Doğduk ve henüz hayal gücü olan birer tehdit olarak dünyaya geldik. Çocuk olmanın bile başlı başına bir mutluluk kaynağı olduğu, hatta yaşamın, kız çocuklarının saçlarından yapıldığı, hayal etmenin tüm dünyayı değiştirebileceği bir çağ idi. Çünkü hayal gücü bu dünyayı değiştirebilirdi! Çocuk işçiliğini engelleyebilir, geliri eşit bölüştürebilir, gündüzleri sömürülmeyi; geceleri aç yatmayı önleyebilirdi.

Belirli şeyler karşılığında belirli meblağları ödemeyi taahhüt eden ebeveynlerimizin evlerinde büyütüldük. Çitlerle çevrilen araziler, karşılığı faiz olan borçlar bizim geleceğimiz için alınmıştı. Anladıkça sıkıcı olmaya başlıyordu yaşam! Bir düzeni farkında olmadan yaşatan ve muhafaza eden bireylerin -ecek -acak kipleriyle süslediği zaman diliminin nesnesi olarak çağa evriliyor, pamuk şekerin masumiyetini kaybediyorduk.

İnsanlar dünyanın düzenli ve güvenli bir yer olması için yıllarca çalıştılar. Ama hiç kimse bunun ne kadar sıkıcı olabileceğinin farkında değildi. Bütün dünyanın parsellendiğini, hız limitleri konduğunu, bölümlere ayrıldığını, vergilendirildiğini ve düzenlendiğini, bütün insanların sınavlardan geçirildiğini, fişlendiğini, nerede oturduğunun, ne yaptığının kaydının tutulduğunu düşünün. Hiç kimseye macera yaşayacak bir alan kalmadı, satın alınabilenler hariç. Lunaparka gitmek gibi. Film izlemek gibi. Ama bunlar yine de sahte heyecanlardı. Dinozorların çocukları yemeyeceğini bilirsiniz. Büyük bir sahte afetin olma şansı bile oy çoğunluğuyla ortadan kaldırıldı. Gerçek afet veya risk ihtimali olmadığından, gerçek kurtuluş şansı da ortadan kalkmış oldu. Gerçek mutluluk yok. Gerçek heyecan yok. Eğlence, keşif, buluş yok.   –  Chuck Palahniuk

Büyüdük… Sistemin, uyanık olduğumuz her dakika, dikkatimizi başka yerlere çekmekle meşgul olduğu, tamamen zapt olduğumuzdan emin olmak istediği zamanlarda; önceleri güçlü ve sihirli bir sese sahip olan hatıraların, bir yaştan sonra iyi ya da kötü fark etmeksizin, sahiplerine acı verdiği çağları gördük. Artık neyi, nasıl, ne kadar tüketeceğimizi öğrenirken, sokağın karşısına geçmek istediğimizde; güvendiğimiz insanların ellerine ihtiyaç duymadığımız zamanlardı. Kitlesel tüketim için kitlesel olarak dizayn edildik!

Kamusaldık; diğerimizin kapısının önünü de süpürürken, ruhumuzun ana karasından koparılıp, başkalarının “anamal”ını artırmak için yeniden örgütlendirildik; bir sistemin sürekliliği için hazırda tutulan yedek ordunun “tükenmez” kalemiydik…

Karşılık beklemeden, yalnızca yapmış olmaktan keyif aldığımız ve kendimizi iyi hissettiğimiz iyilikler vardı; “fayda”yı öğrendik… Çöldü “fayda”, ve biz, faydadan yapılma bir çölde, kendi çölümüzü bekleyen bir çadıra dönüştük.

Yaşlandık… Biz, derin bilginin ve büyünün gömülü hazinelerini işaret eden sonsuz bir varlık; biz, ormanın, bereketin ve derinliğin ruhuyduk. Yaradılışa ihanet ettik, özümüzü sakladık, yabancılaştık ve kaybettik! Saklı kayıplar gibi aramızda ama görünmeden yaşamak zorunda bırakılmış insanlar haline getirildik.

Bu hayatı ve mekaniğini duyumsamamızı sağlayan; sanatı, sanatçıyı ve eserlerini yaktık, tüm yaşamın işleyişine mana katan duyguyu yok ettik (Film önerisi: Equilibrium, Fahrenhayt 451), robotize olmuş toplumlara dönüştürüldük (Prozac Nation).

Ölüyoruz; o yoldaki biziz ve bir mesafeyi kaplıyoruz. Haz için hızlanıyor ve süreksiz mutlu oluyoruz. Yapraklarında geçmişin adları yazmayan unutuş ağacının tohumları zihnimize ekilirken; dokunuşun adını unutuyor, gecenin adını unutuyor, kelimeleri unutuyor ve insan olmayı unutuyoruz. Şimdi o ağacın gölgesinde kendi gölgemizi bekliyoruz.

Biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük ama olamayacağız…Hepimiz heba oluyoruz…Bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor ya da beyaz yakalı köle olmuş…Reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşindeyiz…Nefret ettiğimiz işlerde çalışıyor, gereksiz şeyler alıyoruz… Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız…Bir amacımız yok; ne büyük savaş ne de büyük bir buhran yaşadık…Bizim savaşımız ruhani savaş… Ve bunalımımız kendi hayatlarımız…   –   Chuck Palahniuk 

Bildiğimiz tüm insanların ortak çabası olan bizler; ancak hayal gücümüz tükendiğinde “dünya” için bir tehdit olmayacağız. O zamana kadar; daha yeşil bir gezegenin, adil ve eşit olan herhangi bir yerinde, aç kalan kimsenin olmadığı bir sokağında, herkese eşit yağan yağmur damlalarının altında, gökyüzünün saçlarımıza değmesini hayal edeceğiz…

Hayatım sıkıcı ve değersiz olabilir ama en azından benim hayatım; fabrikada üretilmiş, ikinci el, kalitesiz bir hayat değil. – Chuck Palahniuk