Üç beş tane gazete, bir Viking savaşçısı biblosu, ilaç kutuları, sepetin içindekiler. Altında komodin. Yatağın sol yanında. Halı temiz. Aynalı dresuar önünde parfüm şişeleri, krem kutuları, danteller. Hava ılık, kaloriferler yanıyor. Uykuya dalamadığım için etrafı seyrediyorum. Renkler azalıyor. Birisi cisimlerin boyutunu kısıyor sanki. Yavaş yavaş eğilip bükülmeye başlıyor alem. Ortalığı duman sarıyor. Korkuyorum. Ayağa kalkıyorum birden. Kirpiklerim yer tarafından çekiliyor. Direniyorum. Ellerimle gökçekimi uyguluyorum. Aynada kambur siluetime bakıyorum. Bu ben miyim gerçekten. Birazcık daha aydınlık olsa görebilirdim diyorum. Bu gördüğüm olsa olsa yaşlı benim. Şimdiki ben değilim yani. Bir araba farı odanın duvarlarından aynadaki bene geçiyor. Şükür şimdiki benim. Dokunuyorum.  Kambur duvara yaslanmış halının şekli. Aynadaki bene bakılırsa hala güzelim.

Holdeki sensörlü lamba yanıyor. Salona gidiyorum. Tv. Kanallar. Telefonum nerde. Bulamıyorum. Belki mesaj gelmiştir B’den. B benim hayaletim. Bazen varmış gibi görünür bazen kaybolur. Nasılsın demez. Birden felsefik cümleler düşer dilinden. B mesaj atmamış. Hayaletim de beni terk etmiş demek ki. Sabah uyanınca ağlarım. Şimdi uykum var. Tvdeki tip, kovalensiyel denklemlerin ışığında belleğimizi kızıştıran uç birimlerin şeklen imgelemlerine bağıntılı gibi devam eden bir cümle kuruyor. Kovalensiyel? Kovalent bağ? Olabilir. Belleğimizi kızıştıran? Bir şeyleri hatırlamaya veya düşünmeye çalışmak mı acaba? Tv’nin solunda yeni aldığım orkide. Üçüncü tomurcuk yeni patlamış. Beyaz bir el gibi duaya açılmış. Üstü cam sehpaya yansıyan ekran ışıkları. Eğilip bükülmeye başlıyor alem. Direnmiyorum. Kovalent, orkide, mesaj.

Sabah olmuş. B mesaj atmamış. Ağlamıyorum. Aramızdaki kovalensiyel denklem bunu gerektiriyor belki de diyorum içimden. Yüzümü yıkarken su damlaları fayansa damlamasın diye eğiliyorum. Şimdi kamburum çıkmıştır işte diyorum içimden. Kamburum çıksa ne olur çıkmasa ne olur? B mesaj atmamış. Kamburumu görse beni sevmezdi çünkü. B hassastır o tür konularda. Fiziki kusurları içteki hasarların resmi gibi görür. İçi hasarlı bir insanla uğraşmaz o.

Hazırlandım. Dışarı çıkıyorum. B hala mesaj atmamış. Gözlerim doluyor. Tam zamanı diyorum içimden.  İçim katılıyor. Yürümek iyi gelir belki diye sokağa atıyorum kendimi. Adım atmayı yeni öğrenir gibiyim. Nasıl atılıyor bu adım denilen şey. Yürüyorum ama nasıl olduğu konusunda kafam karışıyor. Öne çıkan ayak bir anda geriye düşüyor. Makas gibi bir açılıp bir kapanıyor bacaklar. Kendime yabancılaşıyorum orda işte. Başlıyor. Damlalar. Oh neyseki yağmur. Ağlamıyorum. Şemsiye almadım. Sırılsıklam olacağım. Başkasının ayakları önüme çıkıyor birden. Duruyorum. B. Karşımda. Nasıl ya?

“Sence tünelin ucunda ışık var mı?” diyor. Yine karanlığa alışmış demek ki. “Ucunda ışık olmasaydı ona tünel demezdik” diyorum. Gülümsüyor. Birlikte eve dönüyoruz.  Islandık, üşüyoruz. “Üstünü değiştir sen” diyorum, “ben de çay koyayım”. “Yok” diyor, “ben sadece seni görmeye geldim. Gidiyorum”. Nasıl ya? Kaç km geldin bunun için mi? “Yetti yani sana” diyorum. “Yetmez hiçbir zaman yetmez. Fakat gitmenin kademeleri var. Bu gidiş yumuşak gidiş. Tramplene değen parmakların birden ayrılması gibi”. Bizi uçurmayı planlamış o acayip kafası. Cevaba bak. Ben ona daha kovalensiyel denklemden, kızışmış bellekten bahsedecektim diyorum içimden. Peki diyorum. Nasıl istersen. Gidiyor. Lime lime oluyorum. Ayaklarım dökülüyor. Yer titreşiyor. Damlalar.

B yine gidiyor ve ben bir parça daha ölüyorum. B veda etmez. Şöyle bir bakar sadece. Gideceğini anlarım. Gülümserim. Beni hep öyle hatırlasın isterim. Gider. Kapıyı o gitmeden kapatırım. Hep orda kalmış gibi, beni bekliyor gibi kalsın isterim. Belleğim kızışır. Denklem çöker.  Kamburum çıkar. Çirkinleşirim. B beni yeniden sevmemeye başlar. Küsemem. Kızamam. Üzülürüm. Uykum gelir. B den mesaj gelir. Özledim. Orada çözülür denklem. Gözyaşları makaslara karışır. Ayaklarım durmayı öğrenir yeniden. Dururum öylece. Biri bana susmayı öğretene dek ağlarım. Öyle çok ağlarım ki uykum gelir. Uyku bana susmayı öğretir. Yorgan kamburumu gizler. Hayaletim rüyama gelir. Senin kamburun varmış nasıl da fark etmemişim der. Uyanırım. Aynadaki siluetime bakarım. Yaşlı ben. Biri o halıyı duvardan çekse iyi olacak derim içimden. B gelince derim. Kamburumu duvardan sil derim. Siler.