Hatırlatma

İlk cümleyi arıyorum. Aklıma gelmiyor. Balkona çıkmaya çalışıyorum, bir adım ötesine gidemiyorum. Küçük bir çocuğun intiharını engelleyen anlamsız demir parmaklıklar koymuşlar; Fransız balkonu diyorlar. Onuncu kattayım, düşsem ölürüm. Düşene kadar yaşasam yeter. 
Paslı tellere asılmışım, plastik mandallara tutturulmuş omuzlarım çürümüş. Güneşte unutulmuş, kurumuşum. Çatırdamak üzereyim.
Kendime ölümü hatırlattım. Öğlen ezanı okunmuştu. Kulaklarım acımıştı. Hava nemliydi, tişörtüm sırtıma yapışmış, yokuştaydım. İniyor muydum, çıkıyor muydum? Hatırlamıyorum.
Kendimi gördüm, koşar adım yürüyordum. Sanki bir kavgaya yetişmem gerekiyordu. Sırtımda bir çanta, içi boş. Kendimi takip ettim. Işıkları geçtim, sola döndüm. Markete uğradım, bir paket sigara aldım. Arkama dönüp baktım, birbirimizi gördük. Yürümeye devam ettim. Yoldan sapmadan dümdüz aşağıya indim, altında bakkalı olan bir apartmana girdim. Ben girmedim. Kendim, apartmanın balkonuna çıktı. Aşağıya boş çantayı attı, içeri girdi. O, apartmanın içinde kaldı. Ben yürümeye devam ettim. Yalnızdım. Karşıdan karşıya geçmek için durdum, büyük kamyonlar, otobüsler geçiyordu, bir adım atsam ölürdüm, atmadım.

İkinci paragraftayım. İskele sallanıyor, vapur yanaştı. Rüzgar var, eski deri koltukların yanındaki eski pencere açık kalmış. Üstümde ekose bir mont var. Eskiden böyle bir montum vardı, hala var. Denizdeki gemilerin ışıkları suyu aydınlatıyor. Dışarıda oturanlar birbirlerine sokulmuş sigara içiyorlar. Yüzümü cama dayıyorum, sağ yanağım buz gibi oluyor. Nefesimi üflüyorum, buğulanıyor. Vapurun kıç tarafına gidip bir sigara yakıyorum, motorun kuvvetiyle dövülen dalgalarda peyda olan köpükler geceleri korkutucu gözüküyor. Sağ tarafımda sevgililer boyunlarında atkıları birbirlerine sarılmışlar. Çakmak istiyorlar, yok diyorum. Ben yalnızım. Köpüklere bakıyorum, atlasam girdapta ölür giderim, atlamıyorum.

Son paragraftayım. Meydan kalabalık, seyyar satıcılar gaz lambalarını asmışlar. Etlerin dumanı ve kokusu yayılıyor. Mısırcı, pilavcıya küfür ediyor: orospu çocuğu!
Gülüyorum. Bu küfür beni hep güldürür.
Çarşının içine karışıyorum, çiğ balık kokusu midemi bulandırıyor. Bir adım ötede çok pişmiş kokoreç tezgahında kavga çıkıyor. Kokoreççi, elindeki büyük bıçakla adamın üstüne yürüyor, küfür ediyor: ananı sikerim! Gülüyorum. Bu küfür beni bazen güldürür.
Heykelin sağından yukarı doğru çıkıyorum. Hep yokuş var. Yokuşlar hep yukarı doğru denk geliyor. Terk edilmiş binanın terk edilmiş kapısının önündeki yarısı kırık mermer basamağına oturuyorum. Kafamı soldaki yüksek binanın onuncu katına çeviriyorum. Yukarıda kendimi görüyorum. Ellerim demirlere yaslı aşağıya bakıyorum. Biliyorum, atlamayacağım. Ama çok değiştim. Yukarıdaki ben miyim? Emin olamıyorum. Kendime ölümü hatırlatıyorum: O düşerse sen de düşersin. 

Comments

Gamze dedi ki:

buraya kadar her şey yolunda x 10.

Bir cevap yazın