Biz, insanlık en baştan beri katillerimizin peşinden gideriz. Biz, bizi en dibe sürükleyenleri, kendi çobanımız olarak görürüz, zira biz en üstte olanlarız, biz yaratılanların en yücesiyiz ve bizden üstün ne olabilir ki?

Yaratılmışların en yücesi olan insan, dünyayı yok etmeye en eğilimli olandır, zira dünya onun için yaratılmıştır, onun hizmetine sunulmuştur ve başka hiçbir canlının bu mavi nokta üstünde söz hakkı yoktur.

İnsan, kendi çıkarları nedeniyle en çok kendi türünü ve başka türleri yok eden varlıktır, zira dünya kendisi için kurulmuştur ve sırf bu neden yaptıklarını doğrular niteliktedir, o insan, dünyanın sahibidir.

O insan ki inandığı doğruluğu sorgulanabilecek şeyler için kendi türünü ve daha da ötesi başka türleri öldürür, sırf kendi var ettiği şeylerden daha fazlasını elde edebilmek için.

İnsan kendi yaratmıştır, parayı, toprağı, madenleri birer sosyal statü belirteci olarak, ve kendi bunlar için kendiyle savaşır sırf kendi anlamlandırdığı şeyler için, kendisi kendi anlamlandırdığı şeyler dolayısıyla kendi türünden varlıklardan üstte olmak için daha fazlasını elde etmek ister.

İnsan budur, kendisi güçlü olmak ister, kendisi güçlü değilken güçlülere ateş püskürür, kendisi zayıf iken ise zayıfların fazla çalışmadığını söyleyecek kadar da ikiyüzlüdür.

Hangimiz güçlüyüz oysa, hangimiz kendi hayatımızdaki çelişkileri alt edebiliyoruz, hangimiz kendimizi ve kendi türümüzü yenebiliyoruz?

İnsan budur, kendisi güçlü olmak ister, kendisi güçlü değilken güçlülere ateş püskürür, kendisi zayıf iken ise zayıfların fazla çalışmadığını söyleyecek kadar da ikiyüzlüdür.

Hangimiz kendimizi aşabiliyoruz? Her birimiz kendi türümüzden birilerinin belirlediği sınırları aşmak için uğraşan tekilleriz. Artık yapacak hiçbir şeyimiz yok, sadece izimiz kalsın istiyoruz ve izlerimizi küreselleştiremedikçe birer hiç olmaya devam edeceğiz.

Ey insan ki kafandaki bir kiloluk hamurla sendin en güçlüsü canlıların, neden kendini öldürmeye çalışıyorsun?