitmemek, Lennon’ın da dediği gibi “tv ve seks ile uyuşup kalmamak”, senin akıl kârı bir insan olmanla doğru orantıda elindedir. Neyse ne. Berbat bir yazı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir