toplumsal ya da daha geniş bir çerçevede küresel duyarlılık konusundaki düşüncelerimizi garissa olayı üzerinden daha önce paylaşmıştık. an itibariyle toplumumuzun ve dünyanın büyük bir kısmının ilgisi intihar saldırılarına yöneldiği ve brüksel saldırısı sonrası verilen tepkiler ile ülke sınırları içerisinde yaşananlar sonrasında dünyanın verdiği tepkiler bir kez daha karşılaştırılmaya başlandığı için hatırlatma ihtiyacı hissettik.

öncelikle intihar saldırıları dünya üzerinde yeni bir şey değil ama 2000 sonrası dönemde olağanüstü bir artış gösterdiği gerçeği mevcut. chicago üniversitesi’nin veri tabanı sağolsun ufak bir araştırma ile bütün fotoğrafı görebiliyorsunuz. 1982-2015 arası verileri içeren bu veritabanına göre 1982-2015 yılı arasında tam 4814 intihar saldırısı gerçekleşmiş ve bu saldırılarda 48.465 kişi hayatını kaybetmiş. 1982-2000 yılları arasında toplam intihar saldırısı sayısı 174 iken, 2000 sonrası döneme 4640 saldırı düşüyor.  sadece 2014-2015 yılları arasında da 1000’den fazla saldırı var. rakamlar fazlasıyla çarpıcı ve şaşırtıcı gelmiş olabilir. endişelenmeyin. tv 8’de survivor var.

dünyada en fazla intihar saldırısı olan ülkeler sırasıyla Irak (2008), Afganistan (1079), Pakistan (501), Suriye (192), İsrail/ Filistin (172), Nijerya (130), Sri Lanka (115), Somali (103) ve Yemen (99). Türkiye ise 32 patlamayla 13. sırada yer alıyor ve ciddi bir hızla listede ilerliyor. ne oldu da 2000 sonrası dünya özellikle ortadoğu’da kafayı yedi diye düşünebilirsiniz – cevabının oldukça basit olduğunu da belirtmek isteriz – ABD’nin Afganistan ve Irak işgali. Örneğin Irak’ta 2003 yılına gelene kadar sıfır (0) ihtihar saldırı varken, ABD işgali sonrasında 21.137 kişi sadee intihar saldırılarında hayatını kaybetmiş. benzer durum afganistan için de geçerli – 2002 yılına kadar sıfır (0) intihar saldırı varken, 2002’den sonra 1059 saldırıda 4778 kişi hayatını kaybetmiş. merak etmeyin. yeni iphone modeli henüz çıktı.

konumuza geri dönecek olursak, eleştirilen nokta neden dünyanın ve özellikle avrupa’nın ikiyüzlülük yaptığı. sebepleri ise oldukça basit ve ortada. özellikle bunu eleştiren kesim; kaç kere ırak, afganistan, pakistan, suriye, nijerya, sri lanka’da yaşanan intihar saldırılarına tepki gösterdiniz? orada yaşayanlarla birlikte yas tuttunuz? tutmadanız. ama orada savaş var demeyin, sizin ülkenizdeki savaşın sonuçlarını cumhurbaşkanı göğüs gere gere açıkladı son 5-6 ayda 3300’den fazla kişi öldü (ki bu rakamın daha fazla olduğunu biliyoruz), koca ilçeler yerle bir oldu. yani senin ülkende de savaş var. ama oralar uzak ve küçük (ve hatta gayri safi milli hasılaya göre geri kalmış ülkeler), biz avrupa’nın dibindeyiz demeyin, dünya liderinin kendi dünyasında anlattıkları kadar büyük bir güç değilsiniz. avrupa için de oldukça uzak ve küçüksünüz.yani bir nevi bizim ülkede yaşananlar doğal bir sonuç iken, avrupa’nın herhangi bir yerinde yaşananlar ise beklenmeyen bir felaket.

bütün bunlardan da öte insan oğlunun sadece doğrudan etkilendiği olaylara tepki verdiğini bertolt bretch çok güzel özetlemişti. bunu siz de yapıyorsunuz ve inkar edemezsiniz. dolayısıyla klavye başında küresel duyar arayışı içerisinde olmanız yerine, büyük problemin çözümüne katkıda bulunabilecek küresel bilinci oluşturmaya katkı vermeniz dileğiyle. birazcık empati başlangıç noktası olabilir. aksi takdirde kendinizi kandırmayı bile beceremiyorsunuz.