Gece İşçileri – I

Gece kuşlarının ve gece işçilerinin ürkek ayak sesleriyle,
dağılan ışıklar; sokak köşelerindeki orospuların ceplerine doldu.
Bir çift kanat oldu göz kapaklarım, sessiz hayaletleri çırpınışlarıyla kovdu.
Yorgun ve terli pencerelerdeki bedenler kayboldu.
Renkleri çuvallarını taşıyan esmer adamlar,
Kör aydınlıkta dans edercesine yarışarak yoruldular…
Gri dükkânların loş ışıkları veya neon tabelaları altında
çocukça rüyalara dalıp, yarı açık gözlerinde asılı kaldı ay ışığı…
Ağırlıklarıyla yürüdüm evime; karanlıktan kaçan çocuklar gibi…

I

Gözleri derin deniz mavisi,
günlerin hırsızı, geçmişin aşığıydı…
Sigara sarhoşu elleriyle, sokak lambalarını sayarken,
bulutların sürtünüşünü görmezden geldi.
Abartısız bir hikâye isterdi…
Zamanın zahmetsizce çalışan parmakları gibi,
kalabalıkların hüzünlü, çaresiz silahlarının ucunda;
dudakları bir gülümsemeyle karşılık verirdi.
Gözleri derin deniz mavisiydi.
Jacob gibi kayıtsızca dağıttı hayalini ve herkesten nefret ederdi.
Aynanın karşısında iyi, yalnız kaldığında çirkin
Ve soru sorduğunda kötü biri gibiydi…
Sustuğunda bazen ölüm bile küserdi.
Zamansız bir sarhoşlukla, uzaklardaki bir kadını düşlerdi.
“İstasyonlar şehri böler mi?” der gibi bakardı.
Kızıl odanın, bacakları irinli yatağında uykusu kör bir şaire döndü.
Bedeni odanın renginde boğuldu ve gitti…
Ay, öldü!

II

Saçları iş yeniği beyazı, yüzü anlamsız karmaşalar oyunu
Sahnesiz bir deliydi!
Chaplin şımarığı gülüşüyle selamlardı güneşi!
Bazen güneşten önce uyanırdı;
gerçeği sisler gibi dağıtan elleriyle…
Düşlerinden uyanıp beklediği geceyi,
habersizce çağrıldığı zamanlar mahvederdi.
Belki de ölümün jübilesiydi…
Hafızası, yaralarının düzensiz günlükleriydi.
“Bazen yaralarıyla kalmalı insan!” der gibi, bakardı.
Kızıl odanın içinden kaçıp, bataklığa düşen kuşlar gibi yaralı…
Eski paltosuna yeni yanık izleri eklendi.
Dudakları mor, karanlık mavisiydi.
Ucuz şarap günleri şımarıklığının bıraktığı yorgunluk,
sizi dolduruşa getirecek hesaplarla doluydu; göremediğiniz defterlerinde
“ Bam, baamm, baaammm!”
Az önce vurdu, korkunç ağırlığının sahibini…
Ay, öldü!
Islak gökyüzü çukurlarında isli sakallarımız uzanırken denize,
suya dönüştü yüzümüz.
Bakır rengi şişelerle kestik karanlığı!
Çukurlara bulutlar doldurduk.
“ Pantolunlu Bulutlar’a döndük, çıldırarak sesten! ”
Yıldızlar uyurken şarkılar söyledik.
Rüyalarında biz kimdik?

 III

Küfür özrü, sessiz dudakları;
özlem ve hüzün karası istasyonlar kadar yalnızdı.
Sokak çıkmazı siyah beyaz hayâlinde,
geçimsiz seyahatlerinin silahı – gözleri –  yorgundu…
Mahallenin orospularıyla, genç devrimcileri
bilindik kahvaltılarını yaparken,
tedirgin bedeninde her zaman kış günü sersemliği vardı…
Otobüslerin ve minibüslerin sesleri,
büyük fillerin taklidi gibi korkuturdu!
Yalnız kaldıkça sonbaharı çağırıyordu,
yağmurun sekerek inişi,
bir kastratonun hüzünlü sesi gibi gelirdi
ve sabırsız sesler arasında sokağa inemezdi sesi.
“Devrim, müziği bir araya toplayan bir fotoğraf gibiydi,
İnsanları tanımak da öyle!” der gibi, bakardı.
Sevinci odanın rengiyle birdi bazen,
bazen başka renklere boyardı
odayı, kadınları ve sokağı…
Ay, öldü!

IV

Saçları deniz dalgası…
Kısa adımlarla gezmeyi sevdiğim köprülerden birindeydi…
“İşte!” diyordum, ne güzel olurdu sonsuzluk…
“Ne güzel!” diyordum, köprü ve karşısındaki dünya!
Bir de fotoğrafı; köprü, kadın ve ben…
Güneş biraz daha bekleyebilirdi!
Odamın her köşesinde ay ışığına uygun bir şarkı aradım, bulamadım…
Ben de ışığından çaldım!
Pencerem korumak için çatılara yansıttı kendisini,
Ben tıka basa bulutların arkasına saklandım!
Ottan, şarkılar ve yavan ekmekler çiğnedim.
Ve gece işçilerinin yatakları üşürken, en uzun saatlerimi sayardım;
Sırtımın küskün talihini…
Sonsuz yanlışlarla aşınırken yüzüm, yerçekimsiz kötülüklere düştüm.
Sonra odam nasıl eski haline döndü, şaşırdım!
Birkaç şiir olarak kaldı aklımda…
Unutulmuş bütün rüyalarıma, yaşasın!
Görürsem zamanın kayıtsız elleri sarsılır,
karanlığa döner ortalık, aynı gülüşün tekrarı gibi…     

2 replies on “ Gece İşçileri – I ”
  1. Sevgili Satürn, bu dünyadan değilsin! İyi ki de değilsin.
    Kaç defa okudum bilemiyorum.

    1. Merhaba, yorumunuzu çok geç gördüm kusura bakmayın… Bu gibi seyler yenisi için güzel bir bahane oluyor. İlgin için teşekkür ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir