hasta kimdir?

“hastal─▒k hayata bir bak─▒┼č tarz─▒d─▒r.” (g.d.)

Michel Foucault’nun eserinin ├╝lkemizde pek tan─▒nd─▒─č─▒n─▒ s├Âyleyemeyiz, tan─▒nmas─▒na hizmet edebilecek terc├╝melerinin olduk├ža itici ve anla┼č─▒lmaz olduklar─▒m da itiraf etmeliyiz, son olarak onun “postmodem” bir d├╝┼č├╝n├╝r olarak uzak tutulmas─▒ gerekti─či fikrine yaln─▒zca bat─▒l─▒la┼čman─▒n kar┼č─▒t─▒ islami-muhafazak├ór yazarlar─▒n alayla bakmalar─▒ da yeterince manidar, b├Âyle bir fikir ├╝lkemizde genelde sol entellekt├╝eller taraf─▒ndan payla┼č─▒l─▒yor ve T├╝rkiye gibi bir ├╝lkede ya┼čayabilmek i├žin iktidarlara kar┼č─▒ verilmesi zorunlu olan m├╝cadeleler boyunca en az─▒ndan birka├ž noktada i┼če yarayabilecek olan bir d├╝┼č├╝nce ne yaz─▒k ki birtak─▒m kli┼čelere pek kolay teda ediliyor, oysa Foucault’nun b├╝y├╝k bir “do─čruculukla” tasvir etmeyi ba┼čard─▒─č─▒ “modern” denilen b├╝t├╝n bu kurumlan, ├Ânce modem askeri k─▒┼čla sistemini, ard─▒ndan ├Ânce askeri sonra “sivil” hastaneyi, sonra zorunlu okulu, hapishaneyi ve b├╝t├╝n bu “disiplin” kurumlar─▒n─▒ ithal eden bu sat─▒rlar─▒ yazan ki┼či de─čil, Foucault’nun “postmodem” d├╝┼č├╝ncesini bu t├╝rden “disiplin” kurumlar─▒n─▒n bask─▒lan alt─▒nda inlemekte olan koskoca bir n├╝fus i├žin bir “l├╝ks” olarak uzakta tutmaya ├žal─▒┼čmak olsa olsa ┼čuna var─▒r: bug├╝n art─▒k her bak─▒mdan “sorunlu” olduklar─▒ besbelli olan bu kurumlara “i├žkin” olan bir ele┼čtiri de vard─▒; bu ele┼čtiri ta ba┼člang─▒├žtan beri i┼čin i├žindeydi; ve biz kurumlar─▒ pekala ithal etmi┼čken bu ele┼čtiriyi ithal etmemeyi makul g├Âr├╝yor haldeyiz…

├╝lkemizde de bu kurumlar en az bat─▒daki benzerleri kadar sorun yarat─▒yorlar, bunu f-tipi cezaevleri meselesinde olduk├ža can-yak─▒c─▒ bir ┼čekilde hissettik, hi├žkimse bug├╝nlerde dokunulamaz tek kurum olarak orada duran askeriye d─▒┼č─▒nda e─čitim sistemimizin, hastanelerimizin, ─▒slahevlerimizin ve benzeri kurumlar─▒m─▒z─▒n ├žal─▒┼čt─▒─č─▒n─▒, e─čer y├╝zs├╝z bir bakan veya ├╝st d├╝zey b├╝rokrat de─čilse s├Âyleyemiyor, bunun nedeni sadece bu kurumlar─▒n “k├Ât├╝”, “hastal─▒kl─▒” ya da “mahkum edilmi┼č” ya┼čant─▒lar─▒n d├╝nyas─▒ olmalar─▒ndan gelmiyor, aksine oralarda sunulan “hizmetlerin”, yani bu kurumlar─▒n kendi ├Ânlerine bi├žimsel olarak koymu┼č olduklar─▒ ama├žlara eri┼čtirecek yollar─▒n ve y├Ântemlerin yeterince i┼člemediklerinden yak─▒n─▒yor, reform talebiyle ortaya ├ž─▒kmayan hi├ž bir kurum yok gibi. Foucault’nun ironik bir ┼čekilde alt─▒n─▒ ├žizdi─či gibi, b├╝t├╝n bu “disipline dayal─▒” kurumlar sanki reform talepleriyle birlikte do─čmu┼člar: askeriyede reform, fabrika sisteminde reform, e─čitimde reform, sa─čl─▒k sisteminde reform, cezaevlerinde reform, genel olarak hukuk sisteminde reform…

ayd─▒nlanma ve Frans─▒z devrimiyle tarihsel do─čumlar─▒n─▒ ya┼čayan, Napolyon sava┼čtan arac─▒l─▒─č─▒yla ├Ânce Avrupa’ya, kolonyal d├Ânemde ise t├╝m d├╝nyaya yay─▒lan bu kurumlar─▒n sadece “reformcular─▒” ilgilendirmeyen, do─črudan birilerinin hayat─▒n─▒ ve ya┼čant─▒lar─▒n─▒ etkileyen bir y├Ânleri oldu─ču genellikle unutulmu┼č gibi davranl─▒r. fabrika i┼č├ži i├žin bir sorundur, t─▒pk─▒ hastanenin hasta i├žin bir sorun olu┼čturdu─ču gibi; cezaevi mahkum i├žin bir sorundur, t─▒pk─▒ okulun ├Â─črenci i├žin bir sorun oldu─ču gibi… bu durum bize bir zamanlar “muhafazakar mistisizm” ad─▒na T├╝rkiye’ye rahatl─▒kla ithal edilmi┼č bir filozofun, Henri Bergson’un nedense bu ithalatta bulunmayan ├žok derin bir d├╝┼č├╝nce ve uyans─▒m hat─▒rlat─▒yor: sorunlar ve sorular, sorulduklan anda ├Âyle bir devreye girerler ki, onlara bir cevap bulmak zorunluymu┼č gibi gelir, bir ├Â─čretmenin soraca─č─▒ en sa├žma-sapan soruya muhakkak do─čru ya da yanl─▒┼č cevaplar olmal─▒d─▒r, ├Â─črenci ┼č├Âyle d├╝┼č├╝necektir: soru verili oldu─čuna g├Âre do─čru bir cevab─▒ var, onu s├Âylemeyi ba┼čarmal─▒y─▒m… do─čruluk-yanl─▒┼čl─▒k kriterleri nedense sorular─▒n kendisi i├žin yoktur, cevaplarda bulunurlar, b├Âylece g├╝n ge├žmez ki bizim i├žin haz─▒rlanm─▒┼č ve medyada kotar─▒lm─▒┼č (buna ajanda deniyor) birtak─▒m sorulara ve sorunlara muhatap olmayal─▒m: psikolojik, sosyal, ekonomik sorunlar… neticede bu sorunlar─▒n hangi anlamda ┼ču ya da bu bireyi ilgilendiriyor oldu─čunu sormak bile anlams─▒zla┼čt─▒nyor.

Sorunun ├Âncelli─či s├Âz konusu kurumlardaki hayat─▒ bir “ya┼čant─▒” ya da daha do─črusu bir “ya┼čam kesiti” k─▒lan ┼čeydir, b├Âylece bizim bir “aile hayat─▒m─▒z” vard─▒r, bir “i┼č hayat─▒m─▒z” vard─▒r, maazallah cezaevine veya hastaneye d├╝┼čersek bir “mahpus hayat─▒m─▒z”, bir “hastal─▒k d├Ânemimiz” olacakt─▒r, erkek vatanda┼člar tam anlam─▒yla vatanda┼č olabilmek i├žin askere gideceklerdir… vesaire… vesaire… ve biz de bu kurumlann bizi bir ┼čekilde “ya┼čatmak” i├žin varolduklar─▒na inanmaya itiliriz: aile bak─▒m─▒m y├╝r├╝tt├╝─č├╝ ├žocu─ču ve di─čer aile fertlerim ya┼čat─▒r, okul ulusal ve evrensel bilgiyi ya┼čat─▒r, askeriye vatan─▒ ya┼čat─▒r, fabrika n├╝fusu besler, hastane hastay─▒ ya┼čat─▒r, hapishane ise ba┼čka t├╝rl├╝ yok edilmesi pekala m├╝mk├╝n olan mahkumu bar─▒nd─▒rarak d─▒┼čar─▒daki toplumun bekas─▒n─▒ sa─člar… sorun bu kurumlar olu┼čturulmadan, icad edilmeden ve genelle┼čtirilmeden ├Ânce insanlar─▒n ya┼čay─▒p ya┼čamad─▒ktand─▒r.

Her durumda, birtak─▒m olgusal ger├žekler var: aileden okula, okuldan “vatani hizmete”, oradan fabrikaya ya da “i┼č hayat─▒na”, bazen hastaneye, bazen cezaevine devredilip duruyoruz ├Âlene dek… bu devir teslim i┼člevi, Gilles Deleuze’├╝n dikkat ├žekti─či gibi hep bir “… art─▒k de─čilsin” s├Âz├╝yle ger├žekle┼čiyor: okula ba┼člad─▒─č─▒nda sana “art─▒k ailende de─čilsin” deniyor; b├Âylece askerde veya fabrikada art─▒k ailende ya da okulda de─čilsindir vesaire… Foucault’nun bu noktada sordu─ču soru son derecede derindir: nas─▒l oluyor da her biri kendi kurallar─▒na, rit├╝ellerine, ama├žlar─▒na sahip olan b├╝t├╝n bu kurumlar hem birbirlerinden t├╝m├╝yle farkl─▒ olduklar─▒n─▒ iddia ediyorlar, hem de birbirlerini o kadar and─▒r─▒yorlar?

“…Art─▒k de─čilsin” bu disipliner kurumlan birer kapatma-ku┼čatma-d─▒┼člama mekan─▒ haline d├Ân├╝┼čt├╝r├╝yor, kapatarak ├Â─čretme, kapatarak ├žal─▒┼čt─▒rma, kapatarak tedavi etme, kapatarak disipline etme, kapatarak cezaland─▒rma… ama sadece bast─▒rarak, kapatarak, k─▒s─▒tlayarak ama├žlanan Foucault’nun deyi┼čiyle “uysal” v├╝cutlar ve ruhlar ├╝retilemez. bu kurumlar─▒n muhtemel bir sert direni┼čle kar┼č─▒la┼čmamalan i├žin, b├╝t├╝n “reform” giri┼čimlerinin yan─▒nda bir de yalana, ├╝├žka─č─▒da ve nobranl─▒─ča da ihtiya├ž vard─▒r, b├Âylece san─▒─č─▒ mahkum eden yarg─▒├ž. mahkumun g├Ânderildi─či binan─▒n kar┼č─▒s─▒na ge├žip “bu bir cezaevi de─čil, biz cezaland─▒rm─▒yoruz, e─čitiyoruz, tedavi ediyoruz, ─▒slah ediyoruz, b├Âylece onu topluma kazand─▒raca─č─▒z…” diyebilecektir; ayn─▒ ┼čekilde bir doktor i├žin asl─▒nda bir “fabrika-i┼čyeri” olan hastane hastay─▒ bamba┼čka bir ya┼čant─▒ bi├žimi ├žer├ževesinde kapat─▒p ku┼čatacakt─▒r. hepimiz Ali okulu’nu, yani ├žo─ču ki┼činin okuma yazmay─▒ okulda de─čil askerde ├Â─črendi─čini biliriz, kapitalizmin ilerlemi┼č d├Ânemlerine tekab├╝l eden fabrika sistemi ise (fordizm, taylorizm) bu ikiy├╝zl├╝l├╝─č├╝n doruk noktas─▒n─▒ olu┼čturuyor: orada olup bitenin serbest bir pazarda ├Âzg├╝r r─▒zas─▒yla eme─čini satan ki┼činin “hakk─▒n─▒ almas─▒” oldu─čuna inanmamak i├žin ge├žen y├╝zy─▒ldan beri ├žok derin teorik uyanlar, ara┼čt─▒rmalar yap─▒lmas─▒ gerekmi┼čti, ama yine de bu y├Ânde do─čal bir inan─▒┼č var gibidir: ├╝cretli emek s├╝reci “kapat─▒larak”, g├Âzetlenerek, denetlenerek, s├╝rekli bir kontrol alt─▒nda icra edilmektedir, fabrikan─▒n hapishaneden ├žok farkl─▒ olmamas─▒n─▒n, hastaneden tutun okula ve k─▒┼člaya var─▒ncaya kadar b├╝t├╝n “disiplin” kurumlann─▒n ondokuzuncu y├╝zy─▒l ba┼članndan beri Bentham’─▒n ├╝nl├╝ Panopticon’unu temel mimari bi├žim olarak kabul etmelerinin nedeni budur, felsefi antropolojiye kar┼č─▒… k├╝lt├╝r antropolojisi Avrupa’da onzekizinci y├╝zy─▒l sonlar─▒nda olu┼čmaya ba┼čl─▒yor…

Ulus Baker

Bir cevap yaz─▒n

E-posta hesab─▒n─▒z yay─▒mlanmayacak. Gerekli alanlar * ile i┼čaretlenmi┼člerdir