Efendiler, bilenler bilir ben bir süredir Asya-Pasifik ülkelerinde fink atmaktayım! (Atılanın ne olduğunu bilmesem de şık geliyor kulağa “fink” atmak)

Ne mutlu ki bana dünyanın en kapitalist ülkesini an itibariyle görmüş bulunmaktayım: Çin!

Neden olduğunu açıklamadan size Çin’le ilgili birkaç rakam vereyim – yorumlarıyla birlikte.

Nüfus: 1,338,299,500 kişi (Nüfusu 1.3 milyar kişi civarlarında zapt etmek için uygulanan katı her-aileye-en-fazla-bir-çocuk politikası an itibariyle nüfusun yaşlanmasından ve yaşlı nüfusu idame ettirecek kaynak yaratılamayacağı korkusundan yavşatılmış durumda. Yakın zamanda yeniden çoğalmaya başlayacaklar yani. Haberiniz olsun)

Kişi başına düşen milli gelir: 4,393 dolar (Komunist Parti teşkılatındaysanız bu rakam 6 hane ve üstünü kolaylıkla bulmakta)

İşsizlik oranı: %6.1 (siktirin lan herkesi günlüğü 0.7 dolardan tarlada/fabrikada çalıştırırsanız tabi bu kadar düşük gözükür)

Efendiler Çin’in 2015 itibariyle dünyadaki lüks marketin %46’sını tüketmesi bekleniyor. Bizim çılgın Arapları çıkardığımızda dünyanın geri kalanı lüks marketin sadece %37’sini tüketmekte. Yani anlayacağınız Çin dediğiniz yer, fakir ülke, gelişen ülke, dünyanın en zenginlerinden daha fazla zengin-tüketimi yapacak.

Şimdi neden kapitalist diyorum ben bu cancağızım ülkeye?

Efendiler, ülke nüfusunun yaklaşık  %0.8’ini oluşturan zengin kısım ( ki bunların tamamı komünist parti üyeleri/akrabaları çünkü Mao tahta çıktığında mevcut zenginleri doğrayıp, ülkeyi partinin hesabına geçirmiş) ülke gelirlerinin tam % 47’sini elinde bulundurmakta. Bu insanlar aynı zamanda ülkedeki seçimlerde oy-kullanma hakkına sahip elit azınlığı da oluşturmakta.  Bu kesimin dışındaysanız sadece komünist partinin sizin için belirlediği 3 muhtar adayından birini seçmek için oy kullanabiliyorsunuz!

Hong Kong, Shanghai (Şangay), Beijing (Pekin) dediğiniz memleketler tahayyül edemeyeceğiniz sayıda çok lüks alışveriş marketi barındırmakta.  Bizim Ankara’da Panora ; Istanbul’da Kanyon/Istinye Park falan inanılmaz mütevazi kalır diyeyim siz düşünün gerisini. Ben 300 metrelik bir sokakta (ki bu Hong Kong için herhangi bir sokak) 14 tane Rolex, 4 Chanel, 6 Burberry, 6 tane Louis Vitton, 5 tane Prada ve çok daha fazlasını gördüm.

Ve ülkenin bir kısmı bunları tüketirken, geri kalanı aylık 21 dolara çalışıyor! 21 dolar aq!

Umarım bir Pazar günü Hong Kong şehir merkezine gitmek nasip olur hepinize. Neden mi Pazar? Pazarları şehirde oturma/çalışma izni ve birçok hakkı olmadan evlerde hizmetçi olarak yaşayan yaklaşık 400 bin Filipinli merkez sokaklarını işgal etmekte. Amaçları mı? Eylem falan değil oğlum, Asya’da öyle aykırılık yok hiçbir yerde. Amaç arkadaşları/akrabaları görmek, güzel vakit geçirmek. Peki bunu nasıl yaparsın? E para yok, ev yok – sokakta oturursun! 400 bin Filipinli kaldırımlarda otururken, lüks mağazaların kuyruklarında bekleyip az sonra ortalama olarak 6700 dolar harcama yapacak Çinliler dünyada görebileceğiniz en büyük kontrastı oluşturmakta.

Komunist/sosyalist Çin’miş! Siktirin gidin lan!

Not: Bu yazıdaki fotoğraf benim otelimin tuvaleti.Tabi en lüks otelde kalıyorum lan, fakir miyim ben aq! Tuvaletin kıçınızı yıkamak için sunduğu seçeneklerden lükslüğün boku ne kadar çıkabiliyor bir memlekette görebilirsiniz!!!!!)