Kan Tohumları

Şifra’nın yüzünde iki beni var. Gülümsediği zaman bu benlerden biri bir kırışığın içine girip kayboluyor. Tıpkı şu an olduğu gibi. Çünkü Şifra az önce çiçekçiden bir gloksinya aldı. Hem de nasıl bir gloksinya! Kırmızı, kıpkırmızı, ölümcül kırmızı… Şimdiyse iki büklüm olmuş beliyle, ellerindeki saksı ve dudaklarındaki ezgiyle evine doğru yürüyor. Fakat keder, bir insanın gözleri böylesine parlarken hiç durur mu? Durmuyor. Birkaç adım ötede pusuya yatmış onu bekliyor.

Bir adım atıyor Şifra. Bir adım daha. Son bir adım daha derken, yanından hızla geçen bir panzer, yolunun üzerine kan tohumları saçıyor. Ellerindeki saksı birden yere düşüp parçalanıyor. Bir rüzgâr çıkıyor. Rüzgâr, tüm kuşların tüylerini ters çeviriyor. Sonra da önüne kanlı bir et yumağı yuvarlıyor: Bir ayak! Kara lastik içinde bir ayak! Şifra’nın yüzü soluyor. Gözleri kararıyor. Biraz sonra gözleri yeniden açılıyor ve az ötede uçuşan bir yazma görüyor. Yazma orada alev alev yanıyor. Yazma, oradan ona feryat ediyor! Yakınlarına gidiyor ve bir kadının yaşamdan koparılmış parçalarına, al kanlara boyanmış saçlarına ve yüzüne kapanan kuş motifli, mavi mercan boncuklu, bir ucu yamalı yazmaya bakıyor. Bakıyor ve görüyor. Görüyor ve tanıyor. Tanıyor ve yüreği azapla titriyor… Bu o! Ablası! Mâra!

“Hey kadın! Uzaklaş oradan!”

Şifra, ala bula olmuş ve ıslanmış yüzüyle sese doğru dönüyor. Bir adam. Bir adam daha. Son bir adam daha derken, etrafı sarılıyor. “O benim ablam!” diyor. Ama adamlar inanmıyor. Onlar bu devrin zor ve hoyrat adamları! Yerin, göğün ve suların hâkimi olan adamlar!

“Ne bilelim ablan olduğunu?” diyorlar, “Kimliğini göster!”

Şifra, kızarmış gözlerini belerterek, onlara sol göz kıyısındaki beni gösteriyor.

“Bakın işte burada! Gördünüz mü? Buna gözyaşı beni derler! Bakın! Aynı ben ablamda da var. Açık kalmış gözlerinde… Bakın! Bakın!”

Acı acı haykırdığını sanıyor; fakat kimse duymuyor. Çünkü keder, onun sesini korkuyla yutkunuyor. İçlerinden biri Şifra’ya kimliğini geri uzatarak “Doğru, senin ablanmış!” diyor, “Bekle bakalım burada!”

Az sonra, aynı adam bir çöp torbasıyla çıkıp geliyor. Torbayı Şifra’nın ellerine verip “Haydi,” diyor “ablanın parçalarını topla!”

Şifra’nın ağzına birden dişetlerini zehirleyen acı bir su doluyor. Kusmak istiyor fakat yapamıyor. Çünkü keder, ağzındaki suyu korkuyla yutkunuyor. Sonra burnuna bir koku gelip yerleşiyor. Çürük bir koku! Anlıyor! Yüreğinin çürümeye başladığını o an anlıyor! Diz çöküyor. Önce ablasının darmadağın gövdesine yüzünü sürüyor, sonra da onu toplayıp torbaya dolduruyor. Torbada ablası var, onun lime lime olmuş etleri var, kolları-bacakları var. Ürkü ve gazap var. Bütün bunlar ve gözlerinin dalgınlığı var. Az ötede ise adamlar ve adamların şöleni var. Bir kuş pişiriyorlar. Kuşu annesinin sütünde pişiriyorlar. Sonra içlerinden biri gelip torbayı panzere doğru sürüklüyor. Karanlık bir çöp torbasında, bir kadının gözlerinin dalgınlığı sonsuzluğa akıyor… Göklerin bentleri açılıyor, yağmur yağmaya başlıyor ve yağmur, Mâra’nın kanını son damlasına kadar yeryüzünden siliyor. Böylece yoktan var eden Tanrı, var ettiğini de yok etmiş; onu gökler altından silip atmış oluyor. Ardındaysa çamura bulanmış bir saksı bir de kana bulanmış Şifra’yı bırakıyor.

 “Git artık! Beklediğin nedir? Git!”

Adamlar böyle buyuruyor ve Şifra ayaklarının hemen altındaki sele kapılıp gidiyor. Gidemiyor. Dönüyor. Uzaklaştırılıyor.

Gidiyor. Geri geliyor. Uzaklaştırılıyor.

Geri geliyor. Dudaklarındaki hep aynı mırıltıyla geri geliyor:

“Bu yol ablama mezar oldu. Mezarının toprağı çiçeğimin kökünden savruldu!

Bu yol ablama mezar oldu. Mezarının toprağı…”

Bu işe iyice canı sıkılan adamlardan biri Şifra’yı bileğinden tutup yere çalıyor. Dişlerini sıkıyor. Hırlıyor. Gök, vahşi ve yırtıcı bir hayvan oluyor. Gürlüyor. Şifra kalkmak istiyor fakat kalkamıyor. Çünkü keder ve yağmur, onu korkuyla yutkunuyor. Böylece Şifra, emekleye emekleye oradan uzaklaşıyor ve bir daha dönmüyor.

Az sonra yağmur diniyor. Hava açıyor. Kuşlar uçuyor. Alana insanlar toplanmaya başlıyor. Derken…

Durun, işte koskoca Şifra doğrulmuş yine geliyor!

İki benli Şifra yine geliyor!

Benlerden biri yine kayıp!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir