Gilles Deleuze’ün sinema ve müzikle felsefi eseri çerçevesinde kurduğu ilişki olağanlığın düzlemini aşıyor. Her filozof, her entelektüel ve sonuçta “herkes” müzik ve sinemayla belli bir ilişki içindedir, hatta sinema ve müzik üstüne yazıp çizmesi de normaldir. Adorno ve Bloch müzisyendiler ve sinema kadar karmaşık bir eğlence endüstrisinin kaprislerine boyun eğebilecek vakitleri olsaydı sanıyorum pek çok düşünür gibi söyleyeceklerini bu görsel-işitsel dil aracılığıyla iletmek isteyeceklerdi. Deleuze gibi müzikten ve sinemadan üretim açısından çok uzakta seyreden bir filozofun bu alanlarla kurduğu ilişkinin oldukça “özel” olabilmesi bu açıdan manidardır. –

“Sinemada bir fikri olmak ne demek? Dahası: Bir şeyde bir fikre sahip olmak ne demek?” soruları etrafında ulus baker çevirisi ve önsözüyle deleuze’den iki konferans.

gilles deleuze – iki konferans (.pdf)