açıkçası beklentimin üzerinde yankı yapan metis yayınlarına açık mektup üzerine, çok sayıda geri bildirim aldık. keyifli tartışmaların da dönmesi belirli farkındalıkların oluşması anlamında da faydalı oldu diye düşünüyorum. son olarak post dergi üzerinden gelen cevaplamaya değer bir eleştiri söz konusu. çeşitli mecralarda yapılan diğer tartışmaları da içererek açık bir cevap vermek istedik;

  • öncelikle saldırgan olduğumuz vurgulanıyor. üslup olarak yaklaşık 15 yıllık fanzin geleneğimizin çizgisinde durabildiğimizi anladığımız bu yorumlar bizi mutlu etti. fakat ayırmanız gereken bir nokta var ki biz sadece açık bir mektup yazdık. metis yayınlarını boykot edin, gidelim kendilerine zarar verelim gibi bir vurgumuz yok.
  • metis yayınları konuyu salt olarak kültür endüstrisi ve saf ticaret bağlamında değerlendirmiyorsa biri neden bir fanzini hedef aldığını açıklayabilir mi merak ettiğimiz bir konu?  bilgi paylaşımı, kültürel korsanlık ve siber anarşi konularımızın çocukça görülebilmesi bizim için de gurur kaynağı. alfabeyi yeniden öğrenmeye başlayabilir miyiz?
  • kitap paylaşarak kültür emekçisinin haklarına tecavüz edip burjuva bile olduk. hatta fazla paramız olup politik hobilerimizi finanse edebiliyormuşuz gibi yorumlara sahibiz. etilen’i en ufak bir şekilde tanıyan kişilerin (donald trump dahil) bunu yazmayacağına eminiz. ama yıllardır paylaşmak için cebindekini son parasını bile ayıran kişilerin olduğu etilen sosyete’yi tanımadan böyle alçakça bir hitapta bulunamazsınız. bu oldukça nettir umarım.
  • hırsız, özellikle yavuz hırsız, çalıntı gibi kavramlarla bol bol eşleştirildik. tekrar hatırlatmak isteriz ki kitabı çalmadık, aldık. kitabın kopyasını biz oluşturmadık. sadece internet üzerinde kolayca bulunabilecek bir linki göz önüne koyduk. eğer bunun gerçekten hırsızlık olduğuna inanıyorsanız bütün dünya üzerinden internet erişimi olup hırsız olmayan tek bir kişi gösterebilir misiniz? başta google olmak üzere arama motorları dünyanın en hırsız hatta en yavuz hırsız “yasal şirketleri” değil mi? bizim yaptığımızın aynısını yapmıyorlar mı?
  • telif hakları konusunda hassas olan ve tepkisini ileten kişilerin sosyal medya profillerini incellediğimde istisnasız hepsi youtube üzerinden sanatçı ya da plan şirketi bağımsız yayınlanmış video’ları, şarkıları paylaşmış. bizim yaptığımız hırsızlık ise sizin yaptığınız nedir? 1 dakika durup düşünebilir misiniz?
  • yine bu hassas arkadaşlar eminim kitaplıklarında yer alan fiziksel bir kitabı arkadaşlarına göz atmaları için ya da okumaları için veriyor. bu noktadaki hırsızlığınız ve emeğe saygısızlığınız ile düşünceleriniz eşleşiyor mu? düşünceleriniz dahilinde kütüphaneler gibi “alçakça” kurumlar aynı kitabı binlerce kişiye okutuyor. buna inanabiliyor musunuz?
  • bilgisayarınızdaki bütün yazılımlarınız lisanslı mı? internet üzerinden izlediğiniz bütün diziler için bölüm başına para veriyor musunuz? hiç download edilmiş bir filmi izlediniz mi?
  • bilgiyi açık erişime açmanın bilgi paylaşımına katkısı yoktur diye bir kanıya varıyorsanız eğer gerçekten bütün kütüphaneleri yıkalım. sanal olanların da server’larını daha fazla elektirik harcamamaları için kapatalım. dünya üzerinde gereksiz yer kaplamasınlar.
  • metis yayınlarının yaptığı iyi niyetleri dahilinde ise ve okuduğunuzu anlayabiliyorsanız talebimiz zaten bunu iyi niyetleri dahilinde vurgulamalarıydı. vurgulamadıkları için iyi niyetleri olduğunu düşünmüyoruz. yaratıcılarıyla dayanışma güzelliğine sahip olduğumuz birden çok yayınevi olduğunu da hatırlatmak isteriz.
  • bindiğimiz dalı kesmekten ziyade, ağacımızın beklediğimizden de sağlam olduğunu gördük. üzgünüz, arzu ettiğiniz gibi samimiyetsizliğiniz dahilinde görmezden geldiğiniz şeyler bizi yıkmıyor, aksine güçlendiriyor.
  • paulo coelho’yu da hatırlamadan geçmeyelim; “yazarın en temel amacı okunmaktır. para sonra gelir.”