Kitle hareketlerinin güç ve devinim kazanmasının sebeplerinden biri, umutlarımızın yerini almasıdır. Bu yem, özellikle terakki fikrinin yaygın olduğu bir toplumda aktiftir. Terakki kavramı, akıllarımızda yarının vasıflarıyla birlikte büyük bir yer kaplar: oysa yalancı güneşin farkına varıldığında oluşacak memnuniyetsizliğin son derece acı verici olduğu açıktır. Hermann Rauschning, Adolf Hitler öncesi Almanya’dan şöyle bahseder: “Bir çıkmazda olduğumuz duygusu, kaybettiğimiz savaşın acılarından sonra katlanmak zorunda kaldığımız en kötü şeydi”. Modern toplumda, insanları yeteri kadar izole ederseniz umutsuzca yaşayabilirler. Bu sebeple kitlesel hareketler genellikle katılımcılarını şatafatlı sloganlar ile aldatmakla suçlanır: Gelecek için umutlar aracılığıyla şimdiki zamanın tadını çıkarma ihtimalinden yoksun bırakılırlar. Ama tatmin olmayan birey için, zamanın şimdiki ile dönüşümü bozulabilir: Mevcut olan konforu ve zevki geri getiremez. Bu noktada yemler ve körelmiş sloganlar tepkimeye girer… Velhasılıkelam, All Power To The People!