“yaşadıkları hayatın aslında hiçbir nabız belirtisi göstermeden sürüp gittiğini farkettiklerinde her şey çok geç olacak,” diye düşündü barbaros. ofiste çalışanları göz ucuyla izlerken, “sistemin içinde, sisteme karşı ama sistemden kopamayan bir zavallıyım ben,” dedi kendi kendine. yanlışı gören ama haykıramayan bir korkaktı belki de.

etilen’i tam zamanlı bir proje/iş gibi olduğu gerçeğini düşünen insanlar bizi şaşırtıyor olsa da dönem dönem karşımıza çıkıyor. fakat aksine etilen günlük hayatın koşuşturmacası dışında kalan zaman diliminde yaşamını sürdürüyor gibi bir durum söz konusu. dolayısıyla ne kadar zorlayıcı olduğunu sanıyorum ancak benzer şeyleri tecrübe edenlerin anlayabileceğini düşünüyoruz. bu uzun girişin sebebi elimizdeki kitabın da yine benzer bir şekilde oluşmuş olması. kaya ulusay’ın ilk kitabı zamansız. kendisi özel sektörde çalışıyor.

kitabı bu sınırlamalar ile değerlendirdiğimizde ve ilk kitap olduğunu düşündüğümüzde şans tanımanız gerektiğini düşünüyoruz. biraz fazla depresif ve karamsar gelebilir ama yazarın kendi ağzından sorguladığı konunun “akıp giden zamanda “biz” diye tanımladığımız aslında gerçekten biz miyiz; yoksa belli rollere atanmış, farklı hayatlar yaşadığını düşünen ama benzer sıkıntılarla boğuşan aynı kişiler miyiz?”  olmasının kitap boyunca yeterince soru sorduğunu ve düşündürdüğünü söyleyebiliriz. ayrıca tek oturuşta okunabilecek bir akıcılıkta olduğunu da belirtmek isteriz. kendinizi yalnız hissetmemeniz de bazen güç verebiliriz. umudunuzu kaybetmeyin.

zamansız
kaya ulusay
eks libris yayıncılık
2018, 183 sayfa