Hiçlik sahiden mi

Yaşam üstüne merak insanın varoluşu kadar eskidir. Nasıllı, Nedenli sorular her dönem insanoğlunun yularını tutmuştur. Elbette hepsinde aynı etki olmasını hatta bir etki olmasını bekleyemeyiz, çünkü içine doğduğu çevre bu soruları sormasına daha en başından engel olur bazılarının.

Coğrafya kader derler, hakikaten faunasının o kişinin düşünüş, algılayış böylelikle de yaşayışını etkilemiş olmasıyla adeta kanıtlar.

Düşünme yetisi bağlamında entellektüel seviyede olanlar, onlara elit de diyebilirsiniz, BU Yaşam üstüne düşünmeyi, keşfetmeyi kendilerine daima bir borç bilerek yol almışlardır. Bu kişiler hissettikleri bu sorumluluk duygusuyla BİLİNMEZ ne varsa açık etmek, kendilerini gerçekleştirmek isterler.

Bilim, Din, Ahlak, Siyaset, Ekonomi ve diğer hayatımızı çevreleyen konu başlıklarını açanlar olmuşlardır, adeta forum sitelerinde ilk entry’yi girip akışı başlatan yazarlar gibi. Ayrıca sizin yazarı olduğunuz forumun admini de bu kişilerden başkası değildir.

Bu kişiler kendilerinde bir GERÇEKLİK yaratma yetisine sahip olduklarını düşünürler, gerçekten bakıldığında da bunu başaranlar ta kendileridir.

Felsefe ise sayılan konu başlıklarından biraz farklı, çünkü o, kimseye tek başına bir kesinlik sağlamıyor, yaratılan diğer konular, diğer bağlamların aksine Felsefe: SOR ve SUS der.

Etik Felsefe, Bilim Felsefesi ve diğerleri… okyanusun içine inşa edilen küçük adacıklardan başkası değildir ve bir adacık sadece bir adacıktır, daha fazlası değil…

Felsefenin en temel sorularından birkaçı: Varlık var mıdır, varsa niteliği nedir, Hiçlik evrenin neresinde? gibi ontolojik temelli sorulardır.

Çünkü Felsefe yaratan insan daha doğrusu Felsefeyle yaratılan insan özünde kendini keşfetme arzusu duyar, çünkü o da bilir ki gizli saklı kalan şeyler vardır aynadaki yansıması olan, sesini anbean duyduğu kişiyle. Bundandır sebep, evrene sorduğu soruları da tuzaklıdır, bir boşluk arar evrenden ve ilk boşlukta kendini bilmeyi ister.

Şu ana kadar başarılı olduğunu yürekten hissettiğimiz kimse yok, bilimsel kanıtlar ise asla bir kanıt olamaz çünkü eğer bu noktada Bilim iş yapsaydı zaten soruyu çözmüş olurdu.

Ne saçma soru bu. Görüyorsan vardır, duyuyorsan vardır, varım işte. O da var.

Bu ve buna benzer lafları sıklıkla duyuyoruz çünkü içinde bulunduğumuz gerçekliğin tüm soruları cevaplarıyla beraber bulundurduğunu düşünüyoruz. Başka çaremiz yok, delirmemek için.

Ama bir şey daha…

Hiçlik.

Yukarıda yazdığım kelimenin sonrasına bakın, hiçbir harf, işaret, ‘Etki’ YOK.

Olgunun bize hissettirdikleri de onu savunanların hissettikleri de tam olarak bu boşluk. Aynı boşluk.

İşte bu noktada ilginç bir nokta var ki:

Varlığın olmasını kanıtlama şeklimiz devredeyken, gördüğümüz nesnenin herkes için görülmesi varlığa bir kanıt olabilir bir pencereden. Lakin biliyoruz ki insanın bir şeyi algılama biçimi insan sayısı kadar çeşitlidir yani Varlığın yarattığı “kaos”.

Diğer taraftan Hiçlik ise düşünen herkeste aynı etkiyi bırakır hemen hemen. O “Sessizliği”. Buna da Hiçliğin yarattığı “düzen” demeliyiz.

Evreni düzen kümesi olarak görmek farkında olunmasa da Hiçlik için atılmış bir tuğladan başka bir şey değildir. Fakat bu farkındalığı beklemek haksızlık olabilir, kapasiteler söz konusu olduğunda.

Hiçlik. Adını anmak bile kendini çürütmeye yeterliyken yine de onu duymak lazım.

Varlık. Onu kanıtlayan şeyin görmek duyusu olması.

Sadece bu, duyular konusundaki düelloları bile birinin diğerini beraberinde getirdiğini düşünmek için yeterlidir. Nietzsche, herkese meydan okuyan adam, Hiçlik’i ortaya atan. Yalnız bilinmelidir ki Varlık günün birinde Hiçlik adındaki kardeşini açık edecekti, bunu ha Nietzsche yapmış ha yapmamış.

Demem o ki Hiçlik’in yaratıcısının Nietzsche olduğunu söylemek, kardeşi Varlık’a haksızlık olacaktır.

Buraya kadar okuyan, ey OKUYUCU!

sana “O”nu anlatacağımı ve senin de olayı böylelikle bitireceğini düşünmedin, değil mi?

OYNA’maya bak. OYNA sadece.

2 replies on “ Hiçlik sahiden mi ”
    1. Kullanıldığı yere göre biri diğerinden daha uygun durabilir. Bununla birlikte bu en doğru kullanımdır demek çok anlamlı değil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir