kaplumbağalara sarı mumlar diktim
sonra onları pamuk taşlara salıverdim
titrek alevleri salınarak taşıyışlarını
hayran hayran seyrettim
bulutlara sarınmış nur yüzlü aydan
pamuk taşların beyazlığından
ve mumların aydınlığından
yıldızlar bu gece karanlığa küsmüş
bu gecenin karanlığına yıldızlar küsmüş
yıldızlar bu gece sonsuzluğa küsmüş
bu gecenin sonsuzluğuna yıldızlar küsmüş

sessizliğin esrikliğinde
birden bir ses duydum yaklaşan
kurşunları beni hedef alan makinalı
bana adımlayan bir dostun ellerinde
biliyorum bu bir karabasan
ürküyorum ve kaçıyorum yine de

yıllar önce bacısı sevgilimdi
dondurmalı baklava kadar sevdiğim
bana kızgın kovalarken haykırıyor
bacısına ve bütün bacılara ihanet ettim diye

küçükken ben güreşmeyi hiç sevmezdim
oysa şimdi güreşe hoş bir yorum getirdim

dostumdan uçmayı öğrenmiştim
öğrenene dek kolumu kanadımı kırdım
belki parçalarımı hala saklıyordur evinde
oysa ben uçamıyorum yine
dostum haykırıyor “uçmak kaçış için olmaz”
dostum haykırıyor “ruh erinci için uçmak”
“ruh erinci için uçmak”

kaplumbağalar mumlarını söndürdü
uykuya çekildiler birer birer
ay bulutlara tümden örtündü
sarayının hareminde yıldızlarla mahrem

pamuktaşların beyazlığı kurşunları şaşırttı
dostum makinalıyı elinden attı
ve ben dondurmalı baklavadan da çok
sevdiğim sevgilimle uçtum…

murat kemaloğlu / 1980