Nietzsche der ki:

İntikamını alamayan iktidarsızlık, nezakete dönüştü; yüreksizlik de tevazuya.

Nezaket ve tevazu kavramlarına bu şekilde yaklaşınca nasıl da kırılgan ve aciz bir hale bürünebildiği apaçık görülebilir. Güçlü durulması gerektiğinde o duruşa sahip ol(a)mama, o tepkisizlik veya anlamsız tepkiler zamanla içkinleşir ruhunla. Gölge bir benlik hüviyetiyle yaşar seninle, sana bağımlı bir vaziyette. Umulur ki içinde kök salan bu gölge senin yerini almaya çalışmaz. Eğer kaldırabilecek kudret de yoksa, olguların ağırlığıyla ezilirse algıladığın -kafandaki- dünya, bir travma doğar. Bu travma gerçekliğine hükmetme istencindedir. Eğer, büker, şekilden şekle sokar duyguların aracılığıyla. Ama dönüştürmez asla. Kocaman bir ilizyon şovu izletir. Her bir perdesi  yap(a)madıklarından müteşekkil tiyatro oyunu. Yazan-yöneten ve tek seyircisi de sen.

Korkmamalı  dışa vurmaktan. Neye mal olursa olsun nefessiz -esir- yaşamaya yeğdir.

Sevgiler.