Kırık zamanlardı,
Kum saati yorgun düşmüş,
Akrep yelkovana küsmüş.
Gece yarıları öksüz…
Yokluk eksiklikle karışmış.
Sokaktan insan sesleri.
Pastahanelerin önlerinde muhallebi kuyrukları.
Sabah saat beş.
Sığmıyor içime,
Öfkem kaygım ve tüm endişelerim…
Duvarları tırnaklarla çizilmiş,
Kan revan içinde
Bir oda içerim.
Duvarda isli bir ayna.
Çoğalalım istiyorum sevgili !
İçerimdeki o oda yıkılsın !
Bir olmayalım, çoğalalım!

Yollar hep gider benden.
Dünya da yuvarlak değil,
Bir tepsi gibi.
Kara delikler pusuda,
Gidersen düşersin,
Belli olmayan bir zamana.
Kırık zamanlardı…
Evren toz bulutundan doğduğunda,
Annem çamaşır suyu döktüğü
için bulutlar vardı.
Bulutlar temizdi, gökyüzü kirliydi.
Su başlarında kadınlar.
Döve döve temizlenen çamaşırlar sırada.
Saat 12’yi vurmaya niyetli.
Maksat küsler barışsın,
Akrebin zehri aksın,
Kirliyle beyaz karışsın.
Çoğalalım istiyorum sevgili !
İçerimdeki o oda yıkılsın !
Bir olmayalım, çoğalalım!

Kırık zamanlardı
Bir orman, bir ağaç, bir ben vardı.
Toprak kabul etmez olmuş
Hiçbir canlıyı.
Toprak ağaca,
Ağaç dalına,
Dal yaprağına küsmüş.
Bir tufan kopsa
Bütün küsler el ele.
O gün,
O saatte,
O saniye…
Çoğalalım istiyorum sevgili
İçerimdeki o oda yıkılsın
Bir olmayalım, çoğalalım!