marx and engels, god and angels” dönemi içerisinde olduklarından dinledikleri müzik “azınlık” müziğiydi ve her azınlık müziği gibi felsefesini öne atarak en doğru düşüncelerin kendine ait olduğunu iddia ederdi. liseye giden arkadaş grupları içerisinde olduklarından sık sık gezerler, kendilerini her daim atlas pasajı’nda bulurlardı. dead kennedys, minor threat, bad religion, sex pistols, kranch, rashit gibi grupları ilk dinlediklerinde birbirlerinin nefeslerinin tutulduklarına tanıklık ettiler. her ne kadar süreci geriden de takip etseler mondo trasho, eroll, disguast, dış mihrak, gorgor, eblek hardcore, hayta, pisscore gibi “fanzin”lerle duygusal bağ kurmuşlardı. 98 yılı geldiğinde o arkadaş grubundan oluşan baş harfleri yan yana getirip önceden edindikleri fanzinlerde yazan “kendi fanzinini yap” sözünden etkilenerek ilk yayıncılık hamlesine başladılar. uzun süre devam eden süreç kendini üretim kabızlığına sürükleyince kimi zaman internete kimi zaman da fotokopilere teslim oldular. aralarından çoğu yaptıklarının gençlik hezeyanı olduğu sanarak yaptıkları şeyden vazgeçtiler. o günden sonra immo guitti’nin çalışmaları kişisel hamleye dönse de kolektif çabalarla bir şekilde yürüyen dahke fanzinin ekseriyetle yılda bir sayısı fanzin şeklinde çıkarak can sıkmaya devam ediyor…

serinin bir sonraki ismi en harbici fanzinler listesinde baştan gelen pat kültür pank fanzini dahkenin çocuğu. dahke ne diyenlere yukarıda adam özetlemiş olayını. bir önceki cümledeki çok da gizli olmayan özne bizden çok tasarım/altyapı değiştiren tek site olma özelliğini kaybetmeyen dahke’nin hala ne olduğunu anlamadığımız has adamı immo guitti. bir dönem eskişehirde, senede bir şeref stadı‘nın deplasman tribününde gördüğümüz immo yaklaşık 5 yıldır bize dahke’nin eski sayılarını gönderecek. biz dahke’nin en çok “italyanların la gazetta dello sport’u varsa dahke teşkilatının da la gazetta dello dahke’si var!” girişini sevdik derken; pazar günü kendisine eski açıktan el-kol yapmadan önce cevap hakkı tanıyalım istedik;

kimdir?
insanın hep olmak istediği ya da hep olmaktan korktuğu her şeyim.
neden?
şimdilik yapacak daha iyi bir şey olmadığından.
düşlerlerde ne var?
ne var ya da ne yoktan ziyade elimde kalan son şeylerin ve hissederek yaptığım son şeyin düşler olması dahası beni hayatta tutan tek şeyin de yine aynı hisler olması o kadar korkunç ki…
ne yapmalı?
mutlu taklidi yapmak gerekiyor, mutlu olmadan önce.
ilham verenler?
76 yılının Mayıs ayında Rodos adasında doğan bir adam, birkaç yıl her gece bitmesin diye ağırdan aldığım romanın yazarı Louis Ferdinand Céline, lise yıllarındaki İngilizce hocam, Mondo Başako, kantinci Kemal abi, bir zamanlar nefesimi kesen Dead Kennedys…
ne okuyalım?
okunacak şey sonsuzdur.
ne dinleyelim?
ruhsal yorgunluğumuzu kulaklarımıza fısıldayacak şeyleri…
ne izleyelim?
the end yazısından sonra başlayan asıl filmleri…
bize ne sorarsın?
geçen gece taksim bostancı dolmuşunda omzumda uyuyakalan hatunun herhangi bir sosyal paylaşım sitesindeki profil adresini bana bulur musun? bu soru zor olduysa biraz hafifletelim istersen. alttan dersin var mı?
<etilen>alttan kalan yıllarımız var</etilen>
<etilen>bu soruyu kendin sorup, kendin cevaplar mısın?</etilen>
yalnızlık?
moda olsun, renklerini ben seçeyim. başucumda değil ayakucumda yalnızlık, üzerinde durduğum.

immo guitti

the ultimate fanzine