geceden bir tekne yapalım mı?
ilk ışıkla gidelim buralardan,
rüzgara karşı yürüyelim.
belki bi uçurtmamız yok ama,
pazar poşetlerinden en güzelini yapalım.
gökyüzünden püsküller takalım rengarenk..
sevdiğimiz türküleri ıslığımızla söyleyelim..
beraber trene binelim ve gidelim bir yerlere,
kaybettiğimiz çocukluğumuzu bulmaya.
belki denk gelir çakışırız saklambaç oynarken,
ama sen kaldırımda öp ve kaç beni..
utancımı bana bırakarak koş.
öksüz ruhlarımızıda alıp gidelim.
ya sevişelim ya da ölüşelim..
akşam üstü terk edelim bizi acıtan herkesi..
kussak boşalabilir miyiz?
parmaklarımız boğazımızda gidip gelirken.
sabahı değiştirelim..
ya öpüşelim ya da ölüşelim..
birbirine çarpan iki göktaşı gibi.
zaman hangi ara onaracaktı,
yırtık papuçlarımızı..
çocukluğum yamalı mutluluğum..
gidelim buralardan..
bir zevk çığlığıyım aralıkta doğan.
piçim üstelik..
korkmuyorum karanlıktan..
sarıl yetimliğime..
büyük adamlar gibi öp beni.
delik deşik bedenimin arı sokmaları.
ama hiçbir zaman acıtmadı terk edenler kadar.
ve gidelim buralardan.
rüyalarıma giriyor artık,
yüzü aynalara küs çocuklara.
tecavüz ediyorlar..
çığlık atsam ölücekler.
sussam öleceğim.
boğuluyorum..
gidelim buralardan..
sokaklar, okullar, varoşlar..
ceset kokuyor..
kan tadı vermeye başlıyor bakışlar.
tüm acil çıkışları kapalı hayatımın.
kaç kere ölmüştüm? unuttum..
ama sen sus..
sokak ortasında vurulursun,
bir bahar sabahı.

gel gitme..

gidelim buralardan..
bir sigara yak ve tutuştur elime..
bana hiç bilmediğim hikayeler anlat.
sende benim kadar yalnızsın şimdi.
sana geldim..
sesimi ve dokunuşlarımı bıraktım durakta.
sızımla geldim..
yaralarına basıp kendimi,
acılarını emmeliyim..
hadi vakit yaklaşıyor,
gidelim buralardan..
dilimize yabancı düşüp,
sürülmüşüz beton yığınları arasına.
yabancılaşmışız sevgiye ve aşka..
kovulmuşuz fabrikalardan, mektep sıralarından.
küfür etmişim uyku arasında patronlara.
edebiyat öğretmenimle tartışmışım,
okumuyorum şu çılgın türkleri.
hadi bana nazım hikmeti anlat hocam..
Dostoyevski’yi, Victor Hugo’yu,
Tolstoy’un barış ve savaşını..
Shakespeare gibi masumluğu ve vahşiliği anlat.
ipleriniz başka parmaklarda oynatılmaya alışık,
sahtekarsınız hocam..
bizide yakmadan bunlar,
gidelim buralardan..
postallarımı sıkı bağla düşmesin asılırken ayağımdan,
yaşım 27 size benzemediğim için öldürdünüz beni.
korktunuz küçük bir çocuk gibi altınıza işemekten.
polyanna olamadık hiçbir zaman.
sevdiğim adam yanımda,
gözlerimin içine bakmakta..
vakit bu vakit,
kaybolduk kaybolmuşluğumuzda..

23.06.08
zeytin