Hayatla ilgili ilk algılamam, onun devinim içinde olduğu, yükseldiği ve annemin kalbinde çarptığı olmuştu. Daha sonra babamın aklının ışığına bıraktım kendimi. Gözlerimi kapadığımda dünyanın döndüğünü hissedebiliyordum. Elimi uzattığımda kaygının nefesini duyumsayabiliyordum. Kanımın içindeki sınır onların sevgisi, parıldayışları ve uyumsuz dualarıydı.

Zaman hepimizin aç kurtlarını hızla yaratıyormuş gibi onların anlayışından kaçtım. Deniz bir camdı. Gökyüzü ölçülemez bir yol.

Onların bilgilerinin gösterdiğine göre ben, zincirlenmiş olarak özgürce seyahat ediyordum. Ve soru sorabilme yetkisine minnettar kalarak, benden önceki herkes gibi sorguladım: Benim işim ne? Neden varız? Bütün cevaplar farkındalığın acısını, boşluğu ve eğlenceyi üretiyordu.

Durgunlukta avlanmak, acı çekmek şafakta
Tanrının huzurunda eğilmek, zarafeti yönetmek
Boşluğu ortaya çıkartmak, ruhları kaçırtmak
Bir çocuğu kaldırmak

Asılı duran,
Cennetin sesinin
Bir kuş gibi cıvıldadığı
Gökyüzüne.

Patti Smith / 1992