“Galiba büyüyordum, belki de büyümüştüm. Bir çocuk olmaktan neydi hatırımda kalan? Bazen bunu tuhaf bir ıslaklıkla hatırlatan şeyler var, gözlerimin, burnumun, ellerimin, ayaklarımın yürürken ve koşarken, bir yere oturmuş sallarken altıma toplarkenki halleri ile birikmiş anıları var. Bir zamanlar çocuk olduğumu onu zamanını ve kokusunu biliyorum. Neler duyduğumu hatırlıyorum. Ezilmiş incir ve ısınmış ot kokusu biraz da beklemiş su ve sanki şurdaki ekmeğin yarısı, bunları alıp çocukluğuma gidebilirim ve yerimi hiç şaşırmadan bulabilirim. Bir oyuk gibi duruyordur eminim. Bir büyük afete ve devrilen zamana kadar benim çıktığım oyuk olarak kalacak bunu da biliyorum. Ama genç olmaya ait ne bir yerim, ne bir kokum, ne oyuğum var. Gençlik yoksa bu mu demek, yersiz yurtsuz kokusuz bir oyuğa kıvrılamadan çocukluğun yaz güneşi çekilince çöken sis mi demek? Her şeye böyle bir sis perdesi ile bakıp da ağamamak mı demek? Genç, yaşlı birinin imrendiği bir ilkbahar mı gerçekten de? Kavak yeli mi, söğüt dalı mı, ince taze filiz mi, seyrek ve titrek bir meleyiş mi, ince damlalı geçiveren bir serpinti mi, gülüşü içten ve neşeli mi, acaba ağzı kendinin mi?

Yoksa parlak ama sert bir ayaz gibi donduran bir ışık mı? Yoksa her şey yapabilir sanılırken kendine yönelmiş bir bıçak mı? Genç, güzel parlak bir günde kapkaranlık bir yerde daha saat öğlen onikide lokantacının pek övdüğü kaşar pane ile içkisini içen ve kendini kendine zehir olarak sunan mı? Öğlen üstü olup hava akşama döndüğünde evine varan ve sıkıntı ile yatan gece onda yıllar geçmiş gibi kalkan ve sabaha kadar dört dönen mi? Her şeye rağmen aynada iyi görünen mi? Ayna kalbi bu kadar bilmeyen mi?

Dans edene genç denir mi?
Gülüp eğlenene, o havuza girene?
İştahla oturmuş yiyene, çocuklara gülümseyene?
Ders ve ibret bilene, hikmetli söz dinleyene?
Genç denir mi geceyi sevmeyene,
Sağını solunu oturtup bir temiz dövmeyene?
Genç denir mi gençliğini şiire ve karanlık meyhanelere gömmeyene?
Gömdüğü nedir bilmeyene, gömüp geri dönmeyene, mezarını bilmeyene
Genç denir mi siste yürüyüp kaybolmayana,
Kendini görüp irkilmeyene?
Genç olduğunu bilene
Diriyi bırakıp ölüyü sırtlayıp gelmeyene
Kendi gençliğini vurup öldürmeyene
Genç denir mi?

Gençken ölmeyen ve ömrünün geri kalanını bu ölüyü sürüklemekle geçirmeyen yetişkin olabilir mi?
Gençtim. İstisnasız her gün öldüm.”

-öyle miymiş, şule gürbüz
şarkısı