Bauhaus neydi?
Bauhaus şu sorunun yanıtıydı: Makine çağında yerlerini almaları için sanatçıların nasıl bir “eğitim”e ihtiyaçları var?

Bauhaus nasıl uygulamaya geçirildi?
Almanya’da, ilk önce Weimar’da ve ardından ise Dessau’da bir “okul”da uygulamaya geçirildi. Mimar Walter Gropius’un 1919’da kurduğu bu okul Naziler tarafından 1933’te tahrip edildi.

Hayalci bir Bauhaus için Enternasyonalist Hareket nedir?
Makine çağında sanatçıların gerçek yerinin NEREDE VE NASIL bulunacağı sorusunun yanıtıdır. Bu cevap, eski Bauhaus’un gerçekleştirdiği eğitimin hatalı olduğunu gösterir.

Hayalci bir Bauhaus için Enternasyonalist Hareket fikri nasıl uygulamaya geçirildi?
Hareket, bütünleşik bir devrimci kültür tavrı geliştirebilecek birleşik bir örgütlenme oluşturmayı amaçlayan bir eğilim olarak 1953’te İsviçre’de kuruldu. 1954’deki Albissola buluşması deneyimi, deneysel sanatçıların endüstriyel araçları ele geçirip bunları faydacı olmayan kendi amaçlarına tabi kılmak zorunda olduklarını gösterdi. 1955’de Alba’da hayalci bir laboratuvar kuruldu. Albissola deneyiminin sonucu şuydu: Dekorasyonun modern değerlerinin tamamen enflasyonist bir değer yitirimine uğratılması (çocuklarca üretilen seramiklerle karşılaştırın). 1956 Alba Kongresi diyalektik olarak bütüncül şehirciliği tanımladı. 1957’de Hareket, psikocoğrafi eylem düsturunu ilan etti.

Ne istiyoruz?
Bizler, çok önemli sonuçları herkesçe bilinen bilimsel araştırmanın emrinde olan ekonomik ve pratik araçlarla imkânları istiyoruz.

Sanatsal araştırma, bize göre saf bir tarihsel bilim olmayıp “alakalı” bilim anlamına gelen “beşeri bilim”le özdeştir.

Bu amaçla kurulan ilk ve tek kurum, 29 Eylül 1955’te özgür sanatsal araştırmalar yapılması amacıyla Alba’da kurulan deneysel laboratuvardır. Bu laboratuvar eğitim vermeyi amaçlayan bir kurum değildir; sanatsal denemeler için yeni olanaklar sunmayı amaçlar sadece.

Eski Bauhaus’un liderleri olağanüstü yetenekli büyük ustalardı, ancak kötü öğretmenlerdi. Öğrencilerinin verdikleri eserler, ustalarının dindarca taklit edilmesinden ibaretti. Ustaların gerçek etkisi dolaylıydı; Ruskin’in Van de Velde, Van de Velde’nin Gropius üzerinde örnek oluşturma etkisi vardı.

Bu katiyen bir eleştiri değildir, yalnızca bir gerçeğin kabullenilmesidir. Bundan şu sonuçlar çıkarılabilir: Sanatsal yeteneklerin doğrudan aktarılması mümkün değildir; sanatsal uyarlama [adaptasyon] bir dizi çelişik evreden geçerek gerçekleşir: Şok – Merak – Taklit – Reddetme – Deneyimleme – Sahiplenme.

Her bireyin tüm bu evrelerden geçmesi zorunlu değildir, ancak bu evrelerin hiçbirinden kaçınılamaz.

Pratiğe yönelik sonucumuz şudur: Eğitbilimsel [pedagojik] eyleme yönelik tüm çabaları terk ediyor ve deneysel faaliyete yöneliyoruz.

Asger Jorn
1957