Kapıda bir kurt var, bizi öldürmek istiyor, bizi ne hale getireceğinden bahsediyor, korkuyoruz, korkmaktan başka şeyler elimizden gelebilecekken korkuyoruz, korku bizi içe çekilmeye zorluyor, içe çekildikçe kurt daha da yaklaşıyor, ya kurdu silahlarımızla püskürteceğiz ya da ona yem olacağız, daha fazla bir şansımız kalmadı.

Hoşgörünün dillerden düşmeyip, hoşgörüsüzlüğün eylemlerde hükümranı elden bırakmadığı bir çağda yaşıyoruz. Hoşgörü söylemleri ele geçirmişken, hoşgörüsüzlük eylemlerin başlatıcısı, tetikleyicisi olmuş durumda.

“Kendimden ve birlik olduğum gruptan farklı olan her birey, bize benzemeli, bize benzemezlerse yok olmayı hak ediyorlar, zira tek haklı biziz, haklı olduğumuz kadar da insanları kendimize benzetmeye hakkımız var, eğer benzemek ve kurallarımıza uymak istemezlerse de, bedelini çok ağır ödeteceğiz.” Çağımızın düsturu bu olmuş durumda, imanlılar, imansızlar, hatta sözde hak ve eşitlik isteyenler, sözde insanların “iyi koşullarda” yaşamasını hedefleyenler bile böyle düşünüyor. Şiddetle, sizi aynılaştıracağız bayım.

Bir çağın göstergesi olmuş her fikir, her tema, sadece sözde kalmaya mahkumdur. Ortaçağ Avrupa’sında, hükümran süren tema “iman”, genelevler, seks işçileri ile yozlaştırılmış, kendi için değil başkaları için ve başkalarını dönüştürmek için var olmuştur. Günümüzde herkesin dilinden düşmeyen hümanistik söylemler, sanırım onların diline takılı kaldıkları için eylemlerine yansımıyor.

Her söylem, fikir pragmatik bir çıkar savaşında kullanılıyor, birilerine kendini kanıtlamak, sadece sözlerle, eylemlerle değil. Eylemlerin önemi yok, sözlerim beğenilse yeter çünkü ben ancak kabul edildiğim sürece varım anlayışı, bizi daha nerelere götürecek acaba?

Hepimiz tehlikedeyiz, artık hepimizi, kendisine benzetmek isteyen grupların içinde var olma çabası güdüyoruz, sokakta yürürken her an ölme ihtimalimiz var, bir bombayla, bir bıçakla, dövülerek, sırf bize bunları uygulayacak insanlardan farklı olduğumuz için. Artık farklı olmak, bir günah, müminler imanlarını üstünlük alameti olarak algıladıkları, bir toplumun dininin olabileceğini düşündükleri sürece de öyle olacak.

Bu coğrafyanın %99’su toprak aslında, geri kalanı da biziz, insanlar, anlamak istemiyorlar.

Kapımızda bir kurt var, savaşmaktan başka çaremiz de yok.