Yaşadıklarıma anlam biçmek çok zor. Hatta bir anlam verilebileceğini bile düşünmüyorum. Sanki tümümüz bu anlamı kaybetmişiz de arıyormuşuz fakat yine de bulamıyormuşuz gibi gözüküyor.

Terk edildim, sevildim, sevdim ve tersi de başıma geldi, sevdiğimle sevgim hakkında hiç konuşmadan farklı konularda da konuştum, lakin ne olabilirdi ki bu çağda? Konuştuk, bir şeyler üretip, yok ettik ve hiçbir şey değişmedi. Terk-i diyar yapan sevdicek terk etti, bir sürü felsefi teorem oluşturduk lakin hiçbiri bizim bulantımıza çare olmadı. Kapandık, lakin kendimizin bildiği tek bir şifreye açıktık, oysa O, bu şifreyi bile girmeyecek kadar kendini beğenmişçe hareket etti, tıpkı türevleri gibi..

Biz ise, yaranmak için, bu düzende yolumuzu bulmak, varlığımızı sürdürmek için çalıştık, lakin ne sürdürebildik  ne de nihai amacımız mutluluğa ulaşabildik. Biz bunun sonu olmadığını bilenlerdik, hayat sadece belli bir süre gülüp, bedelini, mutluluklarımızın bedelini bizden alan bir tefeciydi. Her mutluluğun bir geri dönüşü vardı, hayat bize her mutluluk verdiğinde bir tefeci gibi geri kalanını bizden alıyordu, mutluluğun her saniyesi ödenecek bir borçtan başka bir şey değildi.

Lakin biz, bir kere yüzümüze gülsün diye yaşadığımız kimilerinin kader kimilerinin yaşam diye tanımladığı bu şeyi, sonuna kadar kararlı idik, oysa sonuna götürecek kadar gücümüz var mı idi?

Biz umut dolu fakirleriz, ve kaybettiğimizi kabullenemeyecek kadar gururluyuz, oysa kaybettik ve hiçbir şey düzelmeyecek.