ivan chtcheglov. fransız aktivist, şair, siyasi teorist. 1953 yılında, 19 yaşında Gilles Iavin adını kullanarak, lettirist enternasyonele ve sitüasyonist enternasyonele ilham veren “yeni şehircilik formülerini” yazdı. “hacienda inşa edilmeli” lafını da içeriyordu bu eser. factory records’tan tony wilson belki bilirsiniz, manchester’ın ünlü gece klübü “the haçienda”ya ilham verdi.

ivan ve arkadaşı henry de bearn yakınlarındanki bir inşaattan çaldıkları dinamitler ile eyfel kulesini patlatmayı plandı. çünkü “ondan yansıyan ışıklar, birlikte paylaştıkları çatı katındaki odalarına geliyor ve onları bütün gece uyutmuyordu”. ardından tutuklandı ve karısı tarafından akıl hastanesine yatırıldı. burada 5 yıl kaldı ve şok terapisi gördü. 1998 yılında öldü.

kendisinin kameralara konuştuğu bir metin. üşenmedik çevirdik. üşenmeyin okuyun. buradan da izleyebilirsiniz.


Yine de ideal bir durum her ikisini de içerirdi. İdeal olanı…

Tıpkı yaşlı bir genç adam gibi, sadece belirli durumlarda yaşlı olan biri

Evet, ama tabi ki bundan bile daha kolay.

“Dünyanın sonundaki ev”

Evet işte bu. “Dünyanın sonundaki ev.” Eğer hızlıca söz etmek gerekirse. Evet böyle düşünülebilir. Tabi tabi. Öteyandan, diğeri de tek katlı bir bina yüksekliğinde uçmaya başlar, şakşakçılar ve karıncayiyen oldukça ilginç hayvanlardır.

Bana efendim diye hitap edilmesini sevmiyorum. İnsanların bana efendim demelerinden bıktım artık. Insanların eylemleri hakkında bu kadar kötü hissetmeleri gerçekten inanılmaz – tıpkı sizin gibi efendim! İşte bu insanların konuşmalarını dinlemenin riskli tarafı… tıpkı onlar gibi olup çıkabilirsiniz. Hani şu bir türlü yumurtlayamadığı tek bir yumurta için endişelenip duran yaşlı tavuk gibi. Sizce deliriyor muyum? Hayır hayır, devam et! Kendimi durduracak değilim. Hepsi oltaya geldiler… her biri! Sadece ben değildim. Kanca ve yem onları ısıran için birbirinden ayırt edilemeyecek şeylerdir.

Ağzından çıkanı düşün biraz!

Yani, bayım, işte bu benim tek yaptığım şey! Yaptığım tek şey! Neyiniz var? Evet, işte bu! Sonunda birbirimizi aşağılayamayı bitirdiğimizde, işte belki o zaman ikimiz de doğru düzgün hayatlar yaşayabiliriz. Tüm hayatım boyunca hiç boşu boşuna birbirlerini azarlayan insanlar görmedim.

Boşu boşuna?

Ne belalar açtı bu! Burada neyin tehlikede olduğunu görmem biraz vaktimi aldı. Şimdi bunun için bir şeyler yapma zamanıdır. Evet evet. Normal bir hayat yaşamanın bir yolu olmalı.

Eğer bedel yoksa, oradan paçayı kurtaracağım.

Tabi ki bedel var efendim. Küçük bir parçadan daha çok.

Ama yoo, artık ben küçük bir çocuk değilim efendim.

Yani, hiç bir zaman bilemezsin. Ne belalara sebep oldu bu! Kaç sorun çıkardı! Bir gün, hepsi bunu unutmak için tatile çıkacaklar.

Ama yeterli paramız var mı ki?

Yeterliden de fazla, unutma bir zamanlar bölünmemizdeki sebeplerden biri buydu.

Ah, para!

Hepimiz kendi yolumuza gittik. Annemin dediği gibi “aynı anda iki yerde birden olamazsın.”

Efendim, efendim… Bu ne kadar salakça bir rekabet! Hem en iyide hem de en kötüde bir bit yeniği aramamızı istiyorlar.

Her zaman, hem bit yumurtaları o kadar da kötü değildir!

Peki peki! Sadece bize paramızı geri ver!

Pazartesi günündeyiz. Kanıtlayabilirim! Yalanlardan sıkıldım artık! Yalanlardan sıkıldım! Ne pis bir dost! Pis dost! Kulaklarım acıyor!

Derler ki…

Eh, bir sürü şey derler!

Derler ki…

Onu derler, şunu derler. Mesela geçen hafta dediler ki… ay! Söylenen daha bir çok şey var… O kadar fazla ya da o kadar az ki artık dinlemek istemiyorum! Mesela hepsi bir perinin minik bir tutu giyip minik dönüşler yapmasını beklerler. Yoksa, nerdeyse bütün kadınlar hayalkırıklığına uğrar… ve gitip kapkaççılık oynarlar!

Neredeyse hepsi?

Neredeyse hepsi giydiklerinin markasına bakarlar. Sonra bir gün sen de aynısını yaparsın. İşte o gün kendini garip hissedersin çünkü normalde böyle şeyler yapmazsın. Oh, la-la! Oh la-la! İşte bu midemi bulandırıyor! İşte bu şey midemi bulandırıyor! Bir şey yapmalı! Sence çok mu eğleniyorum burda? Gençlik. Şimdi çok uzaklarda.

Hmm, trajik.

Hayır trajık falan değil. Eğer bir inancım olacak noktaya gelirsem, baya bir yol almışım demektir! Eğer salağa yatarsan büyük bir ihtimalle bir salağa dönüşürsün, işte bu çok  yazık olur.

Kesinlikle çok yazık. Tıpkı artık kendilerini ilgilendirmeyen şeylere burnunu sokan her zamanki gibi sevgi dolu olan bir çift yaşlı ebeveyn.

Peki bu hikayenin manevi değeri nedir?

Değer diye bir şey yok. Ama bir etik anlayışı oluşmaya başlıyor. Karmaşık ve birleşik, yani tüm etik anlayışlarının olduğu gibi.

Etik mi diyorsun? Adeta bir hapishaneyi andıran bir akıl hastanesindesin ve etikten konuşmaya mı cesaret ediyosun?

Evet aynen öyle.

Eh, bu seni öldürebilir.

Bütün bunlar insanın söyliyceğini söylemesiyle ilgili. Benim lafım da bu işte: Burda kalacağım ve yalnız bırakılmak istiyorum.

Üzülecek hiçbir şey yok. 

Ne? Ne? Bu hoşuma gitmiyor.

Demek yavan doğrulara geri döndün?

Seviyor gibi göründüğün şey aynen insanların yiyecekleri sevmesi gibi bir şey.

Kesinlikle, en sevdiğim yemeği yemeyi düşlüyorum.

Ve para?

Azimle sıçan taşı deler.

Yine kelimelerle oynuyosun di mi canım?

Sen de!

Oh-la la. Yine mi kavgaya başlıyoruz?

Sonuçta ima etmediğin şeyler söylüyorsun.

Napalım, hayat böyle.

Hayır bu hayat falan değil. Bu korku. Ve bilgi açlığı

Sadece hödükler ve salaklar intihar eder.

Dinlemek zorunda olduğun şeyler… bazen sorun teşkil etmiyorlar ama diğer zamanlarda hep… kimlerin tarafında duruyoruz haberimiz bile yok.

Belirli dönüm noktaları silinmez!

Ah, bir zamanlar mutluydum.

Mesela: “Şunu yaptı” “Bunu yapıcak” “Katılıyorum” “Katılmıyorum” “Lütfen buradan gidin” “O burada” “Nerede?”

“O şöyle, o böyle”den daha tehlikeli hiç bir şey yoktur, sana söylüyorum.

Tartışmayı keser misin?

Sen kes.

İşte böyle zamanlarda insane yalnız başına kalamıyor

Çok sıcaklayabilir, ya da üşüyebilir. Ya da ikisi birden!

Eh yani, pek tedirgin değil miyiz?

Her şey yoluna girecek.

Emin misin?

Kesinlikle.

çeviri: etilen